Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
975
 

Düşünce engelli olmak

Doğduğumdan beri çektiğim ve ömrüm boyunca çekeceğim uykusuzluk problemini yaşadığım gecelerden birini yaşıyorum . 2008 yılının Ramazan ayının ilk sahuru. Sahura hazırlanan evlerden süzülen ışık bir nebze olsun geceyi aydınlatıyor. Bana, kavgaya tutuşacakmış izlenimi veren Ramazan davulcularının manisiz davul sesleri. Sizi bilmem ama benim aklıma Ramazan davulcusu diyince mani söyleyen Ramazan davulcuları gelir. Bünyem, oruç tutmaya izin vermediği için oruç tutamıyorum ama her Müslüman gibi Ramazan ayının bana verdiği huzuru hissedebiliyorum.

Tekrarı yayınlanan bir dans yarışmasını izliyorum. Kanallar arasında gezinti yaparken bu yarışmaya bir bakayım dedim. Jüri üyeleri, yarışmacılar, yarışmacıların yaptıkları gösteri sonucu jüri üyelerinin yorumları, yarışmacıların aldıkları puanlar, jüri üyeleri ve yarışmacılar arasında girilen münakaşalar, gerilen sinirler derken bu yarışma sırasında iki Çinli ‘nin sunduğu bir dans gösterisi. Bu iki Çinli sevgili mi yoksa arkadaş mı bilemiyorum ama aralarında sevgi denen bir duygunun yaşandığını biliyorum. Aslında mesele onların hangi uyruktan olduğu değil.

Mesele bu iki Çinli ‘ nin beni derinden etkileyen iki özelliği . Klasik müzik eşliğinde dans eden bu iki insandan erkek olanının bir bacağı yok ve koltuk değneği kullanıyor , kızın ise bir kolu yok . Ama sundukları muhteşem dans gösterisi sayesinde sakatlıkları hiç belli olmuyor. Kız, erkeğin olmayan bacağı, erkek ise kızın olmayan kolu olmuş . Hayat, dans etmedikleri vakit onlar için zor ama dans ederken tek bir vücut olan ruhları dans ediyor sanki. Sevginin tek vücut olmasını anlatan bir dans idi. En azından ben kendimce öyle yorumladım.

Yaradan ‘ ın tüm organlarını eksiksiz olarak yarattığı bir insan bir gün engelli olabilir. Bu bağlamda tüm organları eksiksiz olarak yaratılmış her birey bir engelli adayı. Misal trafik kazası sonucu sakat kalınabilir , ev veya iş kazası sonucu yahut geçirilen bir sinirsel hastalık sonucu...

Yalnızca hayal edin. Gözlerinizin görmediğini, kulaklarınızın duymadığı, bacağınızın veya kollarınızın olmadığını ya da ne bacağınızı, ne de kollarınızı kullanabildiğiniz veyahut tamamiyle yatağa mahkum olduğunuz bir hayat düşünün .

Doğuştan sakat veya zihinsel engelli olduğunuzu hayal edin. Evet, hayat tüm organları eksiksiz olarak yaratılmış olan benim gibiler için zor ama onlar için daha zor. Ve onlara bakanlar için de zor. Kendine yetebilenler de var elbetteki biliyorum ama hele bir anne ve bir babanın halini düşünün sakat veya zihinsel engelli çocuğuna bakan. Onların aklında hep “ Biz öldüğümüzde , bu çocuğa kim bakar, baksa bile bizim gibi sevgiyle, özveriyle bakabilir mi “ düşüncesi .

Onları elbetteki bedensel veya zihinsel özrü olan çocuklarının durumu üzer ama bazen de onların içini en çok acıtan insanların acıyan bakışlarla onlara bakmasıdır.

Bedensel veya zihinsel engelli olabilir ya da doğabilir insan. Onlar , kimsenin onlara acımasını istemiyor yalnızca bu dünyada var olduklarını insanlara anlatmak istiyorlar bir şekilde . Belki ağza alınan bir fırçayla yapılan resimle , yahut gözlerle, yahut bir şekilde anlatabildikleri kelimelerle.

İstanbul'da üniversitede okurken bir gün ders çıkışı tramvaya binip kaldığım yurda gidiyordum. Yönünü elindeki değnekle bulmaya çalışan görme engelli bir kadın karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu . Trafik yoğun. Kadının koluna girip karşıya geçmesine yardım ettim. O bkadın belki de kendi kendine karşıya geçebilirdi. Ama trafik yoğundu ve arabalar çok hızlı geliyordu . Kadının yüzüne baktım. Onu karşıya geçirmemden hoşnut değildi. Belki de ona acıdığımı düşünmüştü. Ama benim amacım ona acımak değildi asla. Onu karşıya geçirmekle yanlış mı yaptım, doğru mu bilemiyorum. O kadının yüzünde senin yardımın olmadan da ben karşıya geçebilirdim diyen bir ifade vardı. Ben her zaman olduğu gibi doğru bildiğimi yapmıştım.

İnsan , bedensel engelli olabilir, zihinsel engelli olabilir ama bence asıl önemli olan DÜŞÜNCE ENGELLİ OLMAMAKTIR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız çok güzel ve doğru. Aynen katılıyorum .Zaten sizin gibi değerli yetişmiş insanların işşizlik gibi bir sorunu olması bile ülkemizde düşünce özürlülerin gittikçe çoğalmasındandır.Sevgilerimle. Cansın Erol

Cansın erol 
 02.09.2008 12:02
Cevap :
Yazımla ilgili güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim. Saygılarımla,  02.09.2008 16:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 88
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster