Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
194
 

Düşünce Hayattır

Önemsensin istiyor herkes.

Ciddiye alınsın, anlattığı dinlensin, tesadüf karşılaşmalarda eli sıkılsın, hatırı sorulsun, “vaktin varsa bir çay içelim mi” densin.

Hepsi bu!

Yalanlar sırf bu yüzden söyleniyor, vaatler de öyle.

Azıcık göze batmak, ön plana çıkmak, farklı görünmek, ille de karşıdakine “vaay be” dedirtmek…

“ Sen ne adammışsın da haberimiz yokmuş!”

Ne adamlarız, ne kadınlarız aslında.

Parmak izlerimiz gibi farklıyız işte fakat etrafımızdakileri kendimize benzetmeye çalışmak ve sonra onların yerine karar vermek, plan yapmak, sürüklemek gibi bir derdimiz var.

Sahi bir de olmadık işleri kafaya takıyoruz.

Çetin Altan bir gün işten dönerken komşusu yaşlı kadını merdivenlere oturmuş ağlarken görüyor, ne olduğunu soruyor.

“ İran şahı, prenses Süreyya’yı boşamış” diyor kadın.

“Sebep?”

“ Erkek çocuğu olmuyormuş.”

Ağlamak, dertlenmek istedikten sonra konu mu yok.

Her yıl dünyanın en mutlu ülkeleri diye bir sıralama yapıyorlar, yüz elli altı ülke içerisinde yetmiş dördüncüyüz!

En mutlu ülke Finlandiya, öğretim sistemi en iyi ülke de Finlandiya.

Cumhuriyet döneminde Finlandiya’ya akademisyenler gönderdiğimiz ve o dönem için eğitim sistemimizde Finlandiya’nın rol model olduğu kalmış aklımda. Bin dokuz yüz kırk beş yılına kadar, o yıl Marshall yardımı almışız ve Rockefeller Vakfı girmiş devreye… Uzun hikâye!

Pek mutlu değiliz yani, onu demeye çalışıyorum.

Ben de, siz de, sokakta selamlaştığınız insanlar da, komşularınız ve akrabalarınız da…

Neden mutsuzuz acaba?

İşsizlik denebilir, geçim sıkıntısı, belirsizlik, kadına şiddet, endişeler, korkular, güvensizlik, içe kapanıklık, beklentiler… Hepsi de doğrudur.

Mutsuzluk ve antidepresan kullanımı arasında da paralellik var, antidepresan kullanımı kutu olarak ölçülüyor, merak ederseniz internetten kısa bir araştırma yapın derim, bakalım kaç kutudan kaç kutuya çıkmışız?

Yeni botoks yaptırmış gibi tepkisiz yüzlerle dolu ortalık.

Roald Dahl’ın Oswald Amcam adlı kitabını okudum geçenlerde, genç yaşta sıra dışı yollarla zengin olmayı başarmış bir adamın eğlenceli hikâyesi.

O kitapta şöyle bir cümle geçiyor “ Hiçbir şey güzel ve ilginç olmayı sürdüremez düşünce dışında çünkü düşünce hayattır.”

Acaba mutluluğun anahtarını yanlış yerlerde mi arıyoruz?

Acaba Jose Sarmago’nun kitabındaki gibi hepimiz kör mü olduk?

Galiba para eşittir mutluluk diye bir yanılgıya düştük veya izlediğimiz ucuz dizilerden sebep bilinçli olarak bu tuzağa düşürdüler bizi, zaten uykumuz geldiği için kitaplarla da aramız yok.

Eski çağlardan beri Japonya’da uygulanmakta olan güzel yazı yazma sanatı var, Şodo.

Şododa amaç fırça ve mürekkep kullanarak odaklanıp kalbin derinliklerinden geçenleri harflerle ifade etmektir.

Elin Japon’u saatlerce oturur ve elindeki fırça ile tek bir harf çizerek mutlu olur.

Küçük şeylerden mutlu olun gibi bir mesaj da vermek istemiyorum, haddime değil zaten fakat Mina Urgan Bir Dinozorun Gezileri adlı kitabında ne güzel anlatmış.

Küçük mutluluklar denilen şeyleri doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz, bunların aslında büyük, hem de çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız. Örneğin, bütün bir yaz gününü, Anadolu yollarında toz toprak içinde külüstür bir otobüste geçirdikten sonra, akşamleyin küçük bir kıyı kasabasına varmışsınız. Ucuz bir pansiyonda soğuk bir duş yapıp, kumsaldaki kır gazinosuna gidiyorsunuz. İki ayağınız suya değecek biçimde masanızı denize doğru çekiyorsunuz. Garson, beyaz peynirinizi, kavununuzu ve rakınızı getirdikten sonra, hiç kimse görmeden usulcacık ayakkabılarınızı çıkarıp, bütün gün sıcaktan pişen ayaklarınızı bileğinize kadar serin denize sokuyorsunuz. Ve güneş karşınızda batarken rakınızı yavaş yavaş içiyorsunuz. Sorarım size, büyük bir mutluluk değil mi bu küçük mutluluk?

Bunca felâket, bunca zulüm, bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum. Mutsuz olmak bir marifet değildir. Çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet.”

Hiçbir şey güzel ve ilginç olmayı sürdüremez düşünce dışında çünkü düşünce hayattır.”

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O küçük dedikleri mutluluklarla çok büyük mutlu ben ..insanlar ne aradığını bilmediği için botoks lu dolanıyor etrafta..gerçi çok gülüncede sinir oluyorlar..

jale kasap 
 07.04.2019 10:54
Cevap :
Bir çok insanın görmezden geldiği, küçük şeylerden keyif alabilene ne mutlu   08.04.2019 10:24
 

Kimse karşısındakini dinlemez oldu. Hastayım, derseniz, ben de derler genelde. Sormazlar neyi var, neden diye? Değersiz hissediyoruz ve hissettiriyoruz artık. Mutluluk bazen bizim bazen başkalarının elinde gibi ...

nazan çinko 
 18.03.2019 23:12
Cevap :
Marlo Morgan Bir Çift Yürek adlı kitabında şöyle der "Kim bilir belki de yeni buluşlar yapmak yerine geçmişi onarma yoluna gitsek, dünyamız daha umutlu bir yer olurdu" Selamlar, teşekkürler...  19.03.2019 10:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1268
Toplam yorum
: 7728
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1081
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster