Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
11932
 

Düşünce nedir, neden yakınlarımızdan farklı düşünürüz? Doğru düşüncenin kıstası var mıdır?

Düşünce nedir, neden yakınlarımızdan farklı düşünürüz? Doğru düşüncenin kıstası var mıdır?
 

Her güzelin bir kusuru bulunmaktadır. Ancak neticede kusurlu da olsa bir yönü ile güzeldir.


Yaşamda başarılı olmanın temelinde yatan gerçek; farkında olmaktır. Farkında olabilmenin şartı da düşünmektir. Gerçeğinde düşünce veya düşünmek; Üretmektir. Tıpkı bahçede sebze meyve üretmek gibi. Düşünmek; insanın özgür olduğu, bir o kadar da sorumlusu olduğu ekilebilen bir tarladır. Peki, nasıl farklı düşünürüz? Yetiştirmemiz için bize verilen domates tohumlarını, herkes kendi bahçesinde yetiştirdiğinde, görülecektir ki; domatesler, lezzetleri ve büyüklükleri ile birbirlerinden farklıdır.

Farklılığın görülebilir nedenleri; ekilen toprağın bileşimi, fidelerin bakımında uygulanan yöntem, verilen suyun miktarı ve ürünün farklı açılarla aldığı güneş ısı ve ışığıdır.

Bu anlayışı, insanların düşünme eylemlerine ve çıkan sonuçlarına uyarlarsak;

Toprak; aklı,
Bakım yöntemleri; merak ve araştırma isteği ve niteliğini,
Su; bilgiyi,
Güneş; meselelere farklı anlayışla yaklaşımı temsil eder.

Doğru düşüncenin kıstası, ölçüsü var mıdır? "Kısmi doğru" olarak kabul edilebilir olmasının ötesinde, pek bir ölçüsü yoktur.

Her güzelin bir kusuru bulunmaktadır. Ancak neticede kusurlu da olsa, bir yanı ile güzeldir. Düşünceleri de buna benzetebiliriz. Her düşüncenin değer bulacağı bir tarafı olacaktır.

Düşüncelerimizdeki isabet derecesini; bilgi, deneyim, merak, araştırma ve farklı pencerelerden bakarak daha da yükseltebiliriz. Buna örnek olarak; tekerleğin, zaman içerisinde tekamül ederek otomobile dönüşmesi verebiliriz.

Çoğunluk tarafından doğru olarak kabul edilebilecek bir düşünce ürününde;

-Kullanılan bilginin kalite ve seviyesi,
-Konuya birbirlerine yakın pencerelerden bakışı,
-Benzer zaman diliminde ve ortamlarda kazanılan deneyimi,
-Geçmişte yaşananlar ile gelecekten beklentilerdeki ortak noktalarının çokluğu gibi etkenlerin, kabul edilebilir ortak bir düşünce anlayışını ortaya koysa da, sonuç hiçbir zaman taraflarda net bir kabul görmeyecektir.

* * *

Gerçeğinde çoğunluğu ile benzer düşüncelerde olan toplumlar; düşünmüyor ve üretmiyor demektir.

İnsanlığın gelişmenin altında yatan nerede ise tek gerçek vardır; daima farklı olanı arama merakı.

Bilim, ilerleyişini, gelişmesini bu anlayışa borçludur.

* * *

Düşünce üretiminde yapılan en büyük yanlışlarından birisi; gözün gördüğünün alınan kararlara referans, kaynak yapılmasıdır. Bilim; insan beyninin, yüzde altmış oranında gördükleri ile karar verdiğini ileri sürmektedir.

Bunun halk arasındaki yaygın tanımı; “insanın aklı gözündedir.”

Görünenlerden yola çıkılarak alınan kararlar çoğunluğu ile yanıltıcı olabilmektedir. Bu nedenle karar verirken görülenlerin (Maddi olanların) dışında kalanları da dikkate almak gerekmektedir.

* * *

Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak aslında onu ‘bilmek’ değildir. İnsanlar, genelde emin olduklarını uygulamaktadır. Bu anlayıştan yola çıkılırsa; bildiğimizi uygulamıyorsak, gerçekte bildiğimizden emin değiliz demektir.

Bir örnek; kimileri zararlı alışkanlık yapan maddeleri kullanır? Bilgiye bu kadar kolay ulaşılan bir çağda, zararlı alışkanlıkların zararları hakkında temel bilgi niteliğinde de olsa bilgimiz elbette bulunmaktadır.

O halde zararlı olduğu bilinen maddeleri neden kullanmaya devam ederiz? Demek ki, bildiğimizden emin olamamışız. Bir şekilde daha ikna edilmeye ihtiyacımız vardır.

Çocuk büyütenler anımsayacaktır. Parlak ve hareketli olan nesneler bebeklerin ilgisini çeker. Isı üreten soba ve benzerleri de öncelikli ilgi alanlarındandır. Ne zaman ki, ısıdan eli yanarsa, ateş artık onun için zararlıdır. Hem görmüştür, hem de yanmıştır. Özetle; bilmenin yanında da anlamıştır.

Ateşi seyreden bir yetişkin, seyrettiğinin, gördüğünün ateş olduğunu bilmektedir. Ancak ateşte yanan (odun), onun (ateşin) yaktığını anlamaktadır. Bu anlayışla, insanın bilmesi; anlaması, kavraması için yeterli olmamaktadır.

Çocuğunun eğitiminde başarılı olan aileler; bilinçli olarak veya farkında olmadan, çocuklarını; ‘gör, uygula ve anla’ anlayışıyla eğittikleri için başarılı olmaktadırlar.


Resim; giritturk'ten alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

... Yaşamda başarılı olmanın temelinde yatan gerçek; farkında olmaktır.... cümlesinin üzerine bir cümle daha eklemek mümkün olmadığı için başka bir şey ilave etmeyeceğim. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 03.08.2008 18:33
Cevap :
Saygıdeğer Ali Nail Bey, nezaket üniversitede ders olarak verilseydi, eminim adınıza bir kürsü açılırdı. Siz, bu ifadenin üzerine elbette bir cümle eklemezsiniz. Ancak en azından bir kitap yazabilirsiniz. Sizlerinde bildiği, bir Çin'li kardeşin konu ile ilgili bir veciz sözünün sanırsam sırasıdır; "Bilmeyen ve bilmediğini bilen çocuktur eğitin. Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır uyandırın. Bilen ve bildiğini bilen liderdir onu takip edin. Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, imha edemiyorsanız derhal uzaklaşın. Teşekkürler. Sğlıcakla kalınız.  03.08.2008 19:08
 

Bana göre her şeyden önce gerçekçi olmalı insan. Bir söz vardır hani, "Kötümser yalnızca tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı, gerçekçi tüneli, tünelin sonundaki ışığı ve gelecek treni görür." Bu yüzden hayata gerçekçi bakılmalıdır. Düşünürken her ihtimali göz önünde bulundurmak gereklidir. Başka düşüncelere de saygılı olmak gerekir. Her insan zaman zaman düşünmeden hareket etmiştir. Bu da tecrübe olarak kayıtlara geçer. Yazınızı beğendim, tebrikler der ve saygılarımı sunarım. Esen kalın.

Osman Genç 
 03.08.2008 13:06
Cevap :
Değerli Genç Osman, Bilirsiniz; yeterli bilgiye ulaşamamış insanlar denize baktıklarında görecekleri; su ve üzerinde yüzen gemilerdir. Peki, gerçeğinde deniz sadece su ve yüzen gemilerden mi ibarettir? Elbette Hayır. Denizin içerisinde dünyadan ayrı bir dünya daha vardır. Bir balığa göre onun dünyası gördüğü ve içerisinde olduğudur. İnsanlar da sadece gördükleri ile karar verdiklerinde; dünyayı, canlılar ve hareket eden nesneler olarak göreceklerdir. Gerçeğinde dünyaya çatıdan bakıldığında; Ormanları, denizleri, ırmakları, toprağın derinliklerinde olanlar ile birlikte mükemmel bir düzenin olduğu görülecektir. Bu anlayışla; kimileri için "aklı gözünde" kimileri için; Kalp gözü ile de görebilmektedir denilmektedir. Kalp gözünün diğer adı; basiret ve şuurlu olmak, farkında olabilmektir. Katkınız için teşekkür ediyor, yaşamınızda başarılar diliyorum. Bilinir ki; sorumluluk sahibi insanlar, bir şekilde yaşamlarını başarmaktadırlar. Sağlıcakla kalınız.  04.08.2008 10:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1100
Toplam yorum
: 2703
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1726
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster