Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1838
 

Düşünce nedir?

BÖLÜM  II

Yazan:Uçar Demirkan

Bilim adamları düşünceyi çeşitli kıstaslara göre sınıflandırmışlardır.

Düşünce; mantıklı ya da mantıksız olabilir. Genel kural, beyinde özürü bulunmayanların mantıklı düşündükleridir. Beyindeki çeşitli yıkımlar sonucu nöronların iş görememesi ya da düzenli çalışamaması sonucu düşünceler mantıksız ve anlamsız olmaktadır.

Diğer yandan; o zamana dek bulunmamış bir doğa yasasıyla ilgili düşünceler de başlangıçta mantıksız gelebilir. Örneğin, dünyayı batıdan doğuya doğru döndürmeyi düşünmek böyledir. Ancak; deneyler sonucu bu düşüncelerin mantıklı oldukları ortaya çıkar. Dünyanın düz olduğu, dönmediği ve evrenin merkezi olduğuna dair orta çağda etkili olmuş düşüncelerin mantıksız oldukları anlaşılmıştır. Bu düşüncelere dayanılarak yapılmış bilimsel çıkarımların da doğru olmadıkları sonradan ortaya çıkmıştır.

Örneğin; Babilliler ölçümlemelerini 60 tabanına göre yapıyorlardı. Biz ise günümüzde ölçümlemeleri 10 tabanına göre yapmaktayız. Babillilerin astronomi biliminde günümüzden daha ileri gittiklerine dair bilgiler vardır. O zaman onların 60 tabanına göre olan ölçüm sistemlerinin(bir saniye 60 salise, bir dakika 60 saniye, bir saat 60 dakika, dünya güneşin çevresinde 360 günde dönmektedir, aylar 60 gündür-günümüzde yarım 60 gündür-)bizim ölçüm siztemimizden daha mantıklı olduğu düşünülmelidir.

Bazı düşünceler somut iken bazıları soyuttur. Örneğin; beş duyumuza dayalı düşünceler somut olmaktadır. Bunlara dayanmayan düşünceler soyut olmaktadır. Keza; kanıtlanamamış düşünceler de soyut kalmaktadır. Kişioğlullarının kelebekler gibi uçtuğunu düşünmek soyut bir düşünce olmaktadır.

Tümden gelimli ve tüme varımlı düşünceler de vardır. Kumrular; kuş oldukaları için uçarlar. Bu tümden gelimli bir düşüncedir. Bir kuş olan kumu uçar. Bir serçe olan kuş da uçar. O zaman kuşlar uçarlar. Bu da tüme varımlı bir düşünce olmaktadır.

İçsel ve dışsal düşünceler vardır. ”Şu yediğim elmanın tadı güzelmiş”dışsal bir düşüncedir. Akşam yatmadan önce bir elma daha yesem mi düşüncesi ise içseldir. Kişioğlunun kendi kendine yaptığı söyleşiler, içsel düşüncelerdir.

Bilinçli ya da bilinçsiz düşünceler de vardır. Bir matematik problemini çözmeğe çalışmak bilinçli bir düşüncedir. Bir kağıda sayılar yazmak ise bilinçsizce düşünce olmaktadır.

Bilme ya da inanma biçiminde düşünceler vardır. Sabah uyanıp işe gideceğimi düşünmek bilmeye dayalı bir düşüncedir. Buna karşılık, tanrıya inanmak, at nalının uğur getirdiğine inanmak  inanmaklı düşünce örnekleridir.

Gerçek içi ya da gerçek dışı düşünceler vardır. Saatte bin kilometre hızla giden bir füzeyle yolculuk etmeyi düşünmek gerçek içidir. Buna karşılık ışık hızını aşan bir hızla yolculuk yapmayı düşünmek(Günümüz koşullarında) gerçek dışı bir düşüncedir. 

Gerçek dışı düşüncelere “ütopya”denilmekte;  bunlar bilimsellik kazandığında gerçek içi düşünceye dönüşmektedir.

Mutlakçı ve bulanık düşünceler vardır. İki kere iki dört eder mutlakçı düşüncedir. İki kere iki dört eder mi acaba düşüncesi bulanık düşüncedir. Beynin iyi anımsamadan ya da iyi yorumlamadan yaptığı düşünceler bulanık düşünceler olmaktadır.

Dikey(sistematik) ve yatay(rastantısal) düşünceler vardır. Dikey düşüncede bir olgudan ya da olaydan ya da algıdan yola çıkarak düşünce giderek gelişmektedir. Yatay düşüncede ise aynı  bir olgu genişlemesine düşünülmektedir.

Düz ve analitik düşünceler vardır. ”Bu gece sinemaya gideceğim”düz bir düşüncedir. ”İşlerim biterse, hava güzel olursa, iyi bir yemek yedikten sonra sinemaya gideceğim”ise analitik bir düşünce olmaktadır.

Eleştirel ve skolastik düşünceler vardır. Eleştirel düşünceyle doğruya , iyiye,  güzele ulaşılmak istenmektedir. Slolastik düşüncede ise, bilimin dışına çıkılarak ianançlara bağlı  bir yaşamın gerektirdiği biçimde düşünülmektedir. Eleştirel düşüncede verileri biz kendimiz sağlarız. Skolastik düşüncede ise bize bu veriler dışarıdan verilir ve kabullenmemiz istenir.

Düşünerek zaten varolan doğa yasalarına ulaşırız. Doğa yasaları hep vardı. Kişioğulları düşünerek onların farkına varmış ve onları ortaya çıkarmıştır ve çıkarmaktadır. Arşimed suyun kaldırma gücünü, Wright kardeşler havanın kaldırma gücünü, Newton evrensel çekim gücünü düşünerek ortaya koymuşlardır. Eratostenes, ilk kez dünyanın çevresini düşünerek hesaplamıştır. Einstein ise her şeyin matematikle açıklanması gerektiğini ileri sürmekte olup bu da düşünce ile olacak bir şeydir.

Diğer yandan Descartes’ın “Düşünüyorum,  o halde varım” deyişinin değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü, düşünce bir beyin işlevi değildir. Düşünce, beyindeki bilgilerin ve anıların anımsanması, çözümlenmesi ve yorumlanması(nöronlarca) olgusudur. Bu nedenle bu deyişi ”Sistematize ediyorum,o halde varım”diye düşünmek yerinde olacaktır. Bitkilerin ve hayvanların yapamadıkları bu olmalıdır.

Nitekim; Einstein E=mc2 formülüne ulaştığında kendisini kutlayanlara “Ben yeni bir şey bulmadım. Benden önce bulunmuş ve söylenmişleri(düşünülmüşleri) sistematize ettim” demiştir.

Elektronik beyinlerle(bilgisayarlarla) kişioğlunun beyni arasında birçok koşutluklar bulunmaktadır.

Temelde her ikisi de kendisine öğretilenleri yorumlamaktadır. Ancak; elektronik beynin düşünmesi için,dışarıdan bir karışmanın olması, bir komutun verilmesi gerekmektedir. Acaba,  kişioğlu da düşünürken dışarıdan bir komut mu almaktadır. Alıyorsa, bu komutu kim vermektedir?

Ancak;  kişioğlu beynindeki nöronlar ve bunların snapslarının elektronik beyinde olması olanaksız görünmektedir. Dolayısıyla; elektronik beynin kişioğlu denli düşünmesi olanaklı görünmemektedir.  Örneğin, içsel düşüncenin bilgisayarda olması düşünülemez.

Diğer yandan; elektronik beyne yüklemeler kişioğullarınca ya da başka elektronik beyinlerce yapılmaktadır. Kişioğlunun beynindeki hafızaya yüklemeler ise DNA dan, beş duyudan,  matematik ve geometriden, bilimlerden ve bedenden ve beynin kendisinden sağlanan bilgilerle olmaktadır.

Günümüzde elektronik beyinlere düşünmenin öğretilmesi çalışmaları yapılmaktadır. Bu nedenle, bu iki düşünce makinesini karşılıklı incelemek yararlı olacaktır.

Elektronik beyin, kullanıcıdan aldığı verilerle ve komutlarla mantıksal ve aritmetiksel işlemleri yapar. Yaptığı işlemlerin sonucunu bildirir ve hafızasında saklar. Sakladığı bilgilere, istendiğinde ulaşılır. Elektronik olarak çalışır.

Elektronik beynin hardware’i vardır. Bunlar, maddi yapılardır, makinelerdir. Software’i vardır. Bu da elektronik beyni çalıştıran yazılım proğramlarıdır. Elektronik beynin DNA sıdır.

Yazı yazma, tablolama, sunu, proğramlama, ses gibi özellikleri vardır.

Elektronik beynin işlemcisi elektriksel sinyalleri 0 ve 1 şeklinde alır ve verilen komutlara göre bunların sırasını değiştirir ve  sonucu yine 0 ve 1 olarak verir. Beyin ise beş duyu ile ve içsel konuşmalarla komutları alır ve sonucu değişik yöntemlerle verir.

İşlemci, aldığı komutlara göre karar verip çıktı oluşturur. Karar verme işlemi her biri en az bir transistörden oluşan “mantık kapıları”nda yapılır. Transistör, elektriksel akıma bir elektronik anahtar(bir ışık yakma söndürme düğmesi) gibi etki eder. Mantık kapıları karar verirken “Boolean mantığı”nı kullanır. Temel Boolean operatörleri(işlemcileri) AND(ve)OR( ya da) ve NOT(değil)dir. Ayrıca, birleşik operatörler(İşlemciler)de vardır. NAND(değil ve)gibi. Ayrıca NOR(değil ya da) XOR ve XNOR gibi işlemciler de vardır.

Güncel işlemciler, mikrodeokik boyuttaki kondansatörlerin, dirençlerin, transistörlerin ve diyotların silikon üzerinde bir araya  gelmesinden oluşan milyonlarca “mantık kapısı”ndan oluşur. Beyinde ise milyarlarca nörondan oluşan “mantık kapıları” bulunmaktadır. Nöronlar da biribirlerine aksonlarla bağlanmaktadır. Bir nöron hücresinden binlerce akson çıkmaktadır.

Çip(chip) silikon taban üzerinde biribirine altın ve alüminyum tellerle bağlanmış(bu bağlantılar beyindeki aksonlara karşılık gelmektedir) çok sayıda transistördür. Yüz bin transistörlü bir çip, küçük bir bilgisayarda kullanılabilmektedir.

Gelecekte bir çipe çok daha fazla transistör yükleneceği ileri sürülmektedir.

Bit, ikili(binary) sistemdeki her bir basamağa verilen addır. Alabileceği değerler 0 ve 1 dir.1 byte=8 bittir. Byte, 8 bitin bir araya gelmesinden oluşan veri topluluğudur. Kilo, mega, giga, tera, peta byte’lar vardır.

Görüldüğü gibi; elektronik beyin transistörlere ve yazılım proğramlarına ve byte’lere bağlı olarak elektriksel çalışan bir beyindir. Beyin ise elektrokimyasal olarak çalışmaktadır.

Kişilerin beyni nasıl çalışmaktadır?

Beyin, aldığı her bilgiyi ve uyarıyı kodlamaktadır. Nöronlar, yani beynimizde sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik akımı oluştururlar. Bu elektrik akımları “akson”  adı verilen   uzantılara  ulaşır. Aksonlar, bu elektrik akımlarını kimyasal sinyallere dönüştürür.

Görüldüğü gibi; elektronik beyindeki “mantık kapıları”nın yaptığını beyinde aksonlar yapmaktadır. Bu işlemle; bedenle, çevreyle, beynin kendi  iç yapısıyla ilgili bilgiler, beynin ilgili yerlerine aktarılmaktadır.Diğer yandan beyin bu bilgileri, nöronlarındaki fiziksel değişiklikleriyle saklamakatadır. Gerektiğinde bu bilgiler anımsanmaktadır.

Biyolojik açıdan zekanın ne olduğu bilinmemektedir. Milyonlarca nöron, “bilgiyi harekete geçirmek için” nasıl birlikte çalışıyorlar, bu konu henüz bilinmiyor. Zekanın, beynin birçok bölgesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Elektronik beyinde olmayan mekanizma budur.

Ancak, beynimiz zamanı algılarken bizi yanıltmaktadır. Bize, gerçek varlıkları değil onların üç boyutlu resimlerini göstermektedir. Elektronik beyin zamanı doğru algılamakta, varlıkları  görememektedir. Ancak, resim olarak başka bilgisayarlara aktarabilmektedir.

Nöronlar, uyurken de çalışmaktadır. Bilgisayarı kapatınca, transistörler durur.

Beynimizde kesintisiz ve yanlışsız işleyen bir bilgisayar ağı(network) bulunmaktadır. Yani beynimiz, birden çok elektromik beyin gibidir.

Beyindeki elektrik akımlarının hızı, bilgisayarlardaki sinyal hızından yüz milyon kat daha fazladır. Buna karşılık elektronik beyin on  basamaklı iki sayıyı toplamakta, çıkarmakta, çarpmada ve bölmede başarılıdır. Kişioğlunun beyni ise ençok beş basamaklılarla araç kullanmadan işlem yapabilmektedir. Ancak, yapay zekalar da(elektronik beyinlerin geliştirilmişleri de) bir türlü  düşünememektedir .

Sonuç olarak düşünce, beynin bir işlevi değildir. Beynimize milyonlarca yılda yüklenmiş bilgilerin anımsanması, sistematize edilmesi ve çeşitli yöntemlerle açıklanmasıdır.

Dolayısıyla, bu işlemi elektronik beyinlerin de yapması olasıdır. Elektronik beyinler de ileride  “düşünme” yi öğrenecektir. Üstelik, elektronik beyinlerin bize bir üstünlükleri bulunmaktadır. İnternet olgusu nedeniyle elektronik beyinler, beyinden beyine bilgi aktarımı(düşünme) yapabilmektedir.

Bizlerin de beyinlerimiz arasında çalışacak bir internet kurmamız olası görünmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 453
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster