Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
533
 

Düşünce özgürlüğü zorlanıyor

Çok sancılı bir seçim süreci yaşıyoruz. Başa güreşen ilk üç parti büyük bir çekişme yaşıyor. Biliyoruz ki herkes kendisini beğenir. Herkes kendisini dev aynasında görür. Körü körüne de olsa herkes kendi adamını korur. Ne ki iş çıkarlar alanında ya da adam kullanma alanlarında çatallaşıyor. Bu yüzden liyakat ölçüleri dışında, başka hesaplar yüzüden dün seçilenleri bugün yeni listelerde göremiyoruz. Kimi partilerde gençleştirme çabaları görülse de bazı özel kişiler yaşlarına ve özel durumlarına göre ömür boyu milletvekilliğine tutunmuş bulunuyor. Biliyoruz ki dokunulmazlık başlıbaşına bir zırh. Oysa kimi yetkililerce (AB RH +) kan değerinde görülen ve kendilerine öykünülen AB ülkelerinde böyle bir zırh yok. 

İçinde ulunduğumuz seçim sürecinde söz sözü açıyor. Sözde nice niyetleri ortaya koyuyor. Anlıyoruz ki kimi kişilerin sözeri haddini aşıyor. Kanun egemenliğinin tam olarak kurulamadığı ülkemizde kimi eylemler gibi kimi sözler de gerekli takibata uğramıyor. Özellikle ayrlıkçı söylem düşkünleri dün olduğu gibi bugün de en umulmadık çıkışları yapmaktan çekinmiyorlar. Bu yüzden silahlı, bombalı, moltoflu saldırılar arttı. Şehit sayısı durmadan yükseliyor. Batı destekli olduğunu kimi resmi yetkililer ile kimi emekli yetkilierin söylemekte olduğu terör örgütü ile demokratik örgütlü yandaşları özelikle iktidar partisini hedef almış bulunuyor. 12 Haziran seçimlerinden sonraki gelişmelerin ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi görüyoruz. Herşeye rağmen düşünce özgürlüğü konusunda hiçbir yasal sorunumuz olmasa bile kimi ayrılıkçı söylemler karşısında kamuoyunun şaşkınlığını anlamamak mümkün değil. Kimi seçmenlerin bekle-gör ya da seçimden sonra onlar görecek gibi yaklaşımlar içinde sabır küpü kesildiğini biliyoruz. 

Bence Avrupa'dan aldığımız ''düşünce özgürlüğü'' ya da ''ifade hürriyeti'' bizde gerektiği gibi anlaşılabilmiş değil. Çünkü ne okullarda ne yönetim birimlerinde ne de siyasette düşünce özgürlüğü konularında gerektiği gibi bilgilendirilmiş değiliz. Bu da bazı kendini bilmezler ile terörist örgütlerin silahlarının gölgesinde ilerlemeye çalışan kimi demokratik eğilimli siyasetçinin haddini aşan sözlerinin ülke huzurunu tehdit etmeye başladığının en önemli göstergeleri olsa gerek. Başbakan Erdoğan'ın ''Birileri bizi organize ibir şekilde sindirmeye çalışıyor. Bu ülkeyi teröre ve teröriste y e m etmeyeceğiz'' açıklaması sanırım, hukuk devletinde gelinen aşamanın boyutlarının bazı yönlerini açıklamaya yetecektir. Başbakanın zamana yaymaya çalıştığı açılım giderek sorunlaştıkça yeniden hortlayan t e r ö r; hiçbir ayrımcılığın yapılmadığı ülkemizde giderek ayrılıkı tavırların yaygınlaşmasına ve kimi siyasi dayanaklarına güvenerek geniş çaplı ayaklanma provalarına yeltenmiş olsa bile yenilmeye mahkumdur. 

İçinde bulunduğumuz sorunlu süreçte günden güne şımaran ayrılıkçılık ne yazık ki ne hukuk ne insanlık ne akrabalık ne komşuluk ne ortak dil gerekliliği ne din kardeşliği ne de gelecek adlı muammayı düşünmüyor. Osmanlı döneminde Ermeni yurttaşlarımıza karşı uygulanmış olduğu gibi Batılı kimi yayılmacıların kandırmacılarına takılarak nereye kadar gidebileceklerini hep birlikte göreceğiz. Sanırım Hükümet de son iki yıldaki gelişmeler ışığında gerekli tedbirleri almakta gecikmeyecektir. Bu da yürürlükteki kanunların her an, her yerde geciktirilmeden uygulanması ile mümkündür. Biliyoruz ki ''merhametten maraz hasıl olur'. Terör konusundaki ''pişmanlık'' süreçlerine rağmen bu konulardaki merhametli duruşlarımız yanında, sabırlı tavırlarımız ne yazık ki kimlerince bir türlü anlaşılmak istenmiyor. Hukuk karşısında inatlaşmanın ise kime ya da kimlere nice zarar vereceğini dün yaşananlar gibi gelecek günler de gösterecektir. 

Bu açıdan Avrupa İnsan Hakları Makemesi'nin bizi de ilgilendiren kimi kararlarının bu seçim sürecinde bazı gerçekleri anlamamıza yardımcı olacağını düşündüğüm bazı kararlarını paylaşmak istiyorum: 

Yargı mensupları da eleştirilebilir. 

De Haes ve Gijsels / Belçika Davası (24 Şubat 1997), Perna / İtalya Davası (25 Temmuz 2001).
Sunday Times / İngiltere Davası (26 Nisan 1979).
Soruşturmanın gizliliğini basın ihlal edebilir.
Weber / İsviçre Davası (22 Mayıs 1990).
İstihbarat servisinin faaliyetleri yayınlanabilir.
Vereniging Weekblad Bluf / Hollanda Davası (9 Şubat 1995).
İzinsiz sahip olunan devlet dokümanları yayınlanabilir.
Fressoz ve Roire / Fransa Davası (21 Ocak 1999).
Gazeteci haber kaynağını açıklamak zorunda bırakılamaz.
Goodwin / İngiltere Davası (27 Mart 1996).
Yetkilerini kötüye kullanan kamu görevlilerinin isimleri yayınlanabilir.
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999)
Meslek mensupları kamuya açıklama yapabilir.
Barthold / Almanya Davası (25 Mart 1985).
Kamu görevlisi kişisel fikirlerini basına açıklayabilir.
Akkoç / Türkiye Davası (10 Ekim 2000).
Düşüncelerinden dolayı kamu görevlisinin yükselmesi engellenemez.
Willi / Linkeyştayn Davası (28 Ekim 1999).
Politikacılar daha fazla eleştirilebilir.
Lingens / Avusturya Davası (8 Temmuz 1986), Oberschlick / Avusturya Davası (23 Mayıs 1991).
Milletvekilleri daha fazla ifade özgürlüğüne sahiptir.
Hükümet daha fazla eleştirilebilir.
Devletin mevcut düzeni sorgulanabilir.
Castels / İspanya Davası (23 Nisan 1992), Aksoy / Türkiye Davası (10 Ekim 2000).
Politik konularda ifade özgürlüğü daha geniştir.
Sürek ve Özdemir / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Halihazırda ulaşılabilir bir kitabın yayınlanması engellenemez.
The Observer and Guardian Newspapers Ltd / İngiltere Davası (26 Kasım 1991).
Bilgi alma hakkı sınırlandırılamaz.
Herczegfalvy / Avusturya Davası (24 Eylül 1992).
Open Door Counselling Ltd ve Dublin Well Woman / İrlanda Davası (29 Ekim l992).
Irkçı beyanların yayılmasına aracılık edilebilir.
Jersild / Danimarka Davası (23 Eylül 1994).

Şiddet içermeyen direniş çağrısı yapılabilir.
İncal / Türkiye Davası (9 Haziran 1998).
Görüşlerin tekrarlanması yasaklanamaz.
Hertel / İsviçre Davası (25 Ağustos 1998).
Tarihi gerçekler taraflı olarak dile getirilebilir.
Arslan / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Taraflı düşünce açıklanabilir.
Okçuoğlu / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999), Erdoğdu / Türkiye (15 Haziran 2000).
Şiddet çağrısı içermeyen akademik çalışma engellenemez.
Başkaya ve Okçuoğlu / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Sert bir üslupla düşünceler açıklanabilir.
Ceylan / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Saldırgan ifadeler kullanılabilir.
Şener / Türkiye Davası (18 Temmuz 2000).
Fikirler düşmanca bir üslupla kaleme alınabilir.
Polat / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Haber abartılı ve provoke edici olabilir.
Thoma / Lüksenburg Davası (29 Mart 2001).
Terör örgütü söylemiyle özdeşleşmeyen sosyolojik açıklama yapılabilir.
Erdoğdu ve İnce / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Beyanın nasıl bir topluma yapıldığı önemlidir.
Gerger / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
İfadenin nasıl açıklandığı önemlidir.
Karataş / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Belgesel biyografi nitelikli kitap yayınlanabilir.
Öztürk / Türkiye Davası (28 Eylül 1999).
Olayları farklı perspektiften öğrenme hakkı vardır.
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
İfade özgürlüğünü sağlamak konusunda devletin pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.
Özgür Gündem / Türkiye Davası (16 Mart 2000).
İyi niyetle talepler dile getirilebilir.
Maronek / Slovakya Davası (1 Nisan 2001) Akin Derneği / Fransa (17 Temmuz 2000).
Askeri disiplin zayıflatılamaz.
Engel ve diğerleri / Hollanda Davası (8 Haziran 1976).
Kutsal değerlere ve ahlaki değerlere saldırıya izin verilemez.
Handyside Davası / İngiltere (7 Aralık 1976).
Müller ve diğerleri / İsviçre Davası (24 Mayıs 1988)
Otto-Preminger Institut / Avusturya Davası (20 eylül1994)
Wingrove / İngiltere Davası (25 Kasım 1996).
Anayasaya bağlılık yemini etme yükümlülüğü getirilebilir.
Glasenapp ve Kosiek / Almanya Davası (28 ağustos 1986).
Gizli servis kayıtlarına ulaşım engellenebilir.
Leander / İsveç Davası (26 mart 1987).
Önemsiz de olsa gizli bilgiler açıklanamaz.
Hadjianastassiou / Yunanistan Davası (16 aralık 1992).
Askeri içtimada poster açılamaz, broşür dağıtılamaz.
Chorherr / Avusturya Davası ("5 Ağustos 1993).
Avukatlar için reklam yasağı konabilir,
Casede Coca / İspanya Davası (24 Şubat 1994).
Hakimlere hakaret edilemez.
Prager ve Oberschlick / Avusturya Davası (26 Nisan 1995).
Terör örgütünü destekleyen açıklama yapılamaz.
Zana / Türkiye Davası (25 Kasım 1997).
Avukatın basın toplantısı yapması kısıtlanabilir.
Schöpfer / İsviçre Davası (20 Mayıs 1998).
Emniyet mensuplarına siyaset yasağı konabilir.
Rekvenyi / Macaristan Davası (20 Mayıs 1999).
Kin ve nefret arttırmaya yönelik beyanlar yasaklanabilir,
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Yazar kendisini terör örgütü ile özdeşleştiremez.
Sürek / Türkiye Davası (8 Temmuz 1999).
Soru sorulurken seçilen kelimeler önemlidir.
Tommer / Estonya Davası (6 Şubat 2001). 

AİHM'nin bu kararlarını konu ile yakından ilgili olan yetkililer ile kimi siyasetçiler yanında kitle iletişim alanında çalışanlara öneririm. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster