Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
594
 

Düşünce Virüsleri

Düşünce Virüsleri
 

Yaşam Koçu İnci Aktaş

Şu anda bütün sorunlarını elindeki sihirli değnekle ortadan kaldırabilseydiniz, kendinizi ne kadar güçlü ve mutlu hissederdiniz hayal edebiliyor musunuz? Edemiyor musunuz? Evet edemeyebilirsiniz… Buna sebep olanda düşünce virüsleridir… Çünkü elimizde bir sihirli değnek olmadığını bilirsiniz ya da olsa bile sorunlarınızın çözülemeyeceğine inanıyorsunuzdur. İşte tam da bu nedenle sorunlarınız çözülemez…

Düşünce virüsleri… Onlar yıkıcıdır, üzerinde durup kurgulamaya başladığımızda daha da yerleşirler ve tüm hücrelerimizi etkileri altına alırlar..

İnsan doğuştan mükemmelliğe programlıdır. Zaman içinde kazandığımız olumsuz tecrübelerle önce varsayımlar yaratırız, sonra genellemeye başlarız, en son da ona kesin inanırız. Ve böylece zaman içinde zihnimiz düşünce virüsleriyle dolar. Ve farkına varılıp temizlenmezse sistemimizi çökeltirler ve insanoğlu yok olup gider…

Bunu bilgisayar programlarına da benzetebiliriz. Bilgisayarımız ilk aldığımızda mükemmel çalışır,  sonra yavaşlamaya başlar ve en sonunda da sistemimiz çöker. Sistemi çökeltenin virüs olduğu tespit edilir. Ve virüslerde bir programdır, ancak kötü programlardır.

Zaten sorun da buradadır. Zihnimiz bu kötü programları kendi programına yapısal olarak çok benzediği için çabuk kabullenir. Kendi programı sanar ve onu yavaş yavaş çökelttiğini anlamaz…

Evet, sizi sınırlayan ve gerçek büyk amacınıza ulaşmanızı engelleyen inançlarınızdan bahsediyorum… Onlar düşünce virüsleridir.

Ne yazık ki insanların hayatlarını değiştirmemelerinin asıl sebebi bunu yapamayacaklarına kesin inanmış olmalarıdır. Oysa hayatlarımızın senaryolarını inançlarımız yazıyor. Biz inançlarımızla bir dağı yerinden oynatabiliriz ya da kendimizi bile öldürebiliriz…

Bizi kısıtlayan ve hedeflerimize ulaşmamamızı engelleyen bu inançların kodlaması aynen bize yarar sağlayan inançlarımız gibidir. Bilinçaltımızca çok kolay kabul edilen ve bize zarar verdiğini anlamadığımız bu inancı aidse benzetebiliriz. Çünkü bu virüs bağışıklık sisteminin kodlarına çok benzer ve sistemimizin kafası karışır ve kendisi için faydalı sanar. Onu tanıyamaz, zamanla bağışıklık sistemi çöker ve bir grip bu kişinin ölümüne sebep olabilir.

Bazı ölümcül inançlarda olumlu inançlarımıza da çok benzerler, farketmeyiz bile... Bağışıklık sistemimizi çökeltirler ve en küçük, sıkıntılı bir anımızda bizi yakalayıp yok ederler…

Bir örnek vermek gerekirse; bir doktor ciddi bir hastalığa yakalandığınızı ve tedavisinin mümkün olmadığını söyleyebilir. Sizde alternatif tıpla ya da beyin gücüyle iyileşebileceğinizi söyleyebilirsiniz. O da size bunların saçmalıktan ibaret olduğunu söyleyebilir. İşte tam da o anda olumlu düşünce ile o hastalığı yenen birçok insan olduğuna inanmak yine aynı kodlardaki ve bir otorite tarafından söylenen sözlere, yani bunun saçmalık olduğuna ve yakında bu hastalığın sizi öldüreceğine inanabilirsiniz…

Hayatlarımızın yönünü inançlarımız belirler. En derin inancımızı bulduğumuz anda tüm kapıları açacak bir anahtarı elimize almış oluruz. Hayatımızı daha da mükemmelleştirmek için zihnimizdeki düşünce virüslerini tespit etmeliyiz. Sizi kısıtlayan bu inançlara dönüp baktığınızda, sizi bugüne kadar ne kadar geri planda bırakıp acı verdiğinin farkına varacaksınız.

Beyin sinir hücrelerinin yapısı değişip yeni bağlantılar kurabildiği gibi kullanılmayan olumsuz düşünce gibi kısımları da zamanla işlevini yitirebiliyor. Yapmamız gereken bu düşünce virüslerini bulup çıkarmak, sistemimizden atmak ve olumlu düşüncelerle bağışıklık sistemimizi takviye etmektir…

Bir yaşam koçu olarak benim de tespitim şu olmuştur; İlaçlar her zaman gerekli değildir ama inançlar her zaman gereklidir...

Belki sizi sınırlayan inançlarınız olduğunu bugün kabul edip şimdi değiştireceksiniz. Belki de bu çalışmayı hiç vakit geçirmeden yapmak istiyorsunuz… Şimdi…

Şimdi yapın. Hemen oturun ve sizi sınırladığınızı düşündünüz inançları tespit etmekle işe başlayın. Daha tespit ederken bazılarının ne kadar gereksiz olduklarının farkına varacaksınız…

Yarın ki yazımda bu düşünce virüslerinden nasıl kurtulacağımızdan bahsedeceğim…

Sevgiyle kalın… 

İnci AKTAŞ-Yaşam Koçu,Nlp Uzmanı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir paylaşımdı yine .Bağışıklık sistemimimizi çökertmeden yola devam diyor,sevgiler yolluyorum size.

Şennur Köseli 
 26.11.2011 17:07
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Bağışıklık sistemimizi her gün güçlendirelim. Düşünce Virüsleri 2'de de bundan bahsediyorum. Sevgilerimle...  26.11.2011 20:11
 

"Düşünce Virüsleri"... İlk defa duyduğum bir kavram. Çok da güzel açıklamışsınız. Zihin açıcı, mutluluk verici bir yazı. Beğenerek okudum. Teşekkürler.

Hüseyin Okan Durmuş 
 25.11.2011 17:18
Cevap :
Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim. Sevgilerimle...  26.11.2011 20:12
 

İnsanı insan yapan en önemli etken inanmak ile bilmek arasındaki farkı ayırt edebilme becerisidir. Cahil insan sadece geçmişinden gelen varsayımlara inanır, hatta çoğu zaman körü körüne inanır ve onların mutlak doğrular olduklarını var sayar. Bilen insan ise bilimsel, objektif düşünebilen ve fikirlerinin doğruluğunu, yanlışlığını sorgulayan, doğrulayan veya yadsıyan insandır. Siz inançlar her zaman gereklidir diyorsunuz ama ben tamamen tersini düşünüyorum. İnançlara dayalı, objektiflikten uzak bir insan zaten sadece inançlardan ibaret bir insandır ona gereken tek şey inançlarını sorgulama, analiz etme becerisidir. Tabii bunu da yapamaz. Yazınızın içeriğine katılmıyorum ama zahmet etmişiniz, emek vermişiniz. Elinize sağlık. Saygılar ve selamlar

Matilla 
 25.11.2011 17:12
Cevap :
Düşünce Virüsleri 2'de bizi SINIRLAYAN inançlar yerine gelişmemizi sağlayacak inançları nasıl koyabileceğimden bahsediyorum. Amaç bizi sınırlayan ve zarar veren düşüncelelerden zihnimizi kurtarıp olumlu düşünceye yönlendirmektir. Olumlu düşünceden kimseye zarar geldiğini gören olmuş mudur? Değerli Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla,  26.11.2011 20:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1037
Kayıt tarihi
: 28.11.10
 
 

İnci AKTAŞ 1984 yılında Bursa'da doğdu. Uludağ Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster