Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
538
 

Düşünce yöntemleri para kazandırır mı?

Düşünce yöntemleri para kazandırır mı?
 

Tırmıkla para toplanır mı?


Merhaba,

Her nasılsa bu blogu tıklamış bulunuyorsunuz. Eğer zengin olma hayalindeyseniz bu yazıyı okumayınız. Daha doğrusu benim yazılarımı okumayınız.  “Benim yazılarımı okumayınız.” demenin ne kadar acı verdiğini bilemezsiniz. Buna rağmen, dürüstçe bu uyarıyı yapmak zorunluluğunu hissettim. Kimsenin benim yazılarım yüzünden körelmesini istemem.

Merhaba,

Senin, yazımı okuyacağını tahmin ettim. Yukarıdaki uyarıyı neden yaptığımı size anlatabilirim:

Her zaman olduğu gibi sabah namazından sonra internette dolaştım. Köşe yazarlarının yazılarını, bu arada Sabah Gazetesi başyazarı, Sayın Mehmet Barlas’ın  bugünkü (01. 09. 2012 tarihli) yazısını okudum. Yazı bir hayli düşündürdü beni.

Sayın Barlas bu yazısında “İçinde bulundukları konum, insanları farklı davranmaya ve düşünmeye yönlendirir.”diyor. Bence de doğrudur bu. Her insanın duygu ve düşünceleri farklıdır. Farklı düşünmek olağandır, güzeldir. Aklıma takılan sınıf farkının düşüncelere de yansıması konusudur.

Barlas, T. Harv Eker isimli bir Amerikalı yazarın kitabından alıntılar yaparak  zengin ve yoksul, Milyoner ve orta sınıf, iktidardakiler ve muhalefettekilerin düşünce farklılıklarından örnekler veriyor. “Ne var bunda, bunu bilmeyecek ne var?” diyeceksiniz. Doğrudur belki; ama ben inanmak istemiyordum. Zenginlerin ve yoksulların düşünce biçimlerinin de farklı olacağını düşünmüyordum. Fazla okumamış bir zenginin ağzından “Memur zihniyetiyle olmaz.”sözünü birkaç kez duymuştum. Bu sözü kınamıştım doğrusu. Bana her zaman saygısını belli eden bu kişinin adını yazmıyorum. Zaten önemli de değil.

Yanılgısını çok geç de olsa anlayan bir emekli öğretmen olarak bu konuyu Googlede araştırdım. 15, 08, 2010 tarihli Hürriyette de benzer bir yazı buldum. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonet/15781374.asp) ABD’li yazar Steve Siebold kitabında “Zenginlere para kazandıran düşünce yöntemleri”başlığı altında zengin biri ile orta sınıftan biri arasındaki en büyük farkın para hakkındaki düşüncelerinde olduğunu belirtiyor ve bunları sıralıyor.

“Yazıyor, sıralıyor demek yerine birkaç alıntı yapsaydınız ya.”diyebilirsiniz; ama ben böyleyim işte. Bizim düşünce tarzımız da böyle.

Başka yazılar da okudum. En büyük zenginliğin sağlık olduğunu belirten yazılar, emin olun daha çok içimi açtı.

Zengin-yoksul düşünce farkı da nerden çıktı şimdi. Aslında çok önceleri de bu konu üzerinde düşünmüş ve şöyle demiştim: “Zengin olmanın yolları” adında bir kitap yazacağım. Bu kitapta hayatımı ayrıntılı anlattıktan sonra “Benim yaptıklarımın tam tersini yapanlar zengin olabilir.”diyeceğim okurlara. Bu kendi kendimle yaptığım bir mizahi konuşmada kaldı sadece. O gün bugün bu konu üzerinde hiç durmadım. Şimdi de zenginlik- yoksulluk üzerinde duruyor değilim. Bunların düşünce farklılıklarına takıldı kafam.

Ah kafam! diyerek kafama vurduğum sanılmasın. 70 yaşında şükürden aciz  bir emekli öğretmenim. Kira vermiyorum. Sağlık giderlerim de devletimiz tarafından karşılanıyor. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin geçinip gidiyoruz. Anlayacağınız şikayetçi değilim. İçinde bulunduğum ortamda kaatkarlık, tutumluluk, sabırlı olma, dayanıklılık…vb. değerlere tutunuyoruz.

Merhaba,

Hala okuyor musunuz?  Yukarıda biraz karışık yazmışsam bunun sebebi  sabırlılığınızı test için değil, durumu belirtmek içindir.

Doğrusu  ben de zengin olmak isterim, siz de istersiniz. Bu olağandır; ancak her şeye rağmen zenginliğe odaklanmak pek doğru olmasa gerek. “Köşe dönme zihniyeti”nin yerleştiği ülkelerde nasıl düşüneceğimizi bile şaşırıyoruz. Öyle yöntemsiz, dayanaksız  sözler ediyoruz. İşte onun için, açık deyişle olumsuz etkilememek için okurları uyarıyoruz.

Sayın Barlas sözünü ettiğimiz yazısını:   “Siz siz olun... Farklılıklardan çok, ortak noktaları yakalamaya çalışın.” Uyarısıyla bitiriyor. Ben ne diyeyim? Siz siz  olun ülkemiz de sınıf farkı yaratacak ortamları arzulayanlara fırsat vermeyin. Aklımızı, bilinçli olarak kullanalım ve gereğini yapalım. Vakit henüz geçmemiştir belki; ama geçmek üzeredir.

Biraz kapalı mı yazdım: “Olaylara dar açıdan değil geniş açıdan bakalım.”desek daha mı iyi olurdu. Her neyse kendi aklımızı kullanalım. Şu yazar böyle dedi, şu şöyle dediyle vakit geçirmeyelim. Düşünce farklıları  sınıf yaratılmasının, birilerinin ezilmesinin değil kalkınma ve mutluluğumuzun kaynağı olmalıdır.

Sabahattin Gencal,  Başiskele- Kocaeli, 02. 09. 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 649
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster