Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
302
 

Düşünce

Düşünce
 

doğanın dengesi


Roman yazan romanını, şair şiirini, işçi hakkını, çocuk oyununu, talebe dersini vs. İnsan, insanlar düşünür, düşünür.Ve günümüz de en çok da geçimini ve geleceğini...

Descartes ne demiş'varım çünki düşündüğümün farkındayım, düşünüyorum öyleyse varım. Düşünce doğada yalnız insana has bir ayrıcalık. Yaşamı oluşturan her şey düşüncenin, sürekli değişen ve ilerleyen kreasyonlarıdır. Düşünce de aklın işlevi.Bizler bile akılalmaz bir düşüncenin, ve sanatın eseriyiz.

İnsanlık var olduğundan itibaren düşünce başlar. İrdeleme, sorgulama, kuşkular insan beynini felsefeye yöneltir. Zaten felsefe, Yunanca(philo...sevgi)(sophie..bilgelik) anlamına geldiğine göre de bir yaşama sanatıdır.
Düşünce ruhumuzun derinliklerin de hep vardı da, oradan mı, yoksa dış dünyayla ilişkimizin sonucunda ruh ve maddenin çarpışmasından mı kaynaklanıyor.
Hayvanı, ağacı, çiçeği görmeseydik, onları düşünme yeteneğimiz olabilir miydi?Ama arabayı, uçağı, treni vs, görmeden nasıl nasıl düşünebildik. Acaba düşüncenin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek yanıltıyormu bizi. Beyin yaratıcı bir gücün aracı mı ne dersiniz...

Düşünceler ve kavramlar biçimsel soyut araçlardır. Biz onlara dayanarak, somut maddi dünyayı düzene sokmaya çalışırız ya da bozarız.

Düşünce bireyde başlar, bilinçlenir. Bilinç bireyi sorumlu ve saygıdeğer kılar. Sonra dile dökülür. Dille düşüncenin alışverişi başlar, evrenselleşir ve topluma ulaşır. Biyolojik evrimden, sosyal tarihe geçiş, düşüncenin eyleme geçmesiyle başlamıştır. İnsanın devamlı evrimi ve çağdaşlaşmasıda bu yolla olmuştur.
Arılar, karıncalar hayvanlar ve bitkiler belli bir sistem içinde çalışırlar. Ama arının bal yapma eylemi, dünya var olduğundan beri hep aynıdır.
Çağımızda ilerleme, hukuk, çevre bilinci, demokrasi, insan hakları, adalet gibi temel düşüncelerin oynadıkları rolü düşünelim. Düşünceler isterlerse, aldatıcı ve saptırıcı ideolojiler halinde insanları arkasından sürükleyip götürebilirler.Bunun tarihte ve günümüz de binlerce örneğini sayabiliriz.

Ya da olumlu düşüncelerle özgür, sağlıklı toplumlar yaratıp ilerleyebiliriz.
Çağdaş insan düşünce tembelliği yapamaz. Önüne konmuş hazır çiplerle yetinemez. Çünkü düşünceler topluma mal olunca maddi güce dönüşen kavramlardır. İrdeleme, neden, sonuç, kuşku ve algılama yeteneğini geliştiremeyen insan ve toplumlar çağdaşlığa ve mutluluğa erişemezler. Düşünce ve hayallerini ifade edemeyen, düşünce özgürlüğünde yaratamayan gelişme ve yaratıcılığı da yapamaz.

Ve eğitim... O doğru ellerde ve düşüncelerde insan yaratma sanatıdır. İnsan bilinçli olarak düşünebildiği oranda mümkün olabilen her şeyi yapabilen akla sahiptir.Yeter ki biz onu, korkularımız, doğmalarımız ve yanlış inançlarımızla sınırlamayalım.
Yalnızca aklın, sevginin bilimin, emeğin geçerli olduğu, doğru eğitimin verildiği, sömürüsüz barışçıl düşüncelerin var olduğu bir dünya..

Fani de olsa insanlığın, doğanın, mutlu olacağı nasıl bir cennet olurdu kimbilir. Ütopya da olsa....


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ütopya gibi gözükse de gerçekleşmemesi için hiç bir neden yok aslında. Doğru eğitim, bütün güzel ve değerli kapıları ardına kadar açar açmasına da ne yazık ki çarklar tersine dönüyor son dönemlerde. İnadına karanlığa sürükleniyoruz. Defalarca okunması gereken hatta saklanması gereken bir yazı olmuş sevgili Cansın Hanım. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 08.02.2008 12:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 757
Toplam mesaj
: 156
Ort. okunma sayısı
: 600
Kayıt tarihi
: 15.01.08
 
 

Öğretmen olan anne ve babam. Ankara'da geçen cocukluk ve gençlik yıllarım. Evimize sık,sık gelen bab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster