Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '20

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Düşüncenin Enerjiye Dönüşümü

Geçenlerde Pembenar için Nazar üzerine yaptığımız bir röportajda “Düşüncenin Enerjiye Dönüşümü” adlı kitaptan bir söz aktarmıştım. Şimdi aynı kitaptan bazı güzel alıntılarımı paylaşmak istiyorum.
 
Bütün vücudumuzda dolaşan sinir tellerini telefon hatlarına benzetecek olursak beynimizin de muazzam bir telefon santrali olduğunu söyleyebiliriz. Beyin vücudumuzda bulunan bütün sinirleri son derece çapraşık ama aynı derecede de düzenli bir sistem sayesinde birbiri ile temasa geçirir. Beyinde bu işi yapan Bir milyonu aşkın kanal bulunmaktadır bunların arasında da onbinlerce birleşme noktası vardır.
İşte bu son derece karmaşık gibi görünen şebekede insan aklının alamayacağı kadar büyük bir haberleşme komut alıp verme faaliyeti devam eder gider.
 
Bedenimizin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini sağlayan bilinç altıdır. İster uyuyor olalım ister uyanık, irade dışı hayat devam eder gider. Kulağımıza duymasını, gözümüze görmesini, ağzınıza tatmasını, kalbimizi atmasını midemize yemekleri sindirmesini, kanımıza damarlarda dolaşmasını söylemek durumunda olsaydık yaşamak ne kadar zor olurdu değil mi?
 
Bilinç, bilinçaltına direktifler verir.
Verdiğiniz her emir meydana getirdiğiniz her önerme benimsediğiniz her İnanç, bilinçaltına kayıt edilir.
Bilinçaltı günümüzün modern bilgisayarlarından daha gelişmiş bir hafıza sistemine sahiptir. Teyp gibi kayıt yapar. İşte o zaman her emir, her inanç, her düşünce bilinçaltının hata yapmayan hafıza (bellek) sisteminin ayrılmaz bir parçası olur. Hatta düşünmediğiniz dikkat etmediğiniz şeyler dahi orada depolanır ve gerektiğinde ortaya çıkar.
Kendimize uykumuzun en hafif olduğunu ve garip bir sebepten dolayı her gece saat 4'de uyandığımızda söylesek o harika, gönüllü hizmetçi olan bilinçaltımız, bunu bir emir olarak kabul edip bizi her gece 4'te uyandıracaktır.
 
Bilinçli olarak düşünülen her düşünce bilinçaltına etkiler ve bu etki düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı olarak eyleme dönüşür.
Emerson, tarih adlı eserinde "düşüncenin üstünlüğünü kabul eden insan özgürlüğünü kazanır" diyor.
Napoleon Hill ise "kendi düşüncelerini yönetemeyen kişi başka şeyleri yönetemez. Düşünceniz sizin ruhsal varlığımızdır."
 
Gözden beyne gönderilen mesajların beyinde düşünce sistemi ile enerjiye dönüştükten sonra yine gözden çıkarak hedefine doğru büyük bir hızla ilerleyip menzilinde meydana getirdiği tahribatı iyice kavrayabilmemiz için beyin kadar gözü de tanımamız gerekir.
 
Kutsal kitaplarda kem göz!
“Tevrat'ta kem gözü olanın ekmeğinden yemeyeceksin” der.
 
Musevilerde insanların gözlerinden uzak da yemek yemek kem göz değmemesi için güvenceli bir korunma yolu olarak kabul edilmiştir
 
İncil'de geçen şu sözler ne kadarda anlamlıdır.
“Bedenin ışığı gözdür. Bu nedenle gözün sağlamsa tüm bedenin aydınlıktadır. Eğer gözün bozuksa tüm bedenin karanlıktadır. Eğer sendeki ışık gerçekte karanlıkta ise, ne denli korkunçtur o karanlık.”
 
Kem göz olayında iyi niyet ve yoğunlaşmaya göre alıcı ve verici uçlardan geçen bir ark oluşmaktadır.
Gıpta, özenme, imrenme gibi dostça duygular hatta anne ve babaların çocuklarına karşı aşırı sevgisi nazarın küçük dozda "uğratma" sebebidir.
Kem gözün etkisi altında kalan kişi çok sık esner ve süzülür.
Asıl uğursuz göz, haset kıskançlık ve çekememezlik duygusundan kaynaklanır. Bu duygu da düşmanlık kin ve intikam mevcuttur.
Kem gözün dozajında haset, kıskançlık, çekememezlik kin ve intikam duygusunun şiddeti çok önemlidir.
Haset duygusu ne kadar şiddetli olursa nazarın gücü de o kadar şiddetli olur.
Kem gözün bazen söylenen bir sözden, bazen derinden bir bakıştan, bazen de iyi olmayan bir düşünceden kaynaklandığı, bitkiler hayvanlar ve insanlar üzerinde etkili olduğu söylenir.
En kötüsü de insanların tatlı dilli ama kötü yürekli olanlarıdır.
Şakacı, benzetmeli yada övücü sözler bir kem gözle gönderilirse, Bu da düşmanca düşüncelerin imrenmelerinin yaptığı türden kötü şeylere yol açar.
Bazı insanlar kem gözden elektriğe çarpılmış gibi etkilenir manyetize olurlar.
Bazıları da haset dolu bakışların etkisinden maddi ve manevi zarara uğrar.
Yüklenen yabancı enerji optik sinir görme siniri aracılığı ile beyindeki görme bilgi işlem merkezine iletilecek iken geri besleme sistemi tarafından yabancı proses uyku merkezine aktarılır, uyku merkezi de aldığı magnetik uyarı ile esneme denilen uyku hazırlığına girer. Bu olay oksijen yetersizliğinden kaynaklanan bir reflekstir. Oysa esnemenin bu tanımı bulaşıcı esnemedir. Esneyen bir kedi yavrusu bile esnetilebilir.
Esneme, gerçekten yabancı işgalci bir gücün etkisine girme hazırlığıdır.
Nazar, beddua gibi benzeri uğratmalar yabancı bir kimlik tarafından benliğimizin tutsak alınması uyku merkezinin yabancı magnetik alanın teslim olması demektir.
 
Kem gözün (nazarın) etkili olabilmesi için gözleri keskin olan kimsenin muhatabına dikkatle bakması veya kötü niyetli bir insanın karşındaki hakkında övgü dolu sözler söylemesi gerekir.
Halkımız tarafından nazarın yalnız bakışla değil hasetli söyleşi ve kıskançlıkla da doğacağı kabul edilmiştir.
 
Halk arasında buna "dile gelme","göze gelme"denir. Birçok insanın iç dünyasında kıskançlık doğuran gösterişli olaylarından iç dünyalarından doğal fırtınaların büyük etkileri olduğu kesindir. Bunlar ister ışın olsun ister bilmediğimiz manyetik etkiler olsun biyolojik sonuçlar doğuracak güçtedir.
Etkili gözler üzerine çevrildiği cismi elektromanyetik ışınlar ile adeta bir projektör gibi kapsama alanı içine alır ve manyetize eder. böylece kapsama alanına giren canlı varlık da bir titreme ve ürperti hali baş gösterir. Ve çok kısa bir zamanda canlının bütün vücudunu büyük bir ısı Ateş ve enerji kaplar. Nazarın etkisi altında kalan bu canlı ister istemez kısa zamanda yükselen ateşini etkisi ile hasta olur.
Olayı ister özel bir dalga salınımı şeklinde yorumlayın ister duyguların duymadığımız ses dalgalarına dönüştüğünü kabul edin, hayvanların insanlardan duygu sinyali aldığı kesin.
Bir sineği dahi öldürmeye niyet ettiğiniz anda elinizi kaldırmadan sineğin kaçtığını tespit etmişsinizdir.
 
Duyguların yansıması:
insanların Özde gelen gerçek duygularının birbirine yansıdığı kesindir. Sevgiler nefretler hep bu tarz iletişimleri sonuç belgeleridir. Eğer bütün insanlar hakkında iyi duygular duymayı başarırsanız insanlardan size sevgi yansmaya başlar
 
Kaynak: Altan Altanoğlu/Düşüncenin Enerjiye Dönüşümü
 
 
Nur Demir
Sevgiler tüüm kalbimden:)
 
İnstagramda: https://www.instagram.com/nrlblog/
Facebookta: NRL
Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 169
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1229
Kayıt tarihi
: 10.11.16
 
 

Yaklaşık 20 yıldır Kişisel-Ruhsal Gelişim, EFT ve Kuantum Enerji ile ilgili araştırmalar ve çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster