Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
200
 

Düşüncenin isyanı (I)

Düşüncenin isyanı (I)
 

Bir devrimcinin ruhunda yolculuk...


Bir sıradanlıktır, alıp başını gidiyor nereye baksam aynı şeyleri görüyorum, artık kendi insani gereksinimlerinden, uzaklaşmış, kendi öz benliğine yabancılaşmış, bırakkın değer yargılarını, değerin nasıl bir şey bile olduğunu bilmeyen bir kitle doğuyor hata şöyle diyelim, büyüdüler bile farkındamısınız! bir toplumun yükselmesi bu toplumun düşünsel...
Bireyselliği keşf etmesinden geçer bireyselliğin bir birey'ye neler katacağını neler öğreteceğini, hepimiz az veya çok, tahmin edebiliyoruz.
evet düşüncenin isyanı bu tek düze sisteme karşı makinalaşmaya karşı insanın tektipliğine karşı. Bir toplumu oluşturan bireylerdir, tıpkı bir zincirin halkaları gibi, bir halka çürük olduğu zaman, oluşturduğunuz zincir kısa bir süre sonra taşıdığınız yükü taşıyamaz artık. Sektelemeye, duraksamaya, ve sonrasında da kopmayala sonuçlanır, kopukluk oluştuğunda, ise farklı tür kitleler oluşmaya başlar kendiliğinden, düşün ki bireysel yaşamı bile henüz algılamamış bir kitle, toplumsal yaşama geçemez.

Toplumsal yaşama geçemeye, çalıştığı süreçler de ise bireyselliği bilmediğin"den buna girişmeden geriye doğru, tepeleme inişe geçer.
bu aslında bilgi, inanmak, ve imkan üç"lemsesine de bağlı biraz ki bunları düşünen ve düşüncesini kulanabilen, insan oluşturabilir.
İnanç, imkan demişken, şöyle bir örnk, , vermek istiyorum (Bilim adamları büyük balık küçük balığı yer kuramı"nı ıspatlamak için deney yapıyorlar... kocaman bir akvaryumun içine herhangi türden bir küçük balık bir de büyük köpek, balığı koyuyorlar, tabi büyük balık küçük balığı görür görmez saldırıya geçer, ama bunu bir türlü başaramaz. çünkü, akvaryumun tam ortasında camdan bir bölme konulşmuştur, burda ki amaç balığa inancını kaybetirtirmek, balık balık aklıyla camı algılayamaz, defalarca saldırır her sferin de cama çarparak geri döner, ertesi gün aynı deney"yi tekrarlarlar... yalnız bu sefer bir farkla cam bölme kaldırılmıştır. ama gelin görün ki büyük balık küçük balığı yemek için hiç bir yeltenme de bulunmuyor inanç, imkan, demiştik brincisin de inancı vardı balığın
ama imkanı yoktu. İkincisin de imkanı vardı ama inancı yitirtilmişti.) örneği, vermek de ki sebep bireysellik demiştim, bireysel yaşama inaç var imkan yok imakan olduğu zaman da insanlar inancını kaybetmiş olacak dolaysıyla ne, bieysel yaşamı öğreneceğiz nede toplumsal yaşama geçeceğiz.

Amerika da harlem diye bir yer var, çoğunuz bilir?.. insanlar orda bireysellik dedğim olguyu dibine kadar yaşıyorlar, hani evinden dışarı çıktığın zaman, teneke bir kutunun, için de ateş yakıp karısını o tenekenin yanında,
pazarlayan, adam ve gece yarısı sokak'ta karton külübesinin için de alem yapan geç delikanlı, bunlar bizim toplumumuza dışardan bakıldığı zaman çok uç örnekler... (sesinizi duyabiliyorum ne demek karısını pazarlamak?) ahlak ki yapımıza ters, düşen bir şey evet hem de çok ters.

çocuklarımızı korkak yetiştirmemeliyiz gece yarısı dışarı çıkma sokak'lar tehlikeli! tanımadığın insanlarla konuşma, sana zarar verirler... yolda şöyle yürü şura'ya gitme, tek başına çıkma bir yere bilem şu zarlı bilmem bu yapılmaz v.s... bırakın... her türü pisliğin içine girsinler, her şeyi yapsınlar, gerekirse bireysellik denilen ne varsa dibine kadar yaşasınlar yaşasınlar ki yanlış"la doğru"nun, ne olduğunu kendileri, keşf etsin. Keşf etsinler ki bireysel yaşamı yaşadıktan sonra toplumsal yaşamın, sağlam birer halkası olsunlar.

Devamı gelecek... (Siyabend)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 303
Kayıt tarihi
: 17.02.08
 
 

Özel bir basım yayın şirketinde aktif satış bölümünde 6 yıldır çalışmaktayım sürekli insanlarla iç i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster