Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '12

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
12905
 

Düşünceyi geliştirme yöntemleri

Anlatım biçiminin hangisi olursa olsun amaç, karşımızdakine duygu, düşünce ve    tasarılarımızı iletmektir. Bu işi, bazı yöntemleri kullanarak gerçekleştirebiliriz. Bunları şu başlıklar altında inceleyelim :

TANIMLAMA                      

Bir kavramı bütün öğeleriyle anlatmak yerine, özel ve değişmez niteliklerini sayarak tanıtmaktır. Tanımlama, bir düşünceyi aktarmanın doğrudan bir yoludur. İşlenmekte olan bir konunun anahtar kavramları varsa bunlar çoğunlukla   tanımlarla verilir. Tanımla kavramın temel özellikleri belirtilirken anlam yoğunluğu da yer alır. Tanım açıklama gerektirir.Özellikle açıklama ve tartışma anlatım biçimlerinde kullanılır

Örnek  1

Kültürün birçok tanımları yapılmıştır ve yapılacaktır da.Örneğin Linton, kültürü bir    toplumun tüm yaşam biçimi olarak tanımlarken; Zozzer ise, kültür, toplumsal olarak öğrenilen  ve aynı yoldan yeni kuşaklara aşılanan davranış örüntüleri  ya da kalıplarıdır, demektedir                    

 Bu örnekte kültür değişik tanımlarla verilmiştir. 

Örnek  2

Tartışma, temel olarak, bir eksiğin tamamlanması, bir darboğazın aşılması, bir bilinmezin çözüme kavuşturulmasıdır. Tüm bunlar, ancak ve ancak tartışmayı yapıcı   ve yaratıcı bir kavram olarak algılamakla olanaklıdır.

İkinci bir özellik de, tartışmanın, mutlaka ve ne koşul altında olursa olsun, etkileşime açık tutulması gerektiğidir.

Örnek 2’de de tartışma tanımlanmaktadır: “Tartışma, yapıcı, yaratıcı, etkileşime açık bir  olgudur.”

Örnek  3

Dil, topluca yaşamak zorunda bulunan insanların    anlaşma aracı olarak kullandıkları işaretler ve özellikle ses işaretleri dizgesidir.

 Örnek 3’te dil  tanımlanmıştır.

Örnek  4

Yaygın anlamıyla eğitim, bir kimseyi duyguca, davranışça, görgüce istenilene yani güdülen ereğe göre biçimlendirme işidir. Daha genel bir anlamda, eğitimle, bazı alışkanlıklar, davranış biçimleri ve dünya görüşü kazanırız.

Örnek 4’te eğitim tanımlanmıştır.

 ÖRNEKLEME

Dolaylı bir anlatım yoludur. Konuyu örneklerle açıklamaktır. Örnekleme soyut düşünceyi  daha anlaşılır bir duruma getirerek somutlaştırır, hem de düşünceye inandırıcılık katar. Düşünceyi kanıtlama ; yazı içinde kişi, nesne adlarına , fıkra, anı, fabl, kısa olaylara yer verilerek, yazarın adı, kitabı, bilim, sanat adamlarının düşünceleri söylenerek yapılan birer örneklemedir.        

Örnek    1

Ankara, tarihin şaşırtıcı bileşkeleriyle doludur. Burada  kerpiç bir duvardan İyonya    tarzında bir sütun başlığı fırlar ;bir türbe merdivenin basamağında bir Roma konsülünün şehre gelişini kutlayan bir taş görünür. Ahi Şerafettin’in türbesini asırlardır Greko Romen aslanları bekler. Bu yüzden Aslanhane adını alan caminin mihrabında Etilerin toprak ve bereket ilahesinden başka bir şey olmayan bir yılan meyveler arasında dolanır.                     

Yazar ilk tümcede yargısını örneklemelere dayanarak somutluyor, inandırıcı kılmaya çalışıyor.

Örnek   2

Varlıkları renk , biçim , durum gibi özellikleriyle adın önüne gelerek tanıtan sözcüklere önad (sıfat) denir. Sözgelimi “güzel” sözcüğü adın önüne gelerek önad özelliği kazanı  Güzel elbise, güzel kız  gibi... Bu sözcük  “güzel”  olduğuna inandığımız bütün sözcükler için kullanılabilir.

Bu parçada önad tanımı örneklenerek açıklanıyor. Kısaca burada tanımlama ve örnekleme birlikte kullanılmış. 

Örnek   3

Sanatçı , yapıtının , hele ilk yapıtının basılmamasından ötürü hiç yüksünmemeli diyorum. Nice büyük yazarın en önemli yapıtları başlangıçta geri çevrilmiştir. Sözgelimi, Rimbaud, Cehennemde Bir Mevsim’i kabul ettirmek için birçok   yayıncının kapısını çalmış , hepsinden eli boş dönmüştü. Yayıncıların türlü ölçüleri , ayrı bir çevreleri olduğu doğru. Sonunda kitabı kendi adına   yayımlamak zorunda kalmıştı.

Yukarıdaki metinde örnekleme “Rimbaud, Cehennemde Bir Mevsim’i kabul ettirmek için birçok yayıncının kapısını çalmış, hepsinden eli boş dönmüştü.” tümcesiyle yapılmıştır. Burada kitap bastırmanın ilk aşamada zorluklar içerdiğini ünlü bir ozan Rimbaud örnekleme yapılarak açıklanmaktadır.

Örnek   4

Ey şaşılacak hayat ! Seni övsünler diye bile bile yaratıyorsun acı çekenleri... Bilge , fakat zalim hayat ! Senin zaferini kutlasınlar diye büyük adamlara eziyet ediyorsun. Sağırlığı içerisinde Tanrı’nın çınlayan sesini duysun diye Beethoven’in işitme duyusunu aldı .Renklerin içerisinde ışığı, senin asli ışığını , arasın diye Rembrandt’ı yoksulluğun karanlıkları içerisine fırlattın. Rüyasında cenneti ve cehennemi görsün diye Dante’yi vatanından sürdün.

Yazar, yaşamın şaşırtıcılığını Beethoven, Rembrandt ve Dante örnekleriyle    veriyor.

KARŞILAŞTIRMA

İki varlık  ya da iki kavram arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanarak düşünceyi geliştirmektir.

Örnek   1

Korkubir ruh halidir. İkide bir gelip giden, bizi yoklayan,   dengeleyen... Yüreklilik ise    korkular önünde kendimizi yitirerek yaptığımız anlatımdır. Herşeyi göze almak değildir, ölüme, tehlikeye meydan okumak değildir, yapacak başka  bir şey  olmaması halidir.

Parçada, korku ve  yüreklilik kavramaları karşıt yönleriyle a ele alınmış karşılaştırılmıştır.  

Örnek   2

 Garip akımı bir tepki şiiridir ; öyle ki kendini hazırlayan koşullara ve Beş Hececiler ve  Toplumcu Gerçekçiler gibi  topluluklara da tepki gösterir. Garip şiiri, geleneksel şiirin  tabularını kırarak yola çıkar. Her şeyden önce ‘ şairanelik’in’ karşısında olur. Uyağı ilkel, söz sanatlarını gereksiz bulur. Heceyi de aruzu da dışlar.Yeni bir zevk   yaratabilmek için eski olan her şeyden uzak durur. Resim, müzik gibi sanatlardan yararlanmaz.

Yukarıdaki metinde Garip Akımı  karşıtlıklardan yararlanarak diğer akımlarla karşılaştırılıyor.

 Aşağıdakilerden hangisi Garip Akımı’nın savunduğu görüş olamaz ?

a.Bir şiirde övülmeye değer bir ahenk varsa, onu sağlayan şey ne ölçüdür ne uyak.

b. Söz sanatlarıyla oluşturulan düşsel zenginlik, umarım, tarihin aç gözünü artık doyurmuştur

c. Yeni beğeniye ancak yeni yollarla, yeni araçlarla  varılır .

d. Geleneğe bağlanmayan hiçbir yenilik uzun ömürlü  olamaz .

e. Şiiri şiir, resmi resim, müziği müzik olarak kabul  etmeli ; sanat dallarını birbirine karıştırmamalı .

 Seçeneklerde  “b” Garip Akımı,“Geleneğe bağlanmayan hiçbir akım uzun görüşlü  olamaz .” görüşüne katılmamaktadır.

 Örnek   3                  

Halit Ziya, romanı sadece roman olarak gördüğü için ilk  çağdaş Türk romancısı sayılır. Tanzimat yazarlarının  aksine, onun için asıl sorun ahlaksal  ve toplumsal kaygı değil,  roman dili ve estetiğidir.

Bu metinde, Halit Ziya Uşaklıgil, yazarlık anlayışı bakımından Tanzimat   yazarlarıyla  ayrıldıkları yönlerce karşılaştırılmıştır.

Örnek   4

Bektaşi kalenderliği ile filozof saygınlığını birleştiren bu sakal, onun ince yaradılışının söz haline getirmediği bir şeyi dile getirir gibiydi. “Ben doğal bir insanım. İhtirasım yok. Paraya önem vermem.                     

Bektaşi ile filozofun ortak yanı olan sakaldan yararlanılarak karşılaştırma yapılıyor. Burada benzerlik yönüyle karşılaştırma yapılmıştır.

TANIK GÖSTERME

Düşüncelerimizi inandırıcı kılmanın bir yöntemidir. Öne sürdüğümüz bir düşünceyi paylaşan ünlü kişilerin   sözlerinden alıntı yapıp adlarını da birlikte kullanırsak tanık  gösterme yöntemine başvurmuş oluruz.                     

Örnek   1

Evet,  bir insanı sevmekle başlar her şey. Bin insanı sevmekse çoğalmak, zenginleşmek, giderek bütün insanlara yönelmek, onlarda erimek değil midir ? ‘Aşık olan kendini neyler’ demiyor mu Koca Yunus ?

Yazar, sevgi konusunda söylenenlerin doğruluğunu Yunus Emre’nin tanıklığına başvurarak anlatıyor .

 Örnek   2

İnsanların çoğu, uykuyu gerçek bir dost bellemiştir. Gün boyunca sürüp giden savaşlardan yorulanlar, konuşmalardan yenik düşenler onda bulurlar en güvenli sığınağı. Hele Yahya  Kemal, onun sevgisiyle birlikte uyunmasını dünyanın bütün  acılarını unutturacak nitelikte görür. ‘Uykuyu yaratmış  olana  bin teşekkür!’ der Cervantes de. Shakespeare ise ona Tanrısal güçlerle donanmış bir avutucu gözüyle bakar. 

Yahya Kemal, Shakespeare metin içinde örneklemeyi; Cervantes ise “Uykuyu yaratmış olana bin teşekkür!” yargısıyla tanık gösterme yöntemini doğruluyor.

Örnek   3

Andre Gide 18 Şubat 1931 tarihli Günce’sine şunları yazmıştır: Bazı kitaplar görürüm, bunları kim okur diye düşünürüm; sonra bazı insanlar görürüm, bunlar hangi kitapları okurlar diye düşünürüm. Daha sonra da bir bakarım, bu iki düşünce zihnimde  birleşivermiş.

Metinde yazar, Andre Gide düşüncelerinden alıntı yaparak kendi düşüncesini geliştirmiş. Ünlü bir kişinin adı ve düşünceleri birlikte verilirse tanık gösterme yöntemine başvurulmuş olunur.

BENZETME

Söze güç ve güzellik katmak amacıyla aralarında ilgi  kurulan, uygunluk bulunan kavramlar arasında açıklama  yapmak amacıyla birinden ötekine özellik aktarma benzetme olarak adlandırılır.Benzetmede aktarılacak özellikçe üstün olandan diğerine özellik aktarılır. Böylece somutluk sağlanır.

 Örnek   1

Biber acıdır; ama kimileri çok acı biber yemekten hoşlanırlar ; acıdan ağızları   yandığı, yüzlerine ateş bastığı , gözlerinden yaş geldiği halde yine de acı biber yemekten ayrı bir tat alırlar. Kara gülmece de güldürür, ama kahkaha attırmaz, yüz kaslarını bile kıpırdatmaz.

Yazar , kara gülmeceyi (mizah) ‘acı biber’e benzetmiş.Acılık bakımından biber üstünolduğundan kara gülmeceye aktarma yapılmış. Böylece ortaklık kurularak kara gülmecenin niteliği somutlaştırılıyor.

Örnek   2

İnsana belli bir konuda uzman olmak yetmez. Bununla insan, doğrusunu  isterseniz, işe yarar bir makine olur, ama tam, eksiksiz bir kişilik kazanamaz.. Elde edilmeye değer bir şeye coşkunlukla yönelmesi gerekir onun. Güzellik ve  ahlakça iyilik duygusu edinmeyen insan, uzmanca bilgileriyle sadece çok iyi eğitilmiş bir köpeğe benzer .

Yazar , insanların eğitiminde kişilik kazandırıcı amaçların dikkate alınmadan yalnız uzmanlık alanıyla ilgili bilgi  verilmesinin yanlışlığını köpeğe uygulanan eğitimle benzerlik  kurarak açıklıyor .

 Örnek 3

Yahya Kemal Paris’te  öğrendiklerini kendi şiir potasında   eritip kendi özgün şiir estetiğini  yaratmasını bilmiştir .‘ Bu dil ağzımda annemin sütüdür.' dediği Türkçesiyle, şiirini ‘darası alınmış söz’ biçimine sokuncaya kadar hep kendi     kanatlarıyla uçmuş, bütün topladıklarını kendi şiirinde bütünleştirmiştir.

Yahya Kemal’in şiirinde kullandığı dil, katıksız anne sütü’yle  benzerlik  kurularak anlatılmıştır.

 NESNEL VERİLERDEN  YARARLANMA

Öğretici nitelikli kimi metinlerde yazarlar düşüncelerini açmak için sayısal verilere bağlı kalırlar. Bunlar da bizim  için uyarıcı ipuçları olur, düşünceyi açıklamada somutluk kazandırır. Böylece söylenenleri kolayca algılayıp kavrarız.                   

Örnek   1

Doğan Kuban’ın şu paragrafında böyle bir ipucu var okurlar için:

İnsanın çevresini sürekli bir biçimde çirkinleştirip pisletmesi sadece geri kalmışlığın, düzensizliğin ve kültürsüzlüğün ifadesidir. Birçok uygar ülkede kişi başına 25 metre kare çıkan yeşil alan, İstanbul’da Boğaz dışında 1 metre   kareye bile ulaşamamaktadır.Sadece yapıp satanı zengin eden, yıkıp yapmalı inşaat faaliyeti parselli ve güzel manzaralı yapı alanında yapılan yatırımların  %50’sinin havaya gitmesine  yol açmaktadır

...İstanbullu her gün daha pis , her gün daha çirkin, nefesi daha dar, suyu, elektriği, ulaşımı yetersiz; bir kaos içine  itilmekte, her türlü sosyal psikozun yeşerdiği bir ortam yoğunlaşmaktadır .    

Bu metinde İstanbul’un bozulan doğası nedeniyle ortaya çıkan somutolgulardan yola çıkılarak uygar ülkelerle geri kalmış ülkeler arasındaki ayırımın göstergesi verilmektedir. Bu gösterge kişi başına düşen yeşil alanın metre kare olarak  belirtilmesi oluyor.

Örnek   2

Tüm deri kanserleri tehlikelidir. Özellikle “ malign melanom” tedavisiz bırakılırsa öldürücüdür. Malign melanom 25 – 30 yaş arası kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. 30–35 yaş arası olanlarda ise göğüs kanserinden sonra ikinci sıradadır. Erken çocukluk döneminde ve ergenlikte güneşe maruz kalma , deri kanserine yakalanma oranını  %30’dan %70’ çıkarır .

 Yukarıdaki paragrafta bir kanser türü tanıtılırken sayısal verilerden yararlanılmıştır.

 Örnek   3

Köyden kente göç giderek artıyor.Ülke nüfusunun %60’ı on yıl önce kırsal alanda yaşıyordu . Bu oran günümüzde   %30’a indi                 

Düşünceyi inandırıcı kılıp kanıtlamak için sayısal sonuçlara başvurmuş ?

NEDEN  SONUÇ  İLİŞKİSİNİ  GÖSTERME

Öğretici metinleri kavramada neden sonuç ilişkisini kurma, gösterme metni kavramamızda önem taşır. İlk tümceyle onu izleyen tümceler arasında bir ilişki vardır. Sonuç nedenle gerçekleşir .

 Örnek   1

Mallarme, şiirin saklısını yakalamak için okurların her şeyden önce şairin yaratma çabasına eş bir çaba  göstermelerini ister. Şiirin tadı, sanat eserinin yaptığı iş  yinelediğinde elde edilir. Ne var ki, yürekleri estetik hazlara kapalı kişiler şiirin gizemini  hiç mi hiç sezemezler .

Mallarme, şiirin gizini, tadını yakalamanın nedenini, “şiiri yaratana kadar eş bir çaba göstermek” diyerek belirtiyor . Paragrafta örnekleme ve neden sonuç ilişkisi birlikte  verilmiştir .

Örnek   2

Mizahta gülme vardır. Çünkü gülme olmayan şey mizah olamaz. Mizahın kökeninde  gülmeden başka bir şey olamaz.

 Mizah : sonuç ; gülme : neden

Örnek   3

Komiklik , yaşamın her alanında vardır. Çünkü nerede yaşam varsa orada karşıtlık vardır; nerede karşıtlık varsa orada komiklik vardır.

Komiklik: sonuç ; karşıtlık : neden

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster