Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
416
 

Düşünceyi ifade özgürlüğü, alabildiğine özgürlük anlamına gelmez...

Düşünceyi ifade özgürlüğü, alabildiğine özgürlük anlamına gelmez...
 

Doğru söze ne denir? "Gülüstan" olmak varken; neden "dikenlik" olalım ki?


HER ÖZGÜRLÜK GİBİ, ONUN DA BİR SINIRI VARDIR...

Demokrasi, siyasi bir yönetim olmasına rağmen, genel anlamı ile bir topluluk içerisindeki "kişilerin hak ve özgürlüklerinin varlığına" dayanan bir yaşam biçimidir...

Demokrasi, özü bakımından bireyci bir sistemdir...Bu sistemde, bireylerin doğuştan özgür ve eşit oldukları varsayılır...Bu sistemde, "bireysel bilinç", "örgütlenme" ve "katılımcılık" vardır.

Bu sistem, yani demokrasi, bireylerin hür ve bilimsel düşünce gücü, geniş bir dünya görüşü, eğilimlerini(siyasi, sosyal ve felsefi) özgürce geliştirebilmeleri ile olasıdır.

Demokratik sistemde, sosyal hukuk devleti, bir yandan, koyduğu yasalarla, bireyin özgür düşünme ve düşündüğünü ifade etme hakkını korumak; diğer yandan da, özgürlüklerini kötüye kullanma yerine topluma yararlı alanlara yönlendirmelerini sağlar...

Devletin, bu hukuk temelli korumacılığı ve demokrasinin be geniş özgürlük sınırlarına rağmen, tarihi süreçte ve günümüzde, hala bazı rejimlerde hatta özgürlükçü demokrasi yolunda ileri aşamalarda olduğu kabul edilen kimi ülkelerde, bir özgürlük adına başka bir özgürlüğün yaşamasına engel olunabileceği endişesi ile, çeşitli siyasal, sosyal ve felsefi düşüncenin savunulması ve başkalarına zorla benimsetilmesi yasaklanmıştır.

Elbette, ideolojik de olsalar, her türlü siyasal, sosyal ve felsefi ve kültürel düşüncelerin açıklanmasından yana olmak, demokrasinin bir gereğidir...Ancak bu düşünceler açıklanırken, bilerek ya da bilmeyerek maksadı aşan ve kışkırtmaya neden olabilecek şekilde kamuoyuna aksatılması da doğru değildir...

Özellikle, toplumsal yapısı, geçmişten getirdiği kültür birikimi, henüz demokrasinin ne olup olmadığı tartışılan ülkemizde bu tür maksadını aşan ya da çarpıtılan ifadeler, farklı şekillerde algılanabilir ve siyasi çıkarlara yönlendirilerek çatışmalara neden olunabilir.

BU NEDENLE...

Ülkemizde, yasa koyucu, toplumumuzun siyasal ve sosyal gelişmişliğini ve ülkemizin, en az bunlar kadar önemli olan hassas jeopolitik konumunu göz önünde tutarak, "ülke bütünlüğü" ile "daha fazla demokrasi" isteklerini dengelemekte güçlük çektiğinden, belli ki tercihini, "ülke bütünlüğü" yönünde yapmış ve "düşünce ve düşünceyi söyleme özgürlüğünü", birçok batı ülkesinde de olduğu gibi bazı yasalarla sınırlamıştır.

SONUÇ :

Ülkemizde, yalnızca düşüncelerini açıkladıkları için -- yani, devletin yıkımına yönelik bazı terör örgütleri ile işbirliği içinde olmadıkları halde -- yargılanan ve hapis cezası ile cezalandıran insanlarımız varsa, bu elbette üzücüdür.

Bu üzüntümüzü, biraz daha ileri giderek söyleyeyim bu ayıbımızı, "düşüncemizi, eylemden bağımsız hale getirebilecek ve  görebilecek demokratik olgunluğa ulaşıncaya kadar, şimdilik sineye çekmek zorundayız...

"GÜLÜSTAN" OLMAK VARKEN, NEDEN "DİKENLİK" OLALIM Kİ?

cdenizkent

6 Mart 2015

Zehra Nur Sarıoğlu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ak Parti iktidara geldikten sonra hak aramak için insanlar belki yüz kere sokağa çıkmışlardır. Ve bu yüz kere sokağa çıkışın yüzüne de müdahale edildi. Anlattığınız demokrasi bu olmalı. Özgürlükleri kısıtlamak için sebep çok.Ahlak bahane,güvenlik bahane. "Sen benim istediğim kadar konuşacaksın, istediğim şeyi söyleyeceksin" diye bir şey olur mu? Bir de akademik kimlik taşıyorsunuz!

Kerim Korkut 
 11.04.2015 9:31
Cevap :
Kerim efendi(!)...İşi şahsileştirmenizi hiç beğenmedim...Yazdıklarımın akademik kimliğimle ne ilgisi var ki?...Eğer siz, insan hak ve özgürlüklerini sınırsız sanıyorsanız hata ediyorsunuz. Dünyanın hiçbir ülkesinde sınırsız özgürlük yoktur. Yaşamın, siyasi, sosyal, kültürel, felsefi ve dini alanlarında bile...Hatta, kendi evinizde bile..Bir kişinin özgürlüğü, diğer kişinin özgürlük sınırına kadardır. Örneğin, sizin özgürlük sınırınız, benim özgürlük sınırıma kadardır. Siz, benim özgürlük sınırıma girer ve müdahalede bulunursanız, benim de, bir şekilde--hukuken ya da başka bir şekilde-- sizin tepeniz çökmek hakkım doğar... Devlet de, hem kendi haklarını ve hem de varlık nedeni olan halkının hak ve özgürlüklerini korumak zorundadır..."Ben öğürüm!" diyerek ",stediğimi yaparım, astığım astık; kestiğim kestik" diyemezsiniz...Tamam mı, Kerim efendi!...  11.04.2015 20:12
 

Evet blogunuz "düşünce ifade etme özgürlüğünün sınırsız bir özgürlük olmadığı" hakkında bir blogdu ve bu düşüncenize kayıtsız şartsız katılıyorum ve hatta bu bağlamda yazdığım bir çok blogda vardır. Ben yorumumda işin hukuki boyutunu önemsediğimi belirttim çünkü "sınırsız olmaması gereken" özgürlüğün sınırlarını çizmek hukukun görevidir. Ancak ne var hukuk tüm tarih boyunca olduğu gibi "demokratik siyasetçilerin" ipoteği altında olduğu için heniz kendisinden beklenen işlevini yerine getirememektedir. Milyonlarca insan demokrasiye aşıkken bende hukuka aşık olmuşum çok mu? Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 09.04.2015 12:59
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey...Olur mu öyle şey? Elbette hukuka olan bağlılığınıza saygı duyuyorum...Ama, ben de diyorum ki, demokrasi, hukukun da kabul ettiği "insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almıştır"...Ama, demokrasiyi kullanmasını bilmeyenler, onun hakkını vermeyenleri elbette eleştirebiliriz; ama bu demokrasinin iyi bir sistem olmadığını göstermez, değil mi?...II. Abdülhamit'in, sözüm ona baskıcı yönetimine karşı olanların, "neden halkın özgürlüğünü kısıyorsunuz?" diye soranlara, şu cevabı vermiş: "Bisiklet kullanmasını bilmeyenlere, bisiklet verilmez"...Fransız İhtilali'nin getirileri Osmanlı'ya 100 yılı aşkın bir süre sonra geldi. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise, demokrasi, ancak 1950'li yıllarda dillendirilmeye başladı...Daha çok acemiyiz; Abdülhamit'in dediği gibi bisiklete binmesini öğreniyoruz. Elbette düşe kalka öğreneceğiz bisiklete binmeyi. Ama, bu bisikletin kötü bir araç olduğunu göstermez; değil mi? Selamlar.   09.04.2015 19:35
 

Ben özgürlüğün sınırsız olması gerektiğini savunuyorum. İyi yetiştirdiğimiz birey kendisi sınırını belli etmeli. Vicdanınızla söyleyiniz lütfen şu anki hükumet 13 yıldır sokağa çıkan istisnasız herkesin yakasından tutmuş mudur? 13 yıldır sokağa çıkan yüzlerce yürüyüşte hiç mi haklı protesto, isyan, demokratik ifade hürriyeti yoktu.Hepsi mi devlete karşı isyandı. Kusura bakmayın Ak Parti iktidarı faşist bir iktidardır!Eğer insansak bunu söylemek zorundayız. Kesinlikle karşıdakiler de masum değil.

Kerim Korkut 
 07.04.2015 19:39
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Özgürlüklerin alabildiğince olmaması gerekir...Özellikle, kişisel özgürlüklerin kullanılmasında...Çok basit bir örnek vereyim. Parkta oturuyorum; yanıma biri geliyor ve çıkarıp sigarasını tüttürüyor. Tesadüf, rüzgar da dumanı bana doğru gönderiyor...Ne yapmam gerekir? İkaz ediyorum; "git bsşka yerde otur" diyor...Adam, hem gelip yanıma oturuyor; hem de rahatsız olduğum için bana başka yerde oturmamı söylüyor. Ben öyle herkese pabuç bırakacak tipte bir adam olmadığım için tepesine çöküyorum. Sebep, benim temiz hava alma özgürlüğümü engellediği için...Demek istediğim şu: Sınırsız özgürlük, hem bireyler hem de devletler için sorun yaratır ve anarşi doğurur...Ve, bloğumda da belirttiğim gibi dünyanın hiçir ülkesinde sınırsız özgürlük yoktur. Bekarlığınızda mı daha özgürdünüz; evlendikten sonra mı? Bir düşünün bakalım...  17.04.2015 13:01
 

Özgürlük; eylemde veya ifadede başka birini taciz etmeyecek kadar geniş olmalıdır. Diye düşünüyorum. YOKSA yasak veya kontrol sınırı subjektif olacağından çatışma kaçınılmaz olur. Toplumsal sorunların temeli yaşama dair kısıtlamalardır diye algılıyorum. NOT: Bu kadar tutarlı değerli yazıları üreten DENİZKENT'i merak etmemek mümkün mü? Selamlar.

Kadri KANPAK 
 06.04.2015 19:36
Cevap :
Merhaba Kadri Bey...Size katılıyorum...Birey olarak hepimiz, siyasi, sosyal, felsefi açıdan benzer ya da farklı düşüncelere sahibiz. Burada bile, farklı düşüncelere sahip insanlar olarak yazışıyoruz; farklılıklarımızı birbirimize aktarıyoruz...Ama kavga etmiyoruz...Bu farklılıklarımız olmasa, her birimiz aynı makineden çıkmış sosislere benzeriz...Eylemlerimiz de öyle olmalıdır...Eylemlerimi, günümüzde çokça gördüğümüz kırıcı ve yıkıcı hareketlere dönüşmemelidir...Kişisel özgürlüğümüz, toplumsal özgürlüğümüzün önüne geçmemeli ve toplumun diğer kesimlerini rahatsız etmemelidir...Teşekkürler ve selamlar.  07.04.2015 16:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 2413
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster