Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

03 Aralık '19

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
135
 

Düşündüğümüz Kadarız

Düşünmekle yetinip gerçek hayata yansıtamadığımız bazı fikirlerimiz vardır ki fırsat yokluğu bahanemizdir kimi zaman. Hızla gelişen çağa ayak uydururken yitirdiğimiz dinginliğimiz, sorgulama yeteneğimizi de köreltirken benliğimizden uzaklaşmamız olası bir sonuçtur.

İnsan olabilmenin sorumlulukları da böyle bir süreçte sekteye uğrar. Amaçlarımız doğrultusunda iyi bir yaşam, arada sırada da olsa kendimizi şöyle bir yoklamamızı, hatalarımızdan ders alarak düzeltme eğilimine gitmemizi öngörürken akıntıya kapılmak içler acısı bir durumdur.

Evet, bugün de insanlık adına düşünmemiz gereken özel bir gün, "Dünya Engelliler Günü". Bu günü diğer  günlerden ayıran en önemli fark ise duygudaşlık kurarak insanlık yolunda atacağımız adımları perçinleyecek bir gün olması. Bu günü, amacına uygun olarak düşünebiliyorsak eğer insanlara daha ılımlı, daha anlayışlı yaklaşmamız olağan bir durum haline gelir.

Her ne kadar bir yanımız hoşgörülü olmaya açık olsa da zaman süzgecinden sorgulama eylemini geride bırakarak geçmemiz bir takım sorunları da beraberinde getirir. İnsan olma bilinci maneviyat çizgisinde ilerlerken, sırf bedensel veya ruhi sorunları nedeniyle farklılıkları olan bireyleri bu çizginin dışına taşımak ne denli insanlıkla bağdaştırılır ki?

Bireysel farklılıklarımız, iç dünyamızı şekillendirirken haddini aşmış tavır ve tutumlara ne demeli orasını bilmiyorum lakin bir insan, bir diğer insana sırf bu nedenlerle hesap verme eğilimine giriyorsa ortada ciddi bir sıkıntı var demektir. Kimsenin, kişinin bedenen veya ruhen kısıtlılık durumunu iyiye götürmek amacıyla uğraştığı, eğitim ve sosyal faaliyetlerine müdahale etme hakkı yoktur mesela. Alınan hizmetler lütuf ve sadaka değil, sosyal devlet olmanın gereğidir. Engellileri korumak, ihtiyaçlarını temin etmek, gerekli malzemeleri vererek onun rehabilitasyonuna yardımcı olmak sosyal devletin görevleri arasındadır.

Velhasıl, bireyler toplum nezdinde eşit haklara sahiptir, ki bunlardan birisi de eğitim hakkıdır. Konu hak ise hakkı inisiyatif halinde keyfiyete dönüştürmeye de kimsenin hakkı yoktur. İşleyiş ve yasal koruyuculuk alanındaki uygulamalar insan olmanın da bir getirisidir. Netice de kimsenin fiziki veya ruhi kısıtlamaları nedeniyle bir diğer insanı ötekileştirmeye, haklarını gaspetmeye de hakkı yoktur. 

Sorgulama ve duygudaşlık yolunda atılan küçük bir adım bile bir çok şeyi değiştirebilir. Siz engelli olmayabilirsiniz, ya olsaydınız ne düşünür, nasıl hareket ederdiniz? Daha önce yapılan anketler gösterdi ki engelli komşu, arkadaş, öğrenci istenmiyor. Günümüzde de durum hemen hemen aynı. Peki, siz engelli olsaydınız dört duvar arasına sıkışmış bir yaşamı kabul eder miydiniz?

Anketler bunu gösterirken 'mış'lı yaşamlar farklı bir sunum gerçekleştirerek yapay mutluluk sağlamak adına sahte eylemlerle engellileri kıskaç altına alıyor. Sanal dünyada iyi niyetli gösteriler son derece hız kazanırken gerçek hayatta bunun çok az bir kısmına denk geliyoruz ne yazık ki.

Engelliler namına yapılıp merhamet sınırlarını aşan paylaşımlar, yardım dilekleri, görünürde olmayan dernekler adına para toplamalar, engelliler adına yapılacak etkinlikler için satılan sahte biletler insanların yardım isteğini de kursağında bırakıyor. 

Engelilerin devre dışı bırakıldığı bir ortamda,  yaşadıklarımızı dışarıdan bakan biri nasıl bire bir aktarıp yansıtabilsin ki? O halde, bazı soruların yanıtları da verilmeli. Çevrende kaç engelli var, kaç günü beraberce geçirdin? Fiziki şartlar gerekçesiyle kaç kez engellendin? Park yerin kaç kez işgal edilip zor durumda kaldın? Asansörün bozuk olduğu gerekçesiyle merdivenlerin önünde ne kadar süre beklemek zorunda kaldın? Kaç kez toplu taşıt araçlarında sana ayrılan koltuklar ihlal edildi? Sırf bu gerekçelerle kaç kez eğitim ve sosyal haklarından mahrum bırakıldın? Bunları sen yaşamış olsaydın, olaylara tepkin ne olurdu? Eğitim ve sosyal hayatını rağmenlere rağmen sürdürmek mi isterdin yoksa pes mi ederdin?

Evet, sorulması ve yanıtlanması gereken bir hayli konu var. Olayları insanların merhamet duygularını sömürerek, çıkarlar nispetinde şekillendirmek insanlık adına yapılmış en büyük ayıptır. Maneviyat zedelendiği takdirde maddiyat tahrip olmuş duyguları nasıl iyileştirsin ki?

Bugün, dünden farklı bir gün.  Zaman zaman yükselen iç sesimize kulak vermemiz ve düşüncelerimizi eyleme dönüştürmemiz için önemli bir günün eşiğindeyiz belki de. Geçmiş geçmişte kaldı varsa telafi edecek yanlarımız, dingin ve  huzurlu bir yaşamsa arzumuz, daha anlayışlı ve yapıcı olalım. Amaç kazanımsa hoşgörü en büyük kazanımdır ne de olsa.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 914
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1083
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

Doğuştan bedensel engelli olup, Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Baktığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster