Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
268
 

Düşündüklerini yazabilmek

Düşündüklerini yazabilmek
 

Bir pazar sabahı… Saat 04:49… Gün doğmak üzere… Ve ben bir gün önce nöbetten geldiğim için gündüz uykusunu almış, dinç bir şekilde şu an bilgisayarın başındayım… Bazen saatlerce yazmak, düşüncelerimi, yaşadıklarımı internet yoluyla bütün insanlara haykırmak istiyorum… O kadar çok yazmak istiyorum ki bazen, en sonunda bu yazılarımı derleyip kitap bile çıkarmayı düşünüyorum. Neden mi? Çünkü bu kitap “BEN”i anlatacak. Yani benim hayatımı anlatacak. Bir eser… Evet, hayat eseri olacak. Bu yönden düşününce orijinal, tamamen bana ait, yaşadıklarıma, çevreme, sevdiklerime dair olacak.

İşte bu yüzden bazen çok fena yazasım geliyor… Yazmak için zamana ihtiyaç var ve o an kendinizi iyi-rahat hissetmeniz gerek…  Sinirli, stresli ve sıkıcı anlarda içimden yazmak gelmiyor. O zaman dışarı çıkıp hava almak bana daha iyi geliyor.

İnternette yüzlerce blog yazarı var. İnceliyorum, yazılarını okuyorum. Bir çoğu değişik, kendine göre seçilmiş haber ve yazıları kopyalayıp yapıştırıyor. Bazıları da başına ya da sonuna bir iki satır yazı ekliyor, yorum yapıyor. Bence  bu yazarlık değil. Benim için bir şey ifade etmiyor. Çünkü, o kadar sıkıcı geliyor ki, aynı yazı başka yerlerde de gördüğüm zaman, yazarlığın heyecanı kalmıyor. En güzeli kişiye ait olan, onun beyninde üretilmiş ve yazıya dökülmüş olandır.

Bu yazma fikri bende ne zaman oluştu hatırlamıyorum ama uzun bir süredir aklımın bir köşesinde vardı. Bilgisayarın bir köşesinde açtığım klasörün içinde 2-3 tane duruyordur sanırım… Bir zamanlar yazılmış.. (kim bilir hangi köşesinde?)

1999 yılında İzmir’de yaşayan bir akrabam vardı. Yıllar önce TSK’dan emekli olmuş, evini almış İzmir’e yerleşmiş. O dönemde internet daha pek yaygın değil ancak bazı evlerde değil internet, bilgisayar belki bulunur. İşte o evde de bilgisayar vardı. Biz oğluyla beraber genelde oyun oynamak için kullanırdık. Ama adam elli küsür yaşında takvim yapraklarının arkasındaki ve gazetelerdeki dini içerikli yazıları keser, biriktirir, muhtelif zamanlarda bilgisayarın başına geçer, word programını kullanarak o yazıları hiç usanmadan, sıkılmadan yazardı. Saatlerce yazdığını hatırlıyorum. Herkesin yapacağı bir iş değil! Sabır işi… Haa sonra ne oldu? Derleme yaparak kitap çıkardı mı, bilmiyorum… Aklıma gelmişken not alayım da bir ara sorarım ne yaptığını!?

Evet, bence yazmak sabır işi… Düşüncelerini söylemek çok kolaydır, yazmak en zoru… Ama bence en zevklisi…

Bir ara hatta birkaç defa nette forum ya da blog tarzı site oluşturup çevremdeki yazmaya hevesli insanları davet ederek oluşturmak istediğim bazı projeler oldu. Ancak katılımın çok az olmasından ve sürekli devam etmemekten dolayı proje gelişim aşamasında bitti. Bir dönem “Geleceğe Bakış” adı altında elektronik dergi çıkarmayı denedim. Çalışma ekibini ve yazarları ayarlayarak ilk sayıyı da çıkarttım. Ancak bunun da devamı gelmedi… Ama hayatın koşturmacasından ama sabırsızlıktan zaman ayıramadım maalesef… Aslında ortaya güzel bir şeyler çıkmıştı. Tanıtım için internet sitesi bile kurmuştum… Şimdi o internet sitesinin adını bile hatırlamıyorum. 02.12.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2264
Kayıt tarihi
: 19.01.13
 
 

Hava Trafik Kontrolörü olarak bir havalimanının uçuş kontrol kulesinde çalışıyorum. 14 yıldır hav..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster