Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
369
 

Düşünen adam (II)

M.FERİT KOTAN

Seçim sonuçlarıyla ilgili en çok yorum yapılan lider, Sayın Deniz Baykal olmuştur. Sayın Başbakan için yapılan değerlendirmeler de, toplum tarafından benimsenmiştir..

İlginç olan değerlendirme Saadet Partisinin öne çıkarma gayretleridir. Seçimlerde türbanlı burjuva eleştirisi, bazılarında değişik duyguları kabartmıştır. “Düşmanımın düşmanı benim için iyidir” değerlendirmesini gündeme taşımıştır. En güzel değerlendirmeyi Sayın Bekir Coşkun yapmıştır, ”Türbana karşı kara çarşafımı savunacağız “diyerek. Türbanın anti tezi çarşaf olamaz. Sosyolojik açıdan, türban kara çarşafa karşı daha modern bir giysidir. Çağdaş yaşam, kadının özgürlüklerini kısıtlayan düşünce sistemine karşı tavır alır.

CHP ve Sayın Deniz Baykal için yapılan değerlendirmelerde ağzı olan konuştu. Seçim gecesi, anlı şanlı spikerler ile gazetecilerin yaptıkları değerlendirmelerinin sağlıklı olduğunu söyleyebilir miyiz? Sayın Kemal Kılıçdaroğlun’a “CHP’ nin başına geçecek misiniz? CHP ‘nin oyu sizin oyunuzun gerisinde kaldı. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?”şeklindeki soruları duyar duymaz gülümsedim. Türkiye de gazetecilik yapanın öğrenmesi gerekli en önemli bilgi, bürokrasi bilgisi ile yönetim biliminin temel ilkeleri olması gerekir. Bu bilgilerle donanımlı bir gazeteci, bu şekilde soru yöneltmemeli. Akıllarınca sansasyonel haber almaya çalışıyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu, ”Bizim deneyimli ve bilgili, bize yol gösteren bir genel başkanımız bulunmaktadır. Biz onunla hangi kademede başarılı olacaksak birlikte çalışırız. Bu seçimler, halkla daha iç içe olmak gerekliliğini gösterdi “ diye yanıtladı.

Yönetim bir gurup faaliyetidir. Gurubu oluşturan bireylerin amaçlara yönlendirme olayı, sadece liderin değil, grubu oluşturan tüm bireylerin asıl görevleridir Bugün siyaset sahnesinde bulunan liderlerden en donanımlı ve bilgili olanların başlarında Sayın Deniz Baykal’ın geldiğini söyleyebiliriz. CHP nin başarısızlığını savunanların olayı Deniz Baykal’a indirgemeleri, Türk aydınlanma hareketinin hangi aşamalarda olduğunun sosyolojik değerlendirmesini yapmalarını öneririz. 60 yıllık yaşantımda ulaşılan oy oranı yüzde kırkları geçmemiştir. O da, Türkiyede uzun süre iktidar olan siyasi partinin çok yıpranması ve iç ve dış siyasal yapının genel durumunun sonuçlarıdır.

Ekonomik krizin nedeniyle, TV kanallarında geçinemiyoruz iflas ettik haykırışlarına karşın, seçmen iktidardaki partiyi belirli oranda desteklemiştir. İrdelendiğinde, seçmeninin değer sisteminin altmış yıldır fazla değişmediğini göstermektedir. Gazetelerde, “Halk uyardı” manşetini anlamsız bulmaktayım. AKP, SP ve BBP nin oylarını toplayalım, yüzde ellilere yaklaşmaktadır.

Bu yapı içinde, çağdaş yaşam biçimini destekleyen bir siyasi partinin lideri kim olursa olsun, karşılaşacağı seçim sonuçları aynı olacaktır. Kırsal kesimden ve Kapalı Toplum özelliği gösteren şehirlerden gelen oy oranlarıyla, İl Genel Meclisi oylamasında % 23 te kalınmıştır. Dağılımın tümü toplandığında %25-26 dır. .Bu oran, Türk aydınlanma hareketinin oranıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu, bürokrasi deneyimini kullanarak, “Genel Başkanım İstanbul Belediye Başkanlığı adayı olmamı istemiştir. Partinin yetkili organlarının da desteği ile verilen görevi en iyi şekilde yapmak için çalışılmıştır. Başarılı olmamız, partim için önemli bir kazanımdır. İl başkanı ve diğer partililerle geceli gündüzlü çalışılarak, bu sonuca ulaşılmıştır.” diyerek yaptığı değerlendirme anlamlıdır. Parti faaliyetlerinin ekip ve grup çalışması olduğunu, bu çalışmaların bilimsel yaklaşımlarla gerçekleştirilmesinin gerekliliğini vurgulayarak, soru soranlara küçük bir öğretide bulunmuştur.

Seçime üç gün kala bir siyasetçinin, CHPnin Ankarada MHP adayını, İstanbulda ise MHPnin CHP adayını destekleme önerisinin, iki partinin de önemsemediğinin gündeme getirilerek, yapılan eleştiri karşısında dona kaldım. CHP seçime Ankara da SHP ile iş birliği yaparak girmiş ve o siyasi partinin genel başkanını aday göstermiştir. Seçime üç gün kala bu işbirliğinin bozulması söz konusu olabilir mi? Bu öneriyi yapmak bile abesle iştigaldir. Anavatan - DP işbirliği sürecinde yaşanan dedikodular dillere destan olunmuştur. Bir belediye başkanlığı için, parti ilkeleri kişilikler satılabilinir mi?

Sayın Oktay Ekşi’nin, CHPnin 900’e yakın yerleşim yerlerinde seçime girmediğini irdeleyen yazısı üzerinde durulmalıdır. Türk devletini kuran bir partinin, bazı yerleşim yerlerinde seçime girmemesi örgütsel bir zafiyettir. Nedenlerini irdelemek gerekir. Her il ve ilçede örgütü bulunan bir siyasi parti, bu açmazla karşılaşıyor ise o yerleşim yerlerindeki örgütlerin sorgulanması gerekmektedir.

Çağdaş demokrasiyi savunan partilerde yönetim organlarının etkinlikleri çok önemlidir. Tepe yöneticisi olan lider, yetkileri kendinde toplayan her şeyi kendi bilen kişi değildir. Örgütleriyle birlikte doğru kararları oluşturmayı sağlayarak, uygulamaya konulması görevlerini yerine getirir. İl ve ilçe örgütleri halk ile bütünleşerek, sosyal etkinliklerde yerlerini almaları gerekmektedir. Etkinliklerin sürekliliğini sağlayacak organizasyonlara gitmeleri başlıca görevleridir. Halkın sevincini de, üzüntüsünü de paylaşmak zorundadırlar.

Güneydoğu ve doğu olayı, yanlış siyaset sonucu olarak farklı bir boyuta geldiği görülmektedir. Etnik kimlik baş çelişki olarak kabul edilince, bu siyaseti reddeden siyasal partilerin oy almaları düşünülemez. Ortaya öğle bir sosyal olay çıkmıştır ki, yoksulluk ve bölgenin gelişmişlik sorunları unutulmuş, etnik kimliğim kabul görmelidir aşamasına gelinmiştir. Kimlik konusu kültürel olgudan çıkarılmış, mikro milliyetçilik akımına dönüştürülmüştür. Ülkenin partisi olduğunu söylerlerken, ayrışmayı kuvvetlendiren hareketlerden kaçınmamaktadırlar.

Vatandaşlarımıza, evrensel bilinci kazandırmak gerekmektedir. Her ülke, çeşitli kimliklerden oluşan yurttaşlar topluluğudur. Vatandaşlarımız etnik ve dinsel değerlerini içsel yaşamalıdırlar Ülke siyasetin de mücadele, daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak, çağdaş ve özgürlükçü yönetimi sağlamak olmalıdır. Bu mücadelenin temel çelişkisi, tutucu değerlere karşı çağdaş-özgürlükçü - paylaşım kültürünü gerçekleştirme olmalıdır.

Çağdaş Türkiye’nin temel ilkelerini savunan partiler, bu kültürün yaygınlaşması için parti eğitimine önem vererek, tüm halk ile kucaklaşacak siyasal yöntemler, uygulamaya konulmalıdır. 5.04.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 446
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster