Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Şakir Şükrü Kadıoğlu

http://blog.milliyet.com.tr/wushu

10 Ağustos '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
109
 

Düşünmek ve Akıl Sahibi Olmak Güzeldir!

Düşünmek ve Akıl Sahibi Olmak Güzeldir!
 

DÜŞENEMİYORUZ, DÜŞÜNDÜRÜLEMİYORUZ, DÜŞÜNMEK İSTEMİYORUZ, DÜŞÜNCE ŞEREFİNDEN  MAHRUM  OLMAKLA BİRLİKTE,  KİMİLERİMİZ  İSE BU  ZAHMETE DE  KATLANAMIYOR. ÇOK AMA ÇOK FAKİRİZ…


                          Bir köle düşünün şu anda ki, işçimiz çalışan üreten ve tüketen bir köle! Bu bahsini ettiğimiz köle sabahleyin kalkar sabahın saat 8:00’inde ardından arabası var ise arabasıyla, şayet yok ise otobüs denilen illetle veya son olarak tabanvay bir şekilde yoluna koyulur. Fakat bu yola koyuluş o kadar basit bir olay değildir, niye değildir? Çünkü yola arabasıyla giderken şayet geç yatıp uykusunu alamamışsa kullanmış olduğu aracı dikkatli süremeyeceğinden dolayı kaza yapma riski vardır, aracının bozulma riski vardır, iş yerine gittiği  sırada da oradaki amiri var ise, amirinin serzenişlerine muhatap olacaktır… Belki de kavga edecek veya hastaneye kaldırılacak…
                           Diğerine gelelim; arabası yok iyi mi acaba? Hayır, o  daha beter zira toplu taşıma araçlarına biniyor ve o biniş sırasında otobüsün aheste aheste  gitmiş olması, orada bulunan insanların birer et parçası halindeki yolculukları, tabiri caiz ise birer ceset halinde yolculuk yapmaları veya tam otobüse binme sırasında otobüsün kalkmış olması ve şahsın otobüsü kaçırması… Oradaki itiş kakışlar kavgalar ve gürültüler, nihayetinde iş yerine varmalar. İşte tam orada köleliğin başlangıcı sabahın sekizinden akşam saat sekize kadar belki robotlaşmış bir tarzda çalışmak.
                             Nihayetinde çalışma faslı bitiyor ve eve gidiş başlıyor ve aynı işkenceler yine devam… O kafayla dolu bir kişilikle nereye gidiyor? Evine, bitmiş ve tükenmiş bir halde. Bu kişi şayet evli ise eşinin dırdırından ve kafa ütülemesinden orada kölemiz maalesef diskalifiye olur veya sabrına bağlı olarak sabreder şayet sabredemezse evde bulunan sevgili müstakbel profesörün icabına bakar. Şayet benim eşim gibi, anlayış sahibi, erdemli bir eşe sahipseniz; bu badireyi atlatmış sayılırsınız.

                            Bu tür olayları atlattıktan sonra modernize bir putun karşısına oturacaklar şayet bu putlar kölenin maddi durumuna göre değişiklik arz eder. Eğer zengin ise büyük LCD bir put, geniş ekran ve nerdeyse evin yarısını kaplayacak kadar bir PUT ve bu puta cümbür cemaat ailecek ibadet etmeye başlarlar. Tabii ki bu put eskisi gibi helvadan taştan veya sopadan ağaçlardan yapılmaz elbette ki yapılmaz zira bizler çok medeni çağdaş bir topluluk olduğumuz için öyle basit basit putlarla işimiz olamaz.
                              Bizim  gibi çağdaş ve ilerici bir toplum olsa olsa daha önceden dediğimiz gibi büyük daha çok büyük hubel Lat. Menat , Hubel  veya Uzza gibi adi udi putlara değil de, MODERNİZE EDİLMİŞ VE ÇAĞDAŞ olması gerekir oda hiç şüphe yok ki Televizyon ne kadar basit değil mi? T e l e v i z y o n PUT değil de televizyon put dersek olmaz! Çünkü putlarına  hakaret olarak kabul edilir! Veya edersiniz, bir düşünseniz kişi ‘Benim putum en güzeli falanca marka diğeri ise he he seninki de öyle mi? benim ki feşmekan marka hemi de on metreye beş metre!!!’ Bir diğeri ise; “şunlara bakın benim ki en güzeli plazma bir put en son model.”
                               Bunlar böylece övüne dursunlar biz gelelim ne demek istediğimize, evet devam ediyoruz. Putlarına ibadet tanzimlerinden sonra eee artık geç oldu saat 00:00 hadi bakalım putumuza olan ibadeti biraz olsun ara verelim zira yarın sabah köleliğe devam edilecek! Kimi putperestler ise bu vermiş olduğumuz saati de biraz daha geç bırakırlar hele hele iman ve takva boyutunda merhale kat edecekleri için bu zamanı biraz daha ötelerler ki ilahları onlardan razı olsun! Ve  nerdeyse sabaha kadar putlarına bağlılıklarını ispatlama yoluna girerler. Putlarından inecek olan vahiy doğrultusunda hareket ederler. Kendilerinin bir putperest olmadıklarını bilakis modern bir Müslüman olduklarını  iddia eden bazı putperestler ise şöyle kendilerini savunurlar; biz onlara tapmıyoruz, sadece sahip olmuş olduğumuz dinimizi daha iyi yaşayalım diye onu seyrediyor ve tanzim ediyoruz derler.                                         (Esirgeyen ve Bağışlayan Allah adıyla; “İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka bir takım dostlara tutunanlar da şöyle demektedirler: «Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Şüphe yok ki, Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyle hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.39/3)”
                              Şu putperestlerin şeytanları o kadar çok semirmiş ki o kadar çok beslenmişler ki kullarını (Putperest) şeytani fikirler ve düşüncelerle desiselerle avutup durmakta. Bazı saygın ve zengin putperestlere ne demeli onlar ayrı bir kanaldan bağlanırlar putlarına. Öyle ki daha önce dediğimiz gibi duvardan duvara bir puta sahiptirler. Gelen misafir putperest komşularına gösteriş budalası olduklarının adeta ispatını yapmaya azmederler.

                               Pekala, bu putperestler acaba diyoruz bu kadar çok mu severler ve her akşam köleliklerinden sonra putlarına bu kadar çoook mu bağlıdırlar acaba? Yani diyorum, ‘ya bu günde putumuza bakmayalım’ demezler mi? Hayır asla demezler diyemezler neden biliyor musunuz? Çünkü o nadide ve sevgili putları ona müsaade etmez! ‘Her akşam ve her gün bana ibadet edeceksiniz! Kurtuluşun olamaz, beni asla terk edemezsiniz. Putsuz bir yaşamı asla ve asla kabul edemeyiz, ona hakaret edeni ise asla!’
                               Nerdeyse bu putun heykelini ayrı bir put olarak dikecekler ve ardından, “arkadaş biz bir putperest olarak keyfiyette  bunun ispatını şuraya … milyon dolar harcayarak yaptırmış olduğumuz sevgili ve ulu putumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Eğilin ulan sizde!!!”
                          Biraz da bu tipteki  putperestlerin özelliklerinden  bahsedelim en büyük ama en büyük özellikleri TEFEKÜRSÜZ DÜŞÜNCESİZ, AKLETMEYEN, bir bakıma değil aynen bir kütük gibi yaşarlar. Bunların yaşantılarında bu gibi olgulara ve değerlere mümkün değil rastlayamazsınız. Çünkü bu tipteki putperestler putlarının doğrultusunda bir yaşam sürdürürler. Onların ilahları yani putları çok ama çok değerlidir. Ne derse kayıtsız şartsız itaat ederler zira PUTSUZ BİR HAYAT ASLA VE ASLA DÜŞÜNÜLEMEZ! Düşünülemediği gibi de itaatsizlik onlar için çok büyük edepsizliktir!    
                                 Hele hele bu putperestlerin kadınları putlarına o kadar imtina ve özen gösterirler ki sormayın onlara sunulan şeytanı bile solda sıfır bırakacak programlar sunarlar ki seyretmeye doyamazlar. Hele hele feminizm denilen erkek düşmanlığı ve kadınların hegemonyası olan konularda ve programlarda süper star rolünü mükemmel bir tarzda rolünü orada oynarlar, pratikte ise partnerleri olan kölelerin üstünde ise bunu uygulama safhasına geçirirler. Ardından diğer putperest kadınlar ile bunun dedikodusunu yaparlar ki sevgili biricik putları onlardan razı olsun. Kendileri yemek yapmak veya çocuklara bakma ve evin temizliği gibi fiiliyatlar olmazsa idi, o nadide zehir akıtan putlarını asla ve asla terk edemezlerdi.
                                  Şayet putları yani ilahları bunlara putperestlere bir şey söylese hemen ama hemen ertesi günü ortaya dökerler ve hemencecik alırlar ve hayatlarına tatbik ederler, yarına asla ve asla bırakmazlar. Bu putperestlerin ilahları YARINA  BIRAKIRSAN  HÜSRANA  uğrarsın diye bir mesaj gelir ki (Kendilerini tam olarak bir putperest olarak kabul etmeyip ne tam gâvur, ne de yarım gâvur, ne tam putperest, ne de yarım putperest olarak telakki ederler)Şanlarına yakışmaz. Bu bizim PUTUMUZ derler.
                                    Sonrasında bu putperestler günümüzde utanmadan “bizde Müslümanlardanız “ derler ve ortalıkta gezerler. Araba sürerler, kölelik yaparlar, işveren olurlar, kavga ve münakaşada bir numaradırlar, öfkelerini yenemezler, çünkü sevgili putları her daim şiddeti bir numara olarak hatırlatmış ve göstermiştir. Yollarda gezinirler, ahkâm keserler, para kazanırlar, oruç da tutarlar inanmazsınız belki ama namaz da kılarlar. Hatta ve hatta hac gibi ulvi bir vazifeyi de yerine getirirler, ‘zekat’ gibi bir ibadete gelince ise, işte ona kıyamazlar. Fakir olacakları düşüncesi ve endişesi akıllarına gelir. Bazı putperestler verir bazıları ise veremezler. Peki neden veremezler? Çünkü onlar putperesttir de ondan. Pekala bazı putperestler neden verirler bu zekatı bilirimsiniz? Bilmiyorsanız izahta bulunalım; gösteriş ve riya için!!! Yahu şu putperestler amma da kalın kafalıymış yahu!
                                   Bu putperestler aynı zamanda konferans ve seminerlere gittikleri gibi konferanslarda konuşma da yaparlar. Tabii ki diğer putperest arkadaşları da onları canı gönülden dinlemeye koyulurlar. Kardeşim bunlar var ya  en kötü yanı bir de evlenir çoluk çocuğa karışıp putperestlerin çoğalmasın da vesile olurlar, gün geçtikçe de maalesef çoğalmaktalar.
                                  Bu putperestlere son dönemde bir gurup daha katıldı maalesef bu guruptakiler biraz daha modern takılırlar, nasıl yani? Eeee yıl 2017 televizyon biraz demode oldu şimdi ise internet denilen bir illet hâsıl oldu. Bu illete takılan muhterem zevat ise diğer putperest arkadaşlarından biraz daha farklıdırlar. Şöyle ki televizyon putçuları ilahları önlerine ne gelirse bir bakıma kabullenmek gibi bir zorunlulukları vardır. İnternet putçuları ise biraz daha bu konuda özgürler. Bu tür putperestler bir hayli özgürdürler o kadar ki Müslümanından tutun da, ta ki kâfirliğe kadar uzanırlar ve her çeşit entrikalarla karşılaşırlar. Ne de olsa, dünya çapında ve uluslararası bir put çeşidine girmekte. Bu öne sürdüğümüz her iki putların ortak özellikleri bunu büyük harfler ile yazıyorum. AKLEDEMEZLER VE ASLA DÜŞÜNEMEZLER, KILAVUZLARI SAFKAN ŞEYTAN VE İBLİSTİR!
                                  Ey millet özür özür …Ey putperestler size olan nasihatim şu olacak; “Bırakın bu putperestliği gelin sizi hakiki anlamdaki Rabbimizin dini olan İslam’a davet ediyoruz.” Zira davetime icabet ederseniz kurtuluşa erersiniz. Daha önceki ümmetlerden hiç mi ibret almazsınız? Tabi ki almazsınız çünkü sizler hiç düşünemeyen akledemeyen biçare putlara tapıcılar idiniz. Fakat Rabbim Allah azze ve celleden ümit kesilmez. Güzide dinimin güzide peygamberi o zamanlar tüm putları devirip LA İLAHE İLLELLAH kelimeyi tevhidi yerleştirmişti. Oysa şu zamana baktığımız zaman ise tekrar eski dininize dönmüş bir durumdasınız.
                                    Biraz daha modernize edilmiş bir halde hayatınızı sefil ve rezil bir şekilde maalesef sürdürmektesiniz. Ne düşünebiliyor nede akledebiliyorsunuz ne olacak bu haliniz? O kadar ki bir de bizde Müslümanız diyorsunuz özrünüz kabahatinizden çok ama çok büyük. O güzel peygamber Putları yıktıktan sonra sahabe ne zaman vahiy inecek ve bizler de o vahiyle amel edeceğiz diye beklerken sizler, ‘acaba putumuz da yeni bir şeytani program var mı?’ Diye sabırsızlanıyorsunuz. Kafirler ise o zamanlar sahabeyi kirama  vahiy ineceği zaman,’ bu kiminizin imanını artırdı?’ derken ve dalga geçerken onların imanı o kadar kavi o kadar keyfiyette idi ki, zerre bir adım geriye gitmezler idi.                                                                                                                                                                                                         Günümüzün putperestleri ise çok daha değişik programlara dalarak ‘nefs’ denilen illeti doyurmanın yolunu maalesef aramakta ve amansız takip etmekte. Birbirleriyle adeta yarışmaktadır. Herkes böyle inanıyor, herkes böyle yapıyor, herkes böyle söylüyor, herkes böyle gidiyor, ve herkes böyle…Eyy millet herkesi bırakın artık herkes sizin kriteriniz değil anlayın herkes kimdir? O bahsini ettiğiniz herkes yarın cehennemin dibine girdiği zaman merak ediyorum o zaman sizler acaba nereye gidecek veya kaçacaksınız? Biraz olsun anlamaya çalışın ne olur! Yalnız anlayabilmeniz için Putunuzu bir an olsun  terk edin!

          
 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 111
Kayıt tarihi
: 17.02.17
 
 

1982 yılından Günümüze kadar Wushu-Kungfu sporunu fiili olarak yapmaktayım. 1995 yılında Avrupa Şam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster