Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '15

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2297
 

Düşürülen Uçak, AB-ABD’nin, Ruslara ve Türklere attığı 3.cü kazıktır!

Düşürülen Uçak, AB-ABD’nin, Ruslara ve Türklere attığı 3.cü kazıktır!
 

Bir masaya eşit şartlarla (güçle) oturulmadığında zayıfa düşen, güçlünün uzattığını imzalamaktır. Lozan Antlaşması gibi.


Atılan bu kazıkta iki hesap vardır. Rusların, Türkiye’ye Nükleer Teknoloji vermesi ile Rusya’nın giderek Türkiye’nin arkasına düşme düşüncesi. Tarih, bu nedenle geçmiş değil, gelecektir. Önemi de size rehberlik, kılavuzluk etmesindendir.

Şimdi bu iddiaları aslında tespitleri biraz açalım.

Türkiye, yaklaşık 40 yıldır Nükleer Santral yapımının peşindedir.

Ancak, Batılılar bize bu teknolojiyi vermemiştir.

Türkiye’de eldeki –O dönem için- tek seçenek Ruslarla, ilk Nükleer, “Akkuyu Nükleer güç santralı” için bir dizi anlaşma imzalamıştır.

İmzalamakla birlikte, bu alanda seçenekleri çoğalmış ve arkasından, Japonlarla, (İkincisi olan) Sinop Nükleer Enerji Santralı için anlaşma imzalanmıştır. Bu proje içinde Fransızlar da vardır.

...

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılan;

-Batılı ülkeler bize (Müslümanlara) Teknoloji vermemekte ve vermemekle kalmayıp engellemektedir.

-Ruslarla bir nükleer antlaşması yapılmasaydı, Japonlar ve Fransızlar ortaya çıkmayacaklardı.

-Dünya’da, 442 Nükleer Enerji Santralından bir tanesi (Müslüman) Pakistan’da kuruludur. Bunu da Çin vermiştir. Onun takipçisi olan İran’ın, nükleer çalışmalarında başına neler geldiği hepimizin bildikleri arasındadır. (Halk Bankası üzerinden koparılan kıyametler de buna dahildir.)

...

Peki, Nükleer Enerji üretmekle başımız göğe mi erecektir! Önemi nereden gelmektedir?

-Türkiye “Yenice Sanayileşen Ülkeler” arasındadır. Sanayileşmenin ilk gereksinimi ise “enerji”, petrol’dür.

-Peki, Türkiye’nin kendisine yetecek petrolü var mıdır? Ne yazık ki yoktur.

-Petrolü yoktur da enerji-petrol alacak parası var mıdır?

-Maalesef petrolü olmadığı gibi alacak parası da yoktur.

-Bu durumda Türkiye nasıl sanayileşecek, “bir sömürge” olmaktan kurtulacaktır?

-Sanayileşmesi elbette, bol ve ucuz enerjiye kavuşmasına bağlıdır.

-İşte, bu nedenlerle, Nükleer Enerji Santrali yapımı bizim için Hayati önemdedir.

-Enerjiniz yoksa, sanayileşme ihtimali de yoktur.

-Sanayileşemeyen ülkelerin sömürge olmaktan kurtulmaları da mümkün değildir.

-İşte bu gerekçelerle, "Greepeace örgütü!", bizdeki kimilerine. "Nükleere hayır!" dedirtmektedir. Bu örgüt, İngilizlerin istihbarat cinliklerindendir. (Bakınız; http://www.canmehmet.com/greenpeace-yesil-baris-dosyasini-aciyoruz-orgut-ingilizlerin-cinliklerinden-birisi-midir-1.html

Nüfus Meselesine gelirsek;

-Rusya’nın nüfusu bugün yaklaşık 140; Türkiye’nin ise, 80 Milyondur.

-2050 Yılında Rusya (küçülecek) Muhtelemen 110, Türkiye ise, 100 Milyon olacaktır. Bunun tercümesi!

-2050 Yılında Türkiye’de, Rusya gibi Nükleer teknolojiye sahip ve eşit şartlardadır. Boğazlar meselesine hiç girmeden…

-Bu durumda Batılılara düşen her zaman olduğu gibi Türkiye'nin yükselişine (Bölgedeki çıkarlarına engel olmamaları için örneğin Suriye'deki yeni yapılanmalaa ayak diremesi gibi!) bir engel çıkarmak kalmaktadır.

-Ve İşte karşınızda Uçak Meselesi!

Bir senaryoya göre;

-Rusya ve Türkiye birlik olduğunda, Avrupa ve Amerika’nın Ortadoğu-Afrika’da değil at koşturması, Ticaret yapması dahi ham hayaldir!

-Bunun basit açılımı, Türkiye ile Rusya birbirlerine yakınlaşmamalı, ki; Avrupalı-Amerikalılar korkulu rüyalar görmesinler.

Toparlanırsa;

-Batılılar, Rusların ağzına bir parmak bal! "Akdeniz rüyası!" çalarak, Putin'i, (Çar I. Petro'nun, 'Dünya Devleti!' rüyası; http://www.canmehmet.com/car-i-petronun-1725-yilinda-yazdigi-vasiyetnamesi-ve-vasiyetnamenin-nato-ile-ilgisi.html oyununa getirmişlerdir. Böylece Türkiye'nin de önü kesilecektir.

-Fransızlar, Akdeniz de Ruslarla birlikte askeri gövde gösterisi yapmaktadır.

-Sahi! Fransa, Amerika'nın (NATO) askeri ortağı değil mi? İlginç!!!

-İşte Batı siyaseti budur.

...

-Bu işten (Uçak Olayında)  kazanan, Avrupalı-Amerikalılar…

-Kaybeden ise, Rusya’dır.

Peki, Türkiye?

-Onun cevabı da bize kalsın.

-Şunu not ederek: İslam ve Türk Alemi, Türkiye'yi beklemekte, beklerken de bütünleşmektedir.

Meraklılarına;

-1853 Kırım Savaşı ile, 1945 Stalin’in boğazlarla ilgili taleplerinde yaşananları;

- İlkinde (Kırım Savaşı) İngiliz, Fransız; İkincisinde, (NATO meselesi) İngiltere-Amerika’nın Türklere  nasıl kazık attıklarınına bakabilirler;

http://www.canmehmet.com/kisa-bir-nato-giris-hikayesi-natoya-ilk-kez-1853te-girdik-aaa-o-zamanda-mi-nato-vardi.html

-"Batılı İlim İnsanlarına göre İslam Medeniyeti'nin getirdikleri" dizisi devam edecektir. Konunun güncelliğinin kaybolmaması için bu yazı hazırlanmıştır.

Resim; web ortamından alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili can mehmet bey, sizi okurken yiğit bulut tadı aldım. Bu tayyip ve yandaşlarıyla birlikte suni olarak yaratılan koskoca bir yalandır. Ben hepimizin çocukları adına barış dolu bir turkıye de yasamak ıstıyorum ve sız ve sızın temsıl ettiğiniz zihniyet bu gidişle bizi savaşa sokacak diye de korkuyorum. Strateji bilginiz yok tarih bilginiz nedense çarpitilmiş ya da yok.!! Ama maşallah turkıyenın dış polıtkası hakkında fikir sahibisiniz. gerçi bizi yönetenlerle kıyaslanacak olursanız belki daha bilgili olduğunuz bile tespit edilebilir, orasını bilemem.

asutay 
 09.12.2015 19:58
Cevap :
Değerli asutay, konuya ilginize ve görüşlerinize teşekkür ediyorum. Bilirsiniz, farklı düşünmek (karşılıklı olarak kör noktaların aydınlanması için bir malzeme ve) zenginliktir. Sizin, "Barış dolu bir Türkiye" temenninize ve dileğinize yürekten katıldığımızı bilmenizi isteriz. Sağlıcakla kalınız.  11.12.2015 9:25
 

Rusya ve Türkiye, yukarıdaki satırlarda anlatıldığı kadar kolay oyuna gelmemeli! İşin içinde başka bit yenikleri de aranmalı! Aslında, ülke isimleri zikredilirken o ülkeyi yönetenler anlaşılmalı, değil mi? Onlar bu oyunlara gelmeye nasıl ikna ediliyorlar, irdelemek gerekmez mi? Öte yandan, Çin'den alınacak füzelerin de iptal edildiğini hatırlamalı, hatırlatmalıydınız! 4 milyarlık dolarlık proje içinde Çin'den füze teknoloji transferi de vardı. Bu neden iptal edildi acaba? Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 08.12.2015 19:16
Cevap :
Değerli İsmail Hakkı CENGİZ Bey, Bilirsiniz, insanlar edindikleri (Bilgi-deneyim) doğrultusunda (uygulamalarıyla)kendilerini tekrar ederler. Bu nedenle tarih (arşiv) önemli değil, hayati değerdedir. Bugün yaşadıklarımızın benzerini; Ruslarla, 1853 Kırım Savaşı ve 2. Dünya Savaşı bitiminde yaşadık. (İngiltere-Fransa)Kırım olayında ilk kez dış borç aldırdılar. 1945 Stalin Olayında da NATO'ya semşiyesi! (koruması!)altına girdik. Konuya gelirsek; Uluslararası siyasette adımlar, "dostluk, arkadaşlık" anlayışlarıyla değil, çıkar esasına göre atılmaktadır. Örnek; Kanuni'nin, 1529 Viyana önüne gitmesinde batının kurtuluşu, (tespitlerine göre) Şii-Safevi'lerdir. 2015'de İran, Rusya'nın; Rusya ise İran'ın yanındadır.500 yılda hiçbir anlayış değişmemiştir. "Çar I. Petro'nun 1725'deki vasiyeti" birçok konuya -Rusya-İran davranışlarına)açıklık getirecektir. Çin'e gelirsek; Çin geleceğin belirleyicisidir. Belirleyici gerçekte (rekabetçi çıkarmak adına)yüksek teknoloji verir mi? Sağlıcakla kalınız.  09.12.2015 10:33
 

Burada hazin olan gerçek bizim gelişmiş ülkelerden silah, teknoloji ve enerji almaya muhtaç halden bir türlü kurtulamamızdır. Çünkü bu durumda Batı'nın insafına kalmış oluyoruz. İkinci hazin mesele de yeterli teknolojiye ulaşabilecek ekonomik güç ve uluslararası mekanizmayı iyi kullanabilmek meselesidir ki son Rusya kaosundan sonra bu durumdaki halimiz ortada. Haklı olduğunuz asıl konu ise maalesef ABD ve Batı ülkelerinin ülkemizdeki bor, altın, nükleer enerji ve hatta bütün enerji dalları ile maden çıkarım konularında yerli ya da uluslararası işbirlikçileri vasıtasıyla, popülist, romantik, çoğu gerçek dışı abartılı tezlerle, bazı insanlarımıza maddi vaadler vererek enerji politikalarımız aleyhine kamuoyu oluşturup kendimize yeter hale gelmemizi engellemeleridir. En çok bizim maden arama ve enerji üretimi yatırımlarımıza karşı çıkıldığını düşünüyorum. Kendisi yer salkımı ele verir talkını misali. Hem elektrik istiyoruz hem de bütün enerji yatırımına karşı çıkıyoruz. Saygılarımla.

beyazışık 
 04.12.2015 13:02
Cevap :
Değerli Beyazışık, Bizlerin toplum olarak (özellikle son 350 yıl) en büyük sorunu, tüm kültür değerlerimizin ısrarla vurgulamasına rağmen okumamamızdır. Bugün bir İngiliz-Fransız yılda 21 kitap okumasına (bilgi-teknoloji üretmesine) karşılık, ülkemizde ortalama yedi yılda bir kitap okunmaktadır. Onunda, yüzde altmışbeşi "aşk-hayal" romanıdır. Osmanlıda ilk matbaayı açan Müteferrika'da, kitapları satamadığı için iflas etmiştir. Uluslarası siyasete bakıldığında; 1800'lerin başlangıcından itibaren Osmanlının yıkılmasında, İngiliz-Fransız-Avusturya-Rusya ve Amerika, birbirlerinin lehine hep kirli ilişkiler içinde olmuştur. Bunun en canlı örneği; I. Dünya Savaşı sonunda, Ülkemizi işgal eden İngiliz-Fransız-İtalyanlar, (örtülü ABD); İşgal ettikleri ülkeyi bir kez daha Yunanlılara işgal ettirerek, ülkenin yetişmiş insan kaynağı ile ekonomik değerlerini yoketmenin yanında, Osmanlıdan -geleneklerine göre!) bir çıkartmışlardır. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  04.12.2015 15:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1105
Toplam yorum
: 2705
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1724
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster