Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1195
 

DUT

DUT
 

Beyaz Dut


Haziran ayına girildiğinde Dut mevsimi başlar, temmuz ortalarına kadar devam eder. Dut'un yaşantımda ayrı bir yeri vardır. Bugün biraz hüzünlü olmamın nedeni eskisi gibi yiyemememden dolayı. Otuzlu yaşlarıma kadar her mevsim ağaçtan bol miktarda dut yemenin tadını tatmış biri olarak, bu imkandan uzaklaşmam az da olsa hüzünlendiriyor beni. Dünyada hiç birşey devamlı değil, bir gün geliyor sonlanıyor.

Dut ağaçının vatanı Çin'miş. Boyu 15 m ye kadar uzarmış. Oldukça narin olan dut, koparıldıktan sonra birkaç saat içerisinde tüketilmesi öneriliyor. Aksi takdirde kararıyor, özelliğini yitiriyormuş. Gelelim Dut'un faydalarına.

Aç karnına yenilen beyaz dut, bağırsak kurtlarını düşürür ( aç karnına yendiğinde ), mide ve bağırsakları rahatlatırmış. Kara dut ise, ağız ve boğaz iltihaplarına iyi gelirmiş. Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelirmiş. Diş eti hastalıklarına ve öksürüğe karşı fayadalıymış. Karaciğere iyi gelirmiş. Hazmı kolaylaştırdığı söylenmekte. Dut, vitamin olarak C, B1, B2 ve kalsiyum olarak zenginmiş.

Dut taze ve kuru olarak tüketildiği gibi, şurubu, reçeli ve pekmezi yapılırmış.

Sevgili okurlar, dut denince akla hiç kuşkusuz Kemaliye (Eğin) ilçesi gelir. Başta belirttiğim bol dut yediğim o güzel ağaçlar, Eğin'den getirilmişti. Eski Türkçe'de "cennet gibi güzel bahçe" anlamına gelen Eğin, yemyeşil ve bakir doğası olan, buz gibi akan suları, dut bağları, haşmetli Sarıçicek dağları ile Fırat'ın kenarında sevimli bir ilçe. Eğin için Dut'un ayrı bir yeri var. Özellikle kara dut. Yörenin geçim kaynağı. Evlerin damlarında kurutulan dut sonraki günlerde yemeklik ve pekmezlik olarak ayrılıyormuş. Pekmezin dışında, pestil, cevizli sucuk (oricik), reçel, sirke ve cevizle dövülerek karıştırılarak yapılan lök.

Anadolumuzun büyük sorunu göç, Eğin'i de etkilemekte ( kaynaklara göre 19.yüzyılda 19 bin olan nüfus, bugünlerde kış aylarında 1250 lere iniyormuş). Dolayısıyla ata yadigarı dut bağları ilgisiz ve bakımsızlaşıyormuş.

Eski İstanbul'lular, İstanbul'da da dut ağaçlarının çok olduğunu söylemekte. Mecidiyeköy ve Levent tarafı özellikle dutlukları ile anılırmış. Bugün oturduğumuz evimizin yaklaşık 30 metre gerisindeki, büyük dut ağaçının yanından her geçişimde yerlere dökülen ve ezilen dutları görür, duygulanırım. Anlaşılan bu yöre de dutlukmuş.

En güzel dutlar sizin olsun, sevgilerle...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 487
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1658
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster