Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '16

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
71
 

Düttürü Dünyalar'daki ahvalimiz

Düttürü Dünyalar'daki ahvalimiz
 

Kemal abimizin en bilinmeyen filmlerinden biridir 'Düttürü Dünya', bizler onu güldüren filmleriyle bilirken aslında sinema tarihimizde derin izler bırakmış en önemli prorest filmini gözden kaçırmışız oysaki... 27 yıl sonra bu filmi keşfedişimi bir kazanç değil bir kayıp sayıyorum.

Film bize bir aile dramını anlatırken aynı zamanda kendimizi görebileceğimiz bir ayna tutar. Yolsuzluk, yoksulluk, sermaye, bürokrasi ve gecekondu gibi kendi ellerimizle yarattığımız mefhumların girdabında savruluşumuzun hikayesidir.. Filmde Mehmet karakteri (Kemal Sunal) klarneti askerde öğrenen, geçimini sağlamak için gece pavyonlarda çalan yumuşak ruhlu bir babadır. Ancak vahşi düzen içersinde canavarlaşan insanlar onun dünyasına bir türlü sirayet edemez, keza o da öyle, oyunu kuralına göre oynayamaz. Kiracı oldukları gecekondu bakanlıklarda odacılık yapan açıkgöz eniştesinindir, kendisi evinin arazisini müteahhide verince Mehmet'i kendine ev bulması için sıkıştırmaya başlar. Ancak ne var ki Mehmet'in buna gücü yoktur. Eniştesini sevmesede ona gizli bir hayranlıkta duymuyor değildir. Bakanlıkta odacı, çaycı olmaya bile imrenen Türk toplumunu iğneler aslında.  

Düttürü Dünya maddi ve manevi yoksulluğumuzun hikayesidir, gırnata çalarken gününü gün edenlerle ve yakacak odun bulamayanların arasındaki derin uçurumlardır. Toplumsal çürümüşlük ve yabancılaşmadır. Bugüne ayrıca bir aynadır. Bugünde toplum tıpkı kökleri çürümüş, içi kurtlar tarafından oyulmuş pespaye bir ağaç gibi değil mi? Görüntüce varolan ancak bir rüzgara devrilecek bir ağaç...

Filmde Ankara sokaklarına, pavyonlarına, bakanlık dairelerine gidip geliriz, 1980 Kenan Evren darbesi sonrası hızlı bir dönüşüm geçiren toplum, dönemin sonraki siyasilerinin pompaladığı bireyselcilik, kısa yoldan köşeyi dönme ile yozlaşmaya sahne olan toplumsal hayat, acımasız ve vahşice derinleştrilen gelir adaletsizliği işlenir gözlerimize... Aslında tek isteği sadece başını sokacak bir ev, geçinebilecek kadar bir kazanç ve biraz huzur peşindeki bir adamın dramıdır bu. İzledikçe farklı duygular hissederim. Sanki Ankara'nın o kömür kokan gecekondu mahallesinde sabah ben işten dönerim, elimde ekmek ile...

Bir mandalinayı 5 kişilik ailensine bölüştürdüğü sahneyi unutmak mümkün olmadı hiç, zihinsel engelli oğlunu karlı bir gün çevreden yakacak odun toplamaya göndermesi, kızını okuması memur olması yönünde uyarmaları belki de bizim babalarımızın filmdeki vucut bulmuş halidir kimbilir?

Zaten filmde bir replik var ki dünümüzü, bugünümüzü ve yarınımızı öyle güzel çarpar ki yüzümüze;

Mehmet'in kızı Mükerrem ile girdiği dialog tam olarak şöyledir:

''- Kızım, Doğan nerede ? (Doğan akıl hastası olan evladıdır)

-Sokakta baba, oynuyor,

-Oynasın oynasın, yakında hepimiz sokakta oynayacağız.''

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 439
Kayıt tarihi
: 06.11.15
 
 

Biraz iktisatçı biraz iletişimci bir edebiyatsever ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster