Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
510
 

Duvarın önünde sorularla...

Duvarın önünde sorularla...
 

Diyor ki: "Beni sınama" Oysa bilmiyor hayat hep sınar bizleri. Her gün binlerce sınava sokar da ruhumuz bile duymaz. O "beni sınama" diyor. Onu sınayan benim içimde hayata karşı geliştirdiğim duvar, o bunu görmüyor. Bir Sfenks gibi oturuyor kalbimin kapısında ve ölümcül sorular soruyor ona, O ise sfenksi ben sanıyor. Bilmiyor ki; insanın içinde kendisinin bile kontrol edemediği sfenksler oturur, hayata, insanlara ve olaylara ölümcül sorular sorar o sfenksler. O bunu henüz bilmiyor, çünkü kendi yaralı Sfenksinin farkında bile değil... Öğrenecek...

İncinmişliklerden oluşan taşları var Sfenskimin. Her biri yaşadığım zaman boyunca tek tek özenle yerleşmiş oraya. Zaman geçtikçe, yeni taşlar eklendikçe sağlamlaşmışlar. Ve öyle yaralı, öyle kırılgan. Dışardan göründüğünün tam aksi içi alev alev yanan bir volkan. Cehennem soruları soruyor geçmek isteyene. Tek şart koşuyor gelene. "Dürüst ol..." Ve susuyor Sfenks karşıdakinin dürüstlüğü anlamak istercesine. Başını kaldırıp konuşuyor yine kendi kederinden yorgun. "Cevapları bilmiyorsan dürütçe söyle ve cevapları aramak için geri dön. Eğer senin için çok değerliyse bu kalpte olmak cevapları bulursun zaten. Yok değilse vazgeçer ve yoluna devam edersin. Tek koşul var dürüst ol." Yalan söyleyeni sonsuzda kaybolmaya mahkum ediyor benim Sfenksim. En küçük yalan diğer soruları duymayı olanaksız kılıyor. Sorular kül oluyor soranla birlikte...

Bana diyor ki: "Beni sınama..." Mümkün mü bu? Ben onu sınamasam bile sfenks sınayacak. Bunca yıl orada sabırla, acıyla kendini var etmiş sfenksi durdurmam mümkün mü? Taşlarını gözyaşlarımla yıkadığım o duvar çoktan kontrolümden çıkmışken ve sözüm sfenkse geçmez olmuşken bu mümkün mü? Kalbin kapısı, o çocukça coşkuyla, her geleni "Tanrı misafiri" olarak kabul etmekten çoktan vazgeçmişken mümkün mü? Ben sınamıyorum oysa onu, bilmiyor. Yıllarca biriken taş duvarın önünde içi ağlayan bir sfenks sınıyor. Soruları ölümcül bir sfenks... Ölesiye korkmuş, geçit vermez bir sfenks... Katı yüzünün altında heyecan, korku, incinmişlik taşıyan bir sfenks... Sorularının ardında gücün kimde olduğu karmaşına batmış bir sfenks...

"Beni sınama" diyor. Oysa onu içimde biriken acı sınıyor, o bunu bilmiyor...

RESİM: Maxwell Armfield

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar doğru bir tespit Fulyam. İnsanın içinde kendinin bile kontrol edemediği, tecrübeleriyle sabit olup otomatikleşmiş duyguları,çok canının yanacağını hissettiğinde vereceğin refleks gibi...Engel olamıyor insan buna çünkü sfenksin taşları çok değerli ve ağır hazinelerle yüklü; Acı ve yaralanmışlık...Kucak dolusu sevgiler canım...

guguk kuşu 
 05.06.2007 1:43
Cevap :
Canım Hatice'm, Hayatta çok yanıyor canımız...Her acı bir taş gibi yığılıp kalp kapısı önünde bir sfenks oluşturuyor...Ve korkular konuşturuyor sfenksi...Ölümcül sorularla yaralıyor ve yaralanıyoruz...Kucak dolusu sevgilerimle...  05.06.2007 10:53
 

Fulya Hanım,gecenin an ağır saatlere vurduğu bu vakitte yine nefis bir yazının beynimde yarattığı depremlerle uykulara hazırlık yapıyorum..Bu ise gözlerimde gecenin karanlığında gündüzler yeşertecek kadar ağır,ya da dağların ardından güneşler doğuracak kadar hafif sorular yumağıdır belki...Biliyorum hecelerim yanyana gelmekte zorlanıyor ve gölgeler misali bulutlanıyor yazınız üzrerine ama yine de nefis bir yazı demekten alamıyorum kendimi,ben köy kokulu serin uykular içinde,siz yazmaya üretmeye devam diyorum...

İbrahim kaya 
 05.06.2007 1:21
Cevap :
Sevgili İbrahim Bey, Çok teşekkür ederim. Yazılanın bir insan kalbinde bu duyguları uyandırdığını bilmenin mutluluğundayım ben de... Sorular ve yanıtlar Sevgili İbrahim Bey her zaman aydınlık zamanlara gebedir. Akıl, sorularla güneşli günlerin kıyısındadır ve cevaplar güneşin doğduğu zamanlarda...Çok ama çok teşekkür ederim bu çok değerli yorum için.Sevgilerimle...  05.06.2007 10:56
 

soruların cevapları doğru ve uygun bir şeklide verilirse sorun yok gibi. ama ya sorular yanıtlarla çoğalırsa işte o zaman o kapıdan girilmesi mümkün olmuyor...

beenmaya 
 04.06.2007 13:01
Cevap :
Canım Özlem, Bazen dediğin gibi sorular yanıtlarla birlikte artıyor. Biraz önsezilere güvenmek mi lazım acaba? Ne dersin? Sevgiler...  04.06.2007 13:05
 

Acaba diyorum! insanları, cevabı verilen sorularla mı? yoksa cevabı karşımızdaki tarafından verilemeyen sorularımızla mı tanırız? hangi durumda karakter yada yapı yada öz, daha ortadadır. daha kontrolsüz ve kendi halinde! Şimdi buradan hareketle, sfenks sorularına cevap aramıyor zaten. Sfenks "liyakat" kapısının muhafızlığını yapmaktadır. "ne olursan ol gel, amma lütfen adam ol gel" diyendir. sevgili dostum; bloglarında mananın maddeyi ezdiğini daha fazla görmekteyim, tebrik ederim. senin adıan seviniyorum. Yolun ve bahtın açık olsun. muhabbetle

Yücel! 
 04.06.2007 9:41
Cevap :
Benim Sevgili Dostum, Yücel'ciğim, Cevabı verilemeyen sorular ve o cevapları verememenin karşısında takınılan tavır belki çok daha önemli. Hayatta en sağlam şeylerin, sonucu ne olursa olsun, hep dürüstlük üzerine kurulduğuna inananlardanım. Cevapların önemi var mı karşıdaki kalp dürüstse. Bilmese de olur...Ana noktayı ifade etmişsin dostum: "Ne olursan ol gel ama lütfen adam ol gel." Sevgilerimle...  04.06.2007 10:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster