Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
703
 

Duyarsızlaştırabildiklerimizden misiniz?

Sürekli aynı uyarana maruz kalan insan, bir süre sonra o uyarana karşı duyarsız hale gelir. Bu durum insanın kendisini koruma içgüdüsünden meydana gelir. Duyarsızlaşma etkisi ile günlük yaşantımızda da çok sık karşılaşırız.

Bu etki en bariz olarak sağlık çalışanlarında görünür. Sürekli hasta ve acı çeken insanlarla karşılaşma dolayısı ile doğal olarak bu etkiye duyarsızlaşır. Bu doğal bir durumdur aksi takdirde işini yapamaz.

Anneler çocuklarının ağlama sesine duyarsızlaşabilirler. Bazen çocuk "anne anneee" diye kendini yırtar ama anne bir kez dönüp bakmayabilir.

Çok gürültülü bir ortamda çalışmak zorunda kalanlar bir süre sonra o sese karşı duyarsızlaşabilir.

Uzun süreli ağrı ve acıya karşı da insan bir süre sonra duyarsız hale gelebilir..

Bu duyarsızlaşma günlük hayatımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan ve bizim yararımıza olan bir savunma sistemidir.

İnsanın kendini korumak için bilinçsiz olarak oluşturmuş olduğu bu durum istendiği takdirde bilinçli olarak insanları uyuşturmak ve tepkisiz bir hale getirmek için de kullanılabilir. Son yıllarda toplum üzerinde sistematik olarak duyarsızlaştırma teknikleri uygulandığını düşünüyorum.. Bu konudaki en etkin araç da televizyon.

Gerek dizi ve filmler gerekse haberlerin işleniş şekli toplumun duyarlılığını yoketmek üzerine kurulmuş gibi. Cinayetler, ölümler, tecavüzler, soygunlar, dolandırıcılıklar, hırsızlıklar vs vs.. öyle sistematik bir şekiilde veriliyor ki bir süre sonra insan üzerinde hiç bir duygu oluşturmamaya başlıyor. Normalleşiyor.

Aynı şekilde magazin programlarında "falsh flash flash" diyerek verilen en uyduruk haberler iinsanların gerçek flash haberlere olan tepkisini kaybetmesine sebep oluyor. Artık hayatımızda falsh olan ve bizi heyecanlandırıp üzecek bir tepki vermemiize sebep olacak hiç bir haber kalmadı.

Şehit haberleri bile öyle bir ajitasyonla veriiliyor ki olayın özü kaçırılıp "vah vah yazık olmuş" denilerek bir kaç gün sonra unutuluyor.

Çocuklardan başlamak üzere hepimizin beyni ile oynanıyor ve hepimiz uyuşturuluyoruz. İlginç olan da hiçbirimiz bunun farkında değiliz. Farkında olanlar da tepki gösteremiyorlar zaten.

Peki bundan korunmanın, kendimize ve beynimize sahip çıkmanın yolu yok mudur?

Dünyayı algılamamıza yarayan 5 duyu organımızın kontrolünü kendi elimize almayı öğrendiğimiz zaman belki bu durumla başa çıkabiliriz. Göreceğimiz, duyacağımız, dokunacağımız şeyleri kendimiz seçmeyi, gözümüze sokulan her şeye bakmamayı, her sözü duymamayı öğrenebilir ve çocuklara da öğretebilirsek; hem hayatımızı hem duygularımızı hem de beynimizi istemediğimiz etkilerden korumuş oluruz diye düşünmekteyim.

Siz duyarsızlaştırabildiklerimizden misiniz yoksa hala duyarsızlaştıramadıklarımızdan mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kesinlikle.. aynen sizin gibi düşünüyorum. o kadar çok duyarsız kalıyoruz artık bazı şeylere olayın vahimli bir kenara özellikle ülkemizde tv kanallarının izlediği bir politika ile haberleri korku filmlerinde macera filmlerinde çalan müziklerle görsel efektlerle donatılarak sunuyor. Niye?? Siz basit haberde de şok şok diye anlatırsanız vahim bir olayda da bunun etkisini aynı alamassınız. Ben bunun kabahatini haber programcılarında buluyorum. Tahmin ediyorum ki sadece bizim ülkemizde haberler dizi film gibi sunuluyor.

KUDRET KIROGLU 
 28.06.2010 14:57
Cevap :
başka ülkeleri bilmiyorum ama bizdeki haber programları tamamen insanları duyarsızlakştırmak üzere kurgulanmış gibi.. teşekkür ederim.Selamlar, saygılar..  02.07.2010 23:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2356
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster