Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
544
 

Duygudaşlık

Duygudaşlık
 

İnsanlar kelimelerle iletişim kurar! Kelimeleri bilmek gerekir önce... İlk kural budur!
İster isim olsun, ister fiil isterse de kavram olsun, ilk kural kelimeleri bileceksin ki karşında bulunanları anlayabilesin... Tabi onlarda seni kelimelerini bilecekler ki seni anlayabilsinler... Anlayabilmek iletişim demek zaten...

Bilmediğin bir dil karşısında niye apışıp kalırsın? Dilini bilmediğin bir toplulukla konuşmak mümkün değildir… Kelimelerini anlamak yerine, garip sesler çıkarmakta sanırsın onları... Oysa bizler de sesler çıkararak kelimeleri oluştururuz... Onların çıkardıkları seslerle oluşturdukları kelimeleri tanımıyoruz, bilmiyoruz hepsi bu aslında... Bunu biliriz ve dilini bilmediğimiz insanlarla iletişim kuracağız diye uğraşmayız... Yada tercüman aracılığı ile iletişim kurmaya çalışırız...

Duygularını bilmediğimiz insanlar karşısında da durum tam budur işte... Bizim duygularımızı bilmeyen insanların karşısında bazen ne kadar çaresiz kaldığımızı hatırlayınca ter basar insanı... Konuştukça, konuşmaya çalıştıkça, saygılar azalır karşılıklı, hatta düşmanca duygular çıkar ortaya... Çünkü anlaşamayız… İletişim sağlayamayız…

Aynı dili konuşan insanlar arasında daha tehlikeli bir iletişimsizlik vardır çağımızda... Duygulara verilen isimler aynıdır... Aynı kelimelerle vardır insanların kafasında duygular... Fiiller, isimler, teknik terminoloji, hatta kavramlar ortak bilgi olabilir... Dil bilgisi kuralları aynıdır kafalarda... Dil ortaktır... Ancak duygular var ya, İşte orada çuvallıyor insanlarımız... Duyguda ortak bilinç kalmadı... Duyguda birliktelik belki hiç oluşmadı... Oluştu diyelim ancak şu an yok bunu biliyorum, kanımda hissediyorum, beynimde seçiyorum bunu... Duyguda birliktelik asıl iletişim olmalıydı...

Duyguda önce ortak bilinç olmalıdır... Duygularda bilindik olmalıdır... Duygularda ortak yaşanmışlık olmalıdır... Duygularda birliktelik olmalıdır... Asıl duygu birlikteliği ortak olmalıdır… Sevinç herkes için sevinç olmalıdır ve yüzdeki izi ortak olmalıdır, beyindeki izi aynı olmalıdır... Sevginin yüzlerdeki yansıması aynı olmalıdır ve nasıl yaşanması gerektiği ortak bilinmelidir... Sevgi kelimesi ile anlatılan birisi için mülkiyet, diğeri için baskı altında kalmak olmamalıdır... İki taraf ortak sorumlu olmalı ve iki tarafta ortak mutlu olmalıdır... Mutluluk, eğlenmek, paylaşmak, tatil yapmak, denize girmek, ormanda gezmek, balık tutmak, şarkı söylemek, dans etmek, sevgiliye dokunmak; Aynı coşkuyu vermelidir yüzlere... Yada yüzlere bakınca bu duyguyu tanımalıdır herkes birbirinde... Korkuyu, yalnızlığı, ayrımcılığa uğramışlığı, eziyeti, işkenceyi bilmeli insan karşındakinin gözlerinden... Ona sormamalı işkence altında mısın diye? Gereğini yapmalıdır ortak olarak... Ortak dil duygu olmalı insanların arasındaki... Yüzlerdeki iz düşümleri ortak dil olarak bilinmelidir...

Duygulara kelime bulmak çok kolay... O kelimeleri bilmek daha da kolay... Asıl önemli olan o duyguları içinde duyma, içselleştirme olayıdır... Duyguları yaşamış olmak lazım, hadi bilemedin yaşamış olanı dinlemiş olman, paylaşmış olman gerekir... Ancak o zaman duygularda iletişim olur... Duygularla iletişim olur... Duyguların ortak dili yoksa, bilmediğin bir dilde masal dinlemeye benziyor yaşam hikayeleri... Ortak duygu dili olanların yaşamları ise tam bir peri masalına dönüyor... Çünkü herkes karşısındakine, dile benden ne dilersen diyor... Öte tarafta ise sen anlat anlatabildiğin kadar, oysa anlaşabilmek mümkün değil; Karşındaki o dili/duyguyu bilmiyor be kardeşim! Çırpınma boşuna. İşte bu yüzden duygudaş ‘’adacıkları’’ olanlar hızla çoğalıyor toplumda ve hızla çözülüyor toplum... Tüm toplum bir ‘’dost’’ uğruna satılabiliyor, hatta insanlık düşmanlarının duygudaşları olabiliyor…

İnsanlığın ortak evrensel dili, duygu dili olmalıdır ve yüzlerden okunmalıdır... Duygularının yüzüne yansıtmaktan korkan ülkemiz insanı, kan kusarken, kızılcık şerbeti içtim deme zulmünden kurtulmalıdır... Kadınlarımızın ve çocuklarımızın gülme sesleri doldurmalıdır sokakları... Acı insan yüzüne yerleşecek yakında... Gülenler sokaklardan ''lanetli'' diye kovalanacak...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Günden güne mutsuzlaşan ülkemizde, ağlayanlar çoğalacak, gülenler azalacak" demektesiniz. Dileğimiz tersi olur. Dil yalancıdır, kan kusarken, kızılcık şerbeti içtiğini söyler...Duyguların dili gözlerdir, gözler yalan söylemez. İyi bir okuyucu, o gözlerde herşeyi okuyabilir. Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 18.08.2010 12:57
Cevap :
Bu gün beni mutlu eden ikinci kişisiniz Yurdagül hanım... Hem eklemeleriniz için, hemde Antalya'lı iki hemşehrimle güzel duygularda buluştuğum için... Aslında güzel duyguların Ana dilimiz olmasını isteyen o kadar çok insan varki... Teşekkür ederim...  19.08.2010 0:15
 

Gözyaşlarımızın rengi aynı:) Hangi ırktan, hangi kültürden gelirsek gelelim, aynı işte...Güzeldi, selamlarımla...

Tülin Aksoy 
 18.08.2010 10:33
Cevap :
Teşekkür ederim Tülin Hanım bu güzel eklemeleriniz için...  18.08.2010 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 933
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster