Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
189
 

Duygularınızın düşmanı mısınız ?

Duygularınızın düşmanı mısınız ?
 

Bayram tatili sürecinde en çok sevdiğim işi yani insanları dinlemeyi, gözlemeyi ve onlara daha derinden bakmayı tercih ettim. Ve şuna inandım ki duyguların dili bir çoğumuza çok yabancı. Aslında hayatlarımızın merkezinde düşüncelerimizin ve duygularımızın öz' ü bulunuyor. Bu farkındalığı kazanmak için önce dengede kalmayı başarabilmeliyiz. Hayatlarımızı nasıl bu kadar çalkantılı bir hale getirebiliyoruz inanılır gibi değil.

Duygu nedir?

Bunun için psikologlar, sosyologlar, davranış bilimciler, nörologlar ve hatta gelişim biyologları dahi net bir açıklama yapmamaktadırlar. Aslında bu konuyla ilgili bulunduğumuz yüzyıl içinde sayısız farkındalık kazandık. Hepsi de çok ciddi ve insana gerçek anlamda dokunan noktalar oldu. Bazen sayısız tavsiyeler aldık. Bazen de samimi negatif duygularımızı bastırma ve pozitif duygular besliyormuş gibi yapmaya çalıştırıldık. Oysa tavsiyelerin bize hiç bir şey katmayacağını çoktan unutmuştuk. Nedense bizler hep iyi duygulara sahip olmaya çalıştık. Bunu neden yapıyoruz hiç düşündünüz mü?

İstisnasız bütün kötü  duygularımızı etiketledik. Üzüntü, nefret, kıskançlık, utanç, anksiyete ve daha fazlası hepsine birden sanki bizden değilmiş gibi ittik. Sahiplenemedik. Duygularımızın üstesinden gelmeye başladıkça kendimizi sınırlandırmayı da başardık. Bu sistem o kadar çok kişiyi etkisi altına aldı ki kendimizi tanımaktan, tanıtmaktan ve duygularımızı ifade etmekten çekinir olduk.

Kendimize bu koruyucu kalkanla ne sağlamış oluyoruz? Tam ve bütün olmaya çalışırken duygusal bir dengesizlik yaşıyor olmuyor muyuz? Duygularımızı pirinç ayıklar gibi tek tek ayıklamaya kalksak bile arada o ufak taşları gözden kaçırmış olamaz mıyız? Belki de lezzetini arttıracakken yaşamımızın neye engel olmaya kalkıyoruz? Her duygunun hayatımızda biz olabilmemiz için gerekli olduğunu unutuyor muyuz? Ya da mükemmeli yaratmaya çalışırken neleri kaybettiğimizin farkında mıyız?

Danışanlarımın hemen hepsinin esas çıkış noktası duyguları. Ve maalesef ki duygularının ne dediğini anlayamadıkları ya da gerçekten o duygunun adını tam olarak ifade edemedikleri için anlamsızlığa sürüklenmiş durumdalar. Bu noktada tüm bunlardan arınmanın en iyi yöntem olduğu kanaatindeyim. Bu anlamda NLP koçluğu ile kişinin o duyguya yüklediği anlamın ne olduğu üzerinde çalışıyor ve hayatının her hangi bir karesinde bu ve benzeri bir durumla karşılaştığında neler olduğunu ve kim olduğu gerçeğinin üzerine giderek çalışmalarımı sürdürüyorum. Güven yaratıyor ve empatik bir bakış açısı ile durumu kabullenmesini ve gerçekten o an' ı yaşamasına olanak tanıyorum.

Duygular canlılığın birer parçasıdır. Şimdi ufak bir oyun oynamaya ne dersiniz?

Hayatınızdan tamamen duygularınızı çıkarın desem.

Evet, gerçekten tamamen çıkarın. Hadi ama bir örnek verin. Mesela sinirlenmeyin. Mutlu olmayın. Hiç bir konuda karar vermeyin. Soğuktan, sıcaktan, açlıktan şikayet etmediğiniz bir an' ı hayal edin. Nötr olduğunuzu tepkisiz, manasız olduğunuzu tasavvur edin. Nasıl? Zihninizde bile deneyemiyorsunuz değil mi? Olur mu canım öyle şey diyenleriniz de oldu hatta.

Peki çok haklısınız. Çok fazla üzerinize geldim. Öyleyse ne istiyorsunuz duygularınızdan.

DUYGUSAL BENLİKLERİMİZE ULAŞMAZSAK GERÇEKTEN KİM OLURUZ?

Duygularımızı göstermek yerine onları saklamayı maarifet sayıyoruz. Netleşemiyoruz. Sonuç odaklı olamıyor, huzursuzlaşıyoruz. Ve daha da önemlisi biz biz olamıyoruz.

Peki bunu kim bekliyor?

Tamamen biz biz olursak ne değişir?

Geçmişten gelen bu yanlış öğrenme eğrimizi grafiğin ters yönünde değiştirmeyi denesek.

Öz yönetimli, öz denetimli, öz farkındalık kazanmış ve öz saygınlığa sahip bireyler olabilsek hayatımızda neleri kolaylaştırabiliriz görebiliyor musunuz?

Duygularınıza düşman olmayın. Sadece sahiplenin. Kendi yaşamlarınızın arkasında durup, duygularınıza dört kolla sarılabiliyor olsanız keyfli olmamanız için bir neden kalacağını sanmıyorum.

Neyi bekliyorsunuz? Bunun için bütün kaynaklara sahipsiniz. Hadi şimdi oturduğunuz yerden kalkın ve çocuk duygularınıza sahip çıkın. Doğrusuyla yanlışıyla sımsıkı tutun ellerinden.Kendinizi ve duygularınızı rahat rahat sergileyebileceğiniz bir ömür diliyorum.Mutlu bayramlar.

 

Sevgiyle Kalın.

 Profesyonel Koç

Şelale Bilgiç Uruk

 

 

 

 

 

Yesim Ersavas bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 207
Kayıt tarihi
: 29.05.13
 
 

15.04.1981 Ankara doğumluyum. Akademik hayatım bittikten sonra kendimi mutlu hissettiğim ve görme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster