Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
431
 

Duygusal cesetler

Duygusal cesetler
 

Yaşamın içinde her zaman çeşitli duygular vardır. Duygusallığımız gittiği anda bizler artık yaşamdan haz alamayız. Alabildiğince doluca yaşamalıyız duygularımızı. İnsan bu sadece etten ve kandan, kemikten değil. Yüreği var, ruhu var, his ve duyguları var. Nereye gitse ne iş yapsa duygu ve düşünceleri de onunla beraber.Belkide öldükten sonra bile beraber. Hayatı yaşamak nefes aldıça devam ediyor peki duygusal yaşam sürekli devam ediyormu. Duygusal yaşamın nefes alması ve kalp atışı varmı? Duygusallığı yaşadığımızı sevinç ve üzüntülerimiz belli eder.Sevinçli ve mutlu isek duygusal yaşıyoruz. Kederli ve hüzünlü isek duygusal yaşamın içindeyiz.Peki du7ygusal yaşamın başka belirtileri yok mudur? İlla canımız yanacak ve ya illa mutluluktan gözbebeklerimiz mi gülecek...

Boş insanlar var.Bu insanlar ne hayatı nede duygusal hayatı yaşayabiliyorlar.Sadece üzerine düşen vazifdeleri yapan talimli insanlar bunlar.Hissetmezler hiç bir şeyi sadece üzerlerine düşen işleri yaparlar.Bu sınıf insalar toplumumuzda hiçde azınsanacak sayılarda değil.Maalesef işkolik bu insanlar.Tek bildikleri ve yaptıkları her gün işyerine olmak işlerini yapmak akşam eve gelip yemeği yeryemez biraz tv muhabbeti ve uykuya dalmak.Ertesi gün yine aynı.Ben böyle yaşayan binlerce insanın adını verebilirim.

Acaba bu şekilde yaşamaya çalışan insanlar mı daha gerçekçi yoksa sosyal her duyguyu ve her tatdı almak için yaşayan insanlar mı daha gerçekçi hayata karşı...Bir tarafta hayattan beklentisi olmayan mutevazi kişilikler bir yanda her şeyin tadını almak isteyen insanlar.Hangi grupta yer almak gerekir acaba? Ama bence her iki uca da fazla geçmemek lazım.En iyisi ortalama bir hayat yaşamak.Ama insan içindeki bütün hevesleri gerektiği gibi yaşamasından yanayım.

İnsanların doz aşımı yapmaması çok önemli.Ne yaparsak yapalım nasıl yaşarsak yaşayalım ölçü miktarını kaçırmayalım.Sevelim ama çok aşırı sevmeyeli.Çalışalım ama aşırı işkolik olmayalım.Uyuyalım ama fazla uyumayalım.Sosyal olalım ama kendimize zarar verecek şekilde değil... Galiba hayat bu dengeleri kuruncaya kadar geçen ve yaşanan zaman ölçüsü olsa gerek.Ne kadar yaşarsak yaşayalım denge ve dozu hep kaçırıyoruz.İyi yönde bile olsa dengeler sarsılıyor.Sevgilimizi, eşimizi çok sevip çok kıskanıp çok üzerine düşüyoruz.Sonucunda hiç haketmediğimiz ve beklemediğimiz işler çıkıyor.İşimizi çok seviyoruz çok çalışıyoruz.Bu seferde ne ailemize ne dostlarımıza en önemliside kendimize vakit ayıramıyoruz.Daha kötüsüde sağlığımızdan olup aşırı paragöz olabiliyoruz.Rahmetli sabancının bir sözü aklıma geldide "Para kazanmak için çalışmayın.yaşamak için para kazanın" çok doğru ve yerinde bir cümle diye düşünüyorum.

Kendini insanlara ve çevrelerine ispatlamış büyük insanların hepsi ailesine ceyresine ve kendilerine vakit ayırabilmişler.Ama avam insanlar küçük işlerle bile uğraşlar vakit ayıramıyorlar.Galiba sistematik olmadıklarından dolayı oluyor.

Herşey madde ve maneviyattan ibarettir.Bu ikilinin hep birbirine ihtiyacı vardır.Psikolojik hastalılarınbir çoğu da bu dengeniz bozulmasından açığa çıkıyor.

Hayat ciddiye alınmak ister.Hayatı bir oyun figürü olarak görürsek şayet hayat bize ne kadar gerçekçi ve ciddi olduğunu gösterecektir.

Duya doya yaşamak hayatı, içindekileri ertelemeden, heyecanı geçmeden.Böyle bir yaşam için mücadele vermeliyiz.Bir tarafa ağırlık verip diğer tarafı eksik bırakırsak terazinin kefeleri bi aşağı bir yukarı yapar, bu da bizi olumsuz etkiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

OSHO, yakınlık kurmadan korkma konusunda şöyle diyor: "yakınlık kurmaktan korkuyorsun. Çünkü biliyorsun ki yakınlık kurduğunda sende ortaya çıkacak şey çok çirkin. Orada kıskanç, güç için mücadele eden, hastalık derecesinde bağımlı biri var. Bunun ortaya çıkmaması içinse elinden geleni yapıyorsun. Yakınlıktan ve duygudan kaçma sebebin sendeki çirkinliğin gizli kalmasını sağlamak" diyor. Bu yakınlık sadece ikili ilişkiler bağlamında değil. Darülaceze'de çalışırken anne babasıyla zamanında kendisine yaptıklarından dolayı yüzleşmek isteyemeyen bir sürü evlat gördüm. İnsanlar kaçıyorlar. Yüzleşmekten, duygulardan, yakınlıktan. Ve sonra zombilere dönüşüyorlar. Tabi bu onları ne kadar tatmin ediyor belirsiz. Güzel yazın için teşekkür ederim. sevgiler.

Kwan Yin 
 03.09.2007 10:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2294
Kayıt tarihi
: 16.07.07
 
 

Konya'da ticaretle uğraşmaktayım. İşim rahat ve basit olduğu için sosyal ve düşünsel olaylara, yaşam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster