Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '13

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
232
 

Duygusallık ile mekanikliğin çarpışmasının sonucu: Galatasaray’da, beklenen yol ayrımı...

Duygusallık ile mekanikliğin çarpışmasının sonucu: Galatasaray’da, beklenen yol ayrımı...
 

Fatih Terim, Sen Bizim Herşeyimizsin....


İsterseniz biraz gerilere gidelim: Sayın Adnan Polat Yönetimin, Lig’de başarısız sonuçlar alması sonucunda, Başta İnan KIRAÇ Ağabeyimiz olmak üzere GS büyüklerimizin bir araya gelip, yeni ve her şeyiyle güçlü bir yönetimin başa geçmesinin zaruret olduğu ortak fikri ortaya çıktı. Yine bu büyüklerimizin, kulüp Başkanlığı üzerinde durduğu (o güne kadar ismini hiç duymadığımız) tek bir isim vardı; Sn Ünal AYSAL. Bunun paralelinde de Teknik Direktör olarak da sadece Fatih TERİM ismi ön plandaydı. Yapılan görüşmelerde hiçbir pürüz çıkmadan neticeye varıldı, Sn Adnan Polat Yönetimi, genel Kurulda istifa ettirilerek, yerine Sn Ünal Aysal ve kadrosu seçilerek iş başı yaptı.

Ancak, unutulan bir şey vardı:         

Fatih Hoca; bizler gibi çok duyusal, çalıştırdığı futbolculara eleman değil, yeri geldiğinde evladı gibi, baba gibi, ağabey gibi bakan, belge üzerindeki imza değil verilen Söz Esastır prensibiyle hareket eden, mağlubiyetleri asla kabullenmeyen (“yenemiyorsan yenilme” prensibini Türk Futbolu’na sokan), Galatasaray Sevgisi’nin Çelikleşmiş bir Abidesi mizaca da sahipti. Gönüllerimizde haklı olarak Taht kurmuştur.Bu İnsan tipi Bize münhasıran bir olaydı. 

Sn. Ünal Aysal Başkan ise; tam bir ticaret erbabı, merkezi Belçika’da olan ve dünyanın hemen her yöresinde ticari bağları bulunan şirketler grubunun başında, çok başarılı Yüksek Post bir iş adamıdır. Ticaretin bütün mekanizmalarını çalıştırarak, bu çalışmalarda da asla ve katı surette “Duygusallığa Yer vermeyen” Sn Başkan Aysal için, başarının bütün gerekleri ne ise yerine getirilmelidir. “Adam harcanaksa harcanacak, mekanizmada aksayan ne varsa değişecekse değiştirilmelidir” prensip ve anlayışıyla hareket etmektedir.

Avrupa ve Dünya Futbolu’na hükmeden Dev Takımlara baktığımızda (Real Madrid-Barcelona-Manu-Chelsa-Arsenal-Milan-Juventüs-B.Münih-B.Dortmund-Shalke 04 son yıllarda bunlara S.Donets ile bazı Rus takımları da eklenmiştir) bu takımların; artık sadece Futbol Takımları değil, Şirketleşmiş birer Kulüpler olduğu gerçeği ortadadır. Ve Çoğunlukla da bu kulüp başkanları çok başarılı İş adamlarından oluşmaktadır. Devamlı başarılı olmaları da, bu Sistemli Şirketleşmelerine bağlıdır.

GS. da, Avrupa Kulüpleri (Şirketleriyle) aynı arenalarda boy gösterebilmesi için zaruri olan bu şirketleşmeye doğru hızla ilerlemiş, Futbol Kulübü’nden ileriye Galatasaray A.Ş. şekline dönüşmüştür. Bu dönüşümün de tabiatıyla bazı acı-tatsız tarafları olacaktı. Yukarıda belirttiğim üzere ”Biz Duygusal Bir Toplumuz”. Dolayısıyla ticari dünyanın, o sert-acımasız ve hata affetmeyen ortamına halen daha alışık değiliz. Bizim gönlümüzde halen ”vur parçala bu maçı kazan”, “burası… Stadı buradan çıkış yok” “sahaya ineriz, sandalyeleri kafanızda parçalarız” gibi artık Futbol Dünyası’nın çok uzaklarında kalmış duygu-düşüncelerle avunmaktayız. Avrupa takımları (Şirketleri) bütün bu Futbol Olaylarını; tecrübeli Profesyonel Kadrolarla Yönetmekte ve başarılarına başarı katmaktadırlar. Bizde ise bir “eleman” sözü ile bir bardakta fırtınalar kopartılıyordu.

Bana göre Fatih Hoca’nın, Galatasaray’daki tek hatası; Yıldırım Demirören’in oyununa gelerek, Milli Takım’la (4) maçlık olsa dahi sözleşme imzalamasıdır. Bunu Hem Hasta Bir Galatasaraylı olarak, Hem de bir Fatih Terim Hayranı olarak Ben de kabul etmiyordum. Sanırım bu olay da bardağı taşıran son damla oldu.

Kısacası, duygusallıklarla dopdolu Fatih Terim Hoca ile, Ticaretin bütün katmanları ile donanımlı mekanik prensipli Sn Ünal Aysal Başkan ile yolların ayrılması gerekiyordu. O gün de, Bu günmüş. Her ikisine de hayırlı olsun demekten başka çare yok.

Fatih Hocam seni, yaşıt olduğumuz için, Hala 1974 yılında Adana Demirspor’dan Santrafor olarak Galatasaray’a transfer olduğun ve ilk maçını da Fenere karşı 2.yarıda oyuna girdiğin, 11 yıl kaptanlık yaptığın nice maçlarını seyrettiğim gibi hatırlamaktayım. Biz Galatasaraylıların Ebediyen gönlünde taht kurdun. Seni Bu sarı-kırmızılı Kalpler asla ve kat-ı surette unutamaz hiçbir kuvvet de unutturamaz. Senin başarın bizim başarımız, senin üzüntün de bizim üzüntümüzdür. Bundan sonraki yaşamında huzur-mutluluk ve başarılarının devamı temennilerimi sunuyorum.

Sn Ünal Aysal Başkanımıza da, Galatasarayımızın bundan sonraki dönemlerinde, Avrupa Liglerinde, ideal bir Avrupa Kulübü (Şirketi) olarak yerini almasındaki çalışmalarından dolayı da tebrik ediyor, başarılarının devamı temennilerim ve saygılarımla.

Asıl olan Galatasaray’ın Başarılarının devamıdır. Ne Mutlu Cim Bomluyum Diyene…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 710
Toplam yorum
: 143
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 217
Kayıt tarihi
: 06.12.09
 
 

Aslen Şebinkarahisar-Alişar Köyü-Killik Mahallesi İmamlar (Çakmaklar) Sülalesine mensup olan Şair..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster