Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
95
 

Duyulan sesler ve aslında onların ses olmayışı

Sesi çok uzaktan geliyordu sanki. Duymak istemediğimden olsa gerek. Oysa hemen yanımdaydı. Yürüyorduk; fakat beynim yürümek için fazlasıyla doluydu. Gözümün önünde üflemesinden,vurmalısına bir sürü dost… Kulağımda uyum içinde birleşen en az dört çeşit parça…ve uzaklar… Tüm bunları yok etmek istercesine sarf ediyor sözcükleri. Yarım yarım birkaç kelime duyuyorum. İstemesem de, duymak zorundayım. Duymak benim kaderim. Beynimdeki melodiler, o istemediğim kelimeler,yandan geçen arabanın patlak egzozundan çıkan ses, kışlar,rüzgar,yere düşen anahtarlık,konuşmalar,farklı ton ve renklerde konuşmalar,halı silkeleyen yaşlı teyze,atılan adımlar…Gürültü değil bunlar…Müziği duymuyor musunuz? O duymuyor galiba. Duysaydı öyle demezdi.”Yasak” demezdi…”Yeter” demezdi…”Geçici heves” demezdi…
Aslında gülüp geçmek gerekirken neden beynimden vurulmuşa dönmüştüm bilmiyorum. Ruhumun en derinlerinden gelen haykırışları da duydum. Tırnaklarım milim milim sökülüyormuşcasına acıyla bağırırken, moral vermeye çalışan çaresiz ruhum kuzuların sessizliğinden bıkmış olmalıydı. “Nasıl yasakmış o!” diyordu.”Hiç yasaklanır mı insana! Nasıl bir şey bu! Hiç uçma denir mi kuşa ya da esme denir mi rüzgara? Yapamaz ki! Susturamaz dünyayı,hepsi sussa kalbim var.” Ama “yeter” dedi. Saçmalıyor, insana yeter mi? “Yeter bu kadar” denir mi? ” Ya geçici heves?” Yıllarca bekleyip hayalini kurduğun şey “heves” olabilir mi? Koskoca bir ömür “heves” olabilir mi? Hayır ,o heves değil! İhtiyaç…Hava gibi,su gibi…”Delisin sen” diyecek,bunu anlamayacak. “öyle değil misin? En iyiler delilerdir. Deli gibi isteyenlerdir, deli gibi çalışanlar. Deli olmazsan bu kadarını duymazsın.” Olay karmaşık değil ki herkes duyuyor; fakat yalnızca bazıları dinliyor. Herkes görüyor; ancak sadece bazıları çiziyor. Açıkçası bu devirde “bazıları” olmak gerçekten zor iş. Değerler öyle alçalmış ki… “Ben para istemiyorum; sokakları, şehirleri, ülkeleri dolaşmak, yardıma ihtiyacı olana canım pahasına yardım etmek,müziği hissetmek,hissettirmek istiyorum” dediğimde ya korkup yasaklar koyuyorlar önüme ya da oturup doğru bir yol göstermeye çalışıyorlar,yolun sonu bilinmezken…Doğru yol benim hiç ilgimi çekmedi; çünkü o yolu yürümek için evinde oturan, maaşı olan,kendine bakıp gerisini boşveren otun teki olmam gerekiyor…Tek bir şey söyleyeyim: olmayacağım…Üzerimde yığılı sorumluluk tepeciğinin farkındayım ve biliyorum ki onlardan kaçmak her şeyi mahvedecek. Kaçmayacağım;çünkü artık korkmuyorum… Parasını ödemediğimiz ekmeği yiyemez, bedelini ödemediğimiz hayatı yaşayamayız. Ve şu yıllarda yalnızca tertemiz bir kalple doymuyor insanlar,en azından kızartıp yemedikleri sürece… Kızarmış kalple yaşayamayacağımıza göre,önce buna bir çözüm bulmalıyım. Tıpkı uçaklarda olduğu gibi “oksijen maskesini önce kendine takmak”. Nefes almalıyım ki verebileyim. İşte tam da bu sebeplerden ötürü durup düşünmeye karar verdim. Düşündüm,düşündüm,düşündüm . Bir de baktım,koskoca bir sene geçip gitmiş. Bazıları bu yılı boşa geçmiş kayıp bir sene olarak görüyor; çünkü sadece kaybolan şeylere dikmişler gözlerini ya da asla kaybolmayacak şeylere…

Ünsal B.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 804
Kayıt tarihi
: 10.10.12
 
 

Ben kim miyim? Ben, sokakta başı boş yürüyen adamım, karnında bebek pencerede kocasını bekleyen a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster