Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1045
 

Düzen düden, sistem ne ki!

Düzen düden, sistem ne ki!
 

Bir düzen, ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorsa insanlığı; bunun adı ‘sistem’ de olsa, ‘düzen’ de olsa, 'düden'dir onun aslı.

Alın terinin hiçbir önemi yoktur gözünde; çünkü o tek gözün ürettiği bir düzendir, düzeni de düden gerçeği de ikili bir mücadeleye sürüklemiştir hem toplumları, hem de insanlığı. Madde diyen, başka bir şey de demeyen.

Ne var ki bunun adına bazen düzen deriz, bazen sistem; ama gerçekte tüm insanlığı tepeden tırnağa dizen, sonra da iliklerine kadar sömüren bir düdendir. Bununla da yetinmez; toplumlar, insanlar akıllanmasınlar diye birbirlerine kurşun sıktıran bir kaos düzeni de üretir çoğu zaman.

Belki diyeceksiniz ki, bu insanlık dışı savaşlarla Kapitalizm’in ne alakası var, alan memnun satan memnun, vuran memnun vurulan memnun, ölen memnun öldüren memnun?

Doğrudur, beşeri tanrılar savaşa bir karar vermeye görsünler; tüm Pavlov’un köpekleri ve de onun esaretinde kişiliğini kaybetmişler koşar cepheye. Cephe bazen sokak, cadde, meydan olurken; bazen de deniz, okyanus, ya da sözde devletlerin coğrafyaları...

Ama bu süreçlerde sadece Yakınçağ’ın Kapitalizm’i etkili olmamıştır, geçmiş çağların maddeci yaklaşımları da benzer süreçler yaşatmıştır insanlığa.

Çünkü Kapitalizm denildiğinde hemen Yakınçağ’ın Endüstriyel Kapitalizm’i anlaşılmasın, insanlık ta başlangıçtan beri ‘madde’ ile ‘mana’ arasında gelgit yaşarken, madde yanının yoğunlaştığı demlerde de kitlesel ölümlere yol açan bir savaşın içinde bulmuştur kendini.

Bir başka gerçek böylesi anlarda cepheden kaçanlar da olur bir süreliğine, beşeri tanrıların görünür olmayan hali olur kayboluşları; ama insanlıkta yaşar bu acılı sürecin bedelini her zaman olduğu gibi.

Bu düzenin, ya da sistemin adı Kapitalizm’dir, kimisini yoksullukla vurur, kimisini varlıkla; ama gerçekte tüm insanlığı harcar böylesi ‘varlık yokluk’ mücadelelerinde.

Derken toplumsal depremler başlar, kim, ne ölçüde onunla bütünleşmişse, ister Kapitalizm’in dağı olsun, ister tepesi, yerle bir olurlar çoktan başlamış söz konusu depremde.

İster doğru deyin, ister eğri; yaşanan süreç bu süreçtir, Kapitalizm çoktan girmiştir bitkisel hayata; ama onu küreselleştiren beşeri tanrılar da ‘cennetten kovulma sahnesini’ yaşatıyor tüm insanlığa!

İster inanın, ister inanmayın!

Nasıl olsa bu süreç başladığı gibi, bir süre sonra da tamamlanacak, tamamlandığında görürüz tüm gerçeği, dahası öyle beylik laflar ederiz ki, sanki süreç yaşanırken bu beylik lafı eden bizler hayatta değildik, her birimiz Hz. İsa kesiliriz, gökten zembille inmiş gibi.

Hz. İsa’nın şu an yaşayıp yaşamadığını, eğer yaşıyorsa nasıl bir âlemde yaşadığını tam olarak bilmiyorum; dahası bildiğini iddia edenler de dini metinler üzeriden efsane anlatıyorlar. Ama tarihçi kimliğimle ‘madde’ yolunda insanın insana geçmişten bugüne neler yaptığını az çok biliyorum; bu da benim için yetiyor da artıyor bile, yarınların insanlığın başına neler getireceğini anlama yolunda.

Süreç tamamlandığında beylik laflar etmek kolaydır; çünkü her şey ayan beyan ortaya çıkmıştır; zor olan yaşanırken görmek ve yaşanacak acıları azaltabilecek ilkeli bir duruş gösterebilmektir.

Ama neyse, sözü uzatmanın da bir anlamı yok; yaşanacaklar yaşanacaksa, günü geldiğinde beylik laflar edecekler de bir şekilde edeceklerdir. Başarıya odaklanmış beyinler, başarana efsaneler düzer; ama bu türden mücadelenin yaşandığı süreçte de ya susar, ya da kuyu kazar!

Mustafa Kemal başaramasaydı, “Vatan haini damgasını yiyen Vahdettin’ kadar bile söz edilmeyecekti isminden ve de kişiliğinden; bereket versin başarmış da nice efsane yazılmış ismi üzerinden.

Ne hikmetse kurduğu devlet Mehmet Akif’in ifadesiyle “Tek dişi kalmış canavar”ın izinde parçalanırken, diktatör de olabildi. Birileri efsane düzdü, gün geldi birleri de diktatör dedi; ama tarihçi kimliğim ikisini de doğru bulmadı. Çünkü ikisi de ‘ekmek’ içindi, dikilmiş ‘fidana’ sahip çıkmak için değildi.

Bu gerçek de, “Vahdettin” isminden çok “Vahdet” sözcüğünü getiriyor aklıma, birliğini sağlayamamış bir toplum Kapitalizm’in labirentinde birbirini boğazlayan bir toplum olur ancak, ‘ekmek’ yolunda, eğer buna da bir toplum denirse!

Milliyet blog sayesinde yaklaşık olarak ‘sekiz’ yıldır beylik laf etme hakkımı kullanıyorum, eğer bu beylik laflarım bir gün gelir gerçeğe dönüşürse, ne ‘beylik’ eyleyeceğim, ne de beylik laflar eyleyenlerle bir ‘kelam’ edeceğim.

Yeter ki, içinde yaşadığım toplum ve de insanlık “Vahdet” sözcüğü ve onun önemini keşfetsin yeter; orada ‘laf’ değil ‘his’ konuşur, o da öyle sessizdir ki laf değil!

Ne kelebeği rahatsız eder, ne savaş çıkarır; ama beşeri tanrıları da rahatsız eder varlığı, “Vahdet”in varlığı, varoluşun tek gerçeği!

Rıza Üsküdar

20 Ocak 2014/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3479
Toplam yorum
: 2192
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster