Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

GÖNÜL EKREN-BURSA-PSİKOLOJİK DANIŞMAN

http://blog.milliyet.com.tr/gonulekren

24 Mart '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
260
 

Düzen

Düzen
 

Kimim ben?


Elimde kalem dört sayfalık formun üzerinde hala bir şey yazmamış, yazamamıştım. Ne gariptir ki adımı bile yazamadım. Kimim ben. Görevim ne? Neden buradayım. Etrafımdan sol göğüsleri armalı mavi önlüklü, beyaz önlüklü insanlar sessizce geçiyorlar. Nereye gidiyorlar. Ne ben onları tanıyorum. Nede onlar birbirini. Saatime bakıyorum, durmuş. Kaç saattir buradayım bilmiyorum.

Mavi önlüklü bir bayan çay dağıtıyor. Bana da sormadan önüme bir bardak çay bırakıyor. Bir yudum çay alıyorum, sabah evden çıkarken kahvaltı etmemiştim.. Karnım aç çayın buruk tadı dilimde metalimsi bir tat bırakıyor. Bir yudum daha alıyorum, çayın mideme akmasıyla birlikte boş olan midem kasılarak bir kütle halini alıyor. Tekrar kağıda bakıyorum. Adım soyadım, görevim, .. Hala içimden bir şey yazmak gelmiyor. Kulaklarımı tırmalayan metal zil sesiyle birlikte mavi önlüklü insanlar uyumlu adımlarla kitleler halinde önümden geçiyor. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlar. Yüzlerine bakmaya çalışıyorum. Ne öfke, ne aşk izi var. Ya benim yaşantım, neden buradayım..tuvaleti soruyorum. Çaycı kadın cevap vermeden işaret ediyor. Ayağa kalkıp işaret ettiği yöne doğru yöneliyorum. Koridorun sonundaki kapıda wc yazıyor. Kapıya geldiğimde kapının üzerinde beni algılayan bir mekanizma sayesinde kapı açılıyor. Yüzümü yıkamak istiyorum. Elimi uzatıyorum çeşmenin açma yeri yok. Elimi uzatır uzatmaz sistem çalışmaya başlıyor ve su akıyor. Yüzümü yıkıyorum. Aynaya baktığımda üzerimde mavi armalı bir üniforma olduğunu görüyorum. Üzerime bakıyorum sabah evden çıkarken giydiğim montum var. Dokunmak istiyorum, ama dokunmadan bir an önce çıkıyorum. Benim kağıt ve kalemi bıraktığım masa boş. Tekrar masaya oturuyorum.

Bu nasıl bir tasarım, az önce geçen mavi önlüklü insanlar çıkmaz bir sokağa girmiş gibi şimdi tekrar geri geliyorlar. Ya ben burada ne arıyorum. Kağıt önümde duruyor, hala adımı yazmadım. Bu meydana açılan kapıların üzerinde ışıklı yazılar var. Zilin çalması ile ışığı yanan kapı açılıyor, mavi önlüklü insanlar kitleler halinde gelmeye devam ediyor. Sıra ile kapıların üzerindeki ışıklar yanıyor; üretim, planlama, lojistik, … Sistemli bir zamanlama, gruplar hiç karışmıyor. Bir grup içeri girerken başka bir kapıdan ötekiler çıkıyor.

Aydınlığın geldiği tarafa bakıyorum. Kağıdı kalemi masanın üzerine bırakıp modern çağın çıkar mekanizması olarak insanların robotlaştırıldıkları sistemden bir an önce çıkmak için hızlı adımlarla çıkış kapısına yürüyorum. Etraftaki binaların kocaman bacalarından çıkan dumanlar ölüm iksiri gibi boğazıma yapışıyor. Daha derin nefes almak istiyorum daha derin nefes aldıkça, genzim yanıyor, midem hala taş gibi, burada durmak ölüm olur. Peki nereye gideyim? Yaşantım nerde kaldı, nerden devam etmeliyim?

Arkamdan bir ses duyuyorum. Üniformalı genç bir adam koşarak bana doğru geliyor. Elime bir kimlik tutuşturuyor.

-Çıkarken arkanızdan seslendim ama.

Elime aldığım kimliğime bakıyorum. Adım soyadım;….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 824
Kayıt tarihi
: 24.07.08
 
 

Halen Bursa'da yaşıyorum ve özel bir kurumda görev yapıyorum. Özellikle çocuklarda erken yaşlardan b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster