Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
637
 

Düzensizliğin Düzeni ve Adaletsizliğin Adaleti

Düzensizliğin Düzeni ve Adaletsizliğin Adaleti
 

 

1917 Rus devrimi; Rus aristokrasisi tarafından oluşturulan milisler tarafından sıkıştırılınca, Stalin Almanya’ya gitti. Lenin bir süre saklandı.

Stalin geri döndüğünde kucağında kocaman nur topu gibi bir destekle döndü. Bu desteğin iki önemli bedeli vardı. Bir devrimin adı “Bolşevik” devrimi olacak, iki devrimin simgesi orak çekiç değil ‘Davut yıldızı’ olacak. (Kremlinin en yüksek yerindeki kızıl yıldız)

Devrimin dört büyük önderi; Lenin, Stalin, troçki ve Sultan Galiyev’in arasına tefrika böylece girmiş, devrime su karışmıştı. Troçki’nin biyografisinde anlatıldığı gibi.

       “Lev Troçki kimdir, Marksist teorisyenlerden olan Lev Troçki, 1917 Rus Devrimi, Sovyetler Birliği‘nin kurulması ve alt yapısının oluşturulmasında etkili olan isimlerden biridir. Dışişlerinde sorumlu Halk Komiseriliği ve Bolşevik Parti’nin Politbüro üyeliğini yapmış; Kızıl Ordu‘nın kurulmasında etkin rol oynamıştır. Lenin’nin ölümünden sonra Stalin’e karşı “Sol Muhalefet“i geliştirmiş ve bu yüzden SSCB‘den sürülmüştür. 11 sene süren sürgün hayatında birçok ülkede bulunmuş ve “Troçkizm“i yaymak ve dünyada sosyalist bir düzen sağlamak amacıyla çalışmalar sürdürmüştür. Şu an halen dünyada Troçkizm’den etkilenmiş gruplar bulunmakla birlikte özellikle Stalinizm ve Maolizm‘e karşı muhalefeti oluşturmaktadır”. (1)

        “Sultan Galiyev’in batılı sosyalistlere itirazı ile Lev Troçki’in ‘sol muhalefeti’inde  günümüz sosyalizm ve sosyalistlerinin düştüğü durumun şifreleri yatmaktadır.

Üçüncü dünya devrimlerinin öncüsü olarak nitelendirilen Sultan Galiyev,  sosyalist  düşünce içerisinde  özgün  bir  yere  sahiptir.  Galiyev’in  bu  özgünlüğü,  döneminin  dünya  koşullarını  çözümlemede  kullandığı  kuramının  ve  dünya  sosyalist  devrimini  gerçekleştirmede  benimsediği  stratejisinin,  Batılı  ve  Rus  Marksistlerden  farklı  olmasından  kaynaklanmaktadır.  Dünyaya  sömürge  konumunda  bulunan  bir  Doğu  toplumundan  bakan  Galiyev,  Marksistlerin  kuramının  temelinde  yer  alan  sınıf  çelişkisi  olgusunu,  uluslararası  alana taşıyarak, temel çelişkinin sömüren ve sömürülen uluslar arasında yaşandığını savunmuştur.  Stratejik  açıdan  ise,  Batılı  ve  Rus  Marksistler  dünya  sosyalist  devrimine  giden  yolda,  Batı’nın  gelişkin  bir  proletaryaya  sahip ileri  derecede  kapitalistleşmiş  ülkelerine  öncelik  verirken,  Galiyev  sömürge  durumundaki  Doğu  ülkelerine  öncelik  veren  bir  stratejiyi  benimsemiştir.  Bu  doğrultuda  da  Marksizm’deki  “proletarya  diktatörlüğü”  kavramı  yerine  “sömürge  ve  yarı  sömürgelerin  metropoller  üzerindeki  diktatörlüğü”  düşüncesini  geliştirmiş,  kurguladığı  “sömürgeler  enternasyonali”  ne  giden  yolda  öncelikle  bir  “Turan  Sosyalist Federe Devleti”nin kurulması gerektiğini savunmuştur.” (2)

         Troçki’nin ‘sol muhalefeti’ ile Sultan Galiyev’in batılı sosyalistlere eleştirisini bir arada düşündüğümüzde; ikisinin de aynı akıbetle katledilmesi hiç de şaşırtıcı gelmiyor.

         Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin “Vladimir Lenin, bilinen adıyla Lenin, tam adıyla Vladimir İlyiç Ulyanov (22 Nisan 1870, Simbirsk - 21 Ocak 1924, Moskova), Rus sosyalist devrimci, Ekim Devrimi'nin lideri, Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin ve onun öncülü olan Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi lideridir.

Lenin, Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm'in de kurucusudur. Bu kuram dünya literatüründe "Marksizm-Leninizm" olarak anılır. Lenin, Marx'ın temel eserini üç temel noktada, yani felsefe, ekonomi ve siyasal alanlarda geliştirmiş, onu yeni koşullara uygun bir öğreti olarak ve temel ilkelerinden sapmaksızın yeniden üretmiştir. Bu konular "Proletarya Partisi", "Emperyalizm" ve "Demokratik merkeziyetçilik" gibi konuları kapsar.

        Bundan dolayı Leninizm, Marksizmin çağın gereklerine göre hem kuramsal hem politik hem de ekonomik alanda, temel ilkelere bağlı kalarak yeniden uyarlanması olarak anlaşılır”.

         Bu bilgiler ister istemez Rus devrimini tartışmalı hale getiriyor.

        Günümüzde sosyalistler veya devrimcilerin kafaları karışık. Bu kafa karışıklığının temelinde, Marksist-Leninist yapılanma ile, Stalin modeli arasındaki farklılaşma yatmaktadır. Satlin; Rus kompradorlarının milis kuvvetleri karşısında gerileyince, Anglosakson bölgesi mason yapılanması ve Siyonistlerden şartlı aldığı destekle, işçi sınıfı savaşçılarını güçlendirdi. Bu anlamıyla Stalin’in kontrolü altına giren Rus devrimi, küresel emperyalizmin (Siyonizm) kontrollü proleter iktidara dönüştü.

         Adının Bolşevik devrim olması ve simgenin orak çekiç yerine kızıl yıldız olması aynı sebepledir. Stalin’e göre; “işçi sınıfı beyaz Rus işçi sınıfıdır. Kafkas güney Asya işçi sınıfı ikinci sınıf işçi sınıfıdır”

         Lev Troçki’nin Dünya İşçi Sınıfı kardeşliği teziyle, Sultan Galiyev’in “sömürge Ülkelerin işçi sınıfı örgütlenmesi emperyalizmle mücadeleyi başarıya ulaştırır” teorisi dışlandı. Çünkü Siyonizm böyle istiyordu. Böylece Dünya işçi sınıfının antiemperyalist mücadelesi akamete uğratıldı ve işçi sınıfının örgütlü gücü Stalin sayesinde Global emperyalizmle savaşma potansiyelini kaybetmiş oldu.

         Marksist-Leninist devrimciler 1960’lı yıllardan itibaren ABD’nin öderliğinde batılı sömürgeci ülkelerin maşası olarak, emperyalizme hizmet etmeye başlamıştır. 1970 yılından itibaren Türkiye Marksistleri NATO gladyosunun piyonluğunu yaptı.

         01.02.2018 akşam sosyal medyada “TKP” militanlarının askeri kıyafet içinde ve silahlı olarak PKK, PYD saflarında Türkiye’ye karşı savaşacaklarını içeren bildiriyi okudukları videoyu izledim. Cümle şu; “Faşist Türkiye Cumhuriyetine ve emperyalizme karşı savaşacağız”

         İşe bak emperyalizmin yani ABD’nin silahlarını omzuna almış, ABD’nin PYD’ye diktirdiği askeri üniformayı sırtına giymiş, Orta doğu halklarını yağmalayan ve katliam yapan ABD emperyalizminin karşısına çıkan Türkiye Cumhuriyetine savaş ilan ediyor.  

(ÜLKEMİZİN NEDENLİ TEHDİT ALTINDA OLDUGUNU BU VİDEO İLE BİR KEZ DAHA GÖRMÜŞ OLDUK)
          “TKP'li teröristler, Afrin'de PKK/YPG terör örgütüyle beraber TSK'ya karşı savaşacaklarını açıkladı.
TKP Türkiyede üniversitelerde çok güçlü bir yapılanmaya sahip bir örgüttür... 
Araştırılsın, bunların çoğu üniversite mezunudur. Devletin bütün imkanlarından faydalanarak üniversitelerde burslu okurlar, ama ihanetten bir an bile vazgeçmezler

             Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda veto hakkı olan beş ülke bağımsız ve müdrik değildir. Bilinen başlangıç olarak beş bin yıllık geçmişe dayalı, kabalist “inanma” gizil gücün elindeki toptan ‘gizli ilimler’ diye tanımladıkları, yazılı kaynaklara sahip şeytani bir yapılanma yani Siyonizm’in esareti altındadırlar.

            Bu yüzden bu devletlerin işlerinde insani herhangi bir davranış beklenmemelidir. Bu sistem; dört hak kitap Zebur, Tevrat, İncil ve Kur’anı kerimin yasakladığı batıl şeytani bir Dünya ve Toplum yapılanması geleceği kurgulamaktadır. “Kontrolsüz Bir güç” olarak Düzensizliğin düzeni ve Adaletsizliğin adaleti’ni öngören bu sistemin bir lideri veya muhatap alınabilecek bir Yönetim Kurulu yoktur.

            Ama Dünya beşten büyük olsa da, insanlığın karşındaki bu güç sorumsuz ve mesuliyetsiz, insani vasıfları olmayan, elle tutulur bir yanı olmayan, ancak beş büyük devleti yöneten perde arkası iktidardır.

 

(1) https://www.biyografi.net.tr/lev-trocki-kimdir/

(2) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/105922

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 550
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster