Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
595
 

Düzmece Örgüt'ün Ümraniye'de ki bombaları askerin değilmiş...

Düzmece Örgüt'ün Ümraniye'de ki bombaları askerin değilmiş...
 

Komedinin perdelerinden biri....


“Ergenekon”da tıpkı “Demokratik açılım” gibi anlaşılamadı gitti… En azından benim için her ikisi de içerisi suni hava ile doldurulmuş birer balon… Bu balon ne kadar geniş hacimli olursa, görüş mesafemiz o denli azalıyor… Neyi, neleri görmüyoruz? Daha doğrusu neleri görmeyelim diye şişirilip duruyor?

Bu olayda dokunulanlar, halkın gözünde “dokunulmazlıklarını” yitirirken, dava aynı zamanda sıradanlaştı… Hiçbir şeye şaşırmaz, yadırgamaz olduk.. İnandırıcı olmadığı için olsa gerek… Doz aşımına uğramış komedi filmi gibi… Yemesek de gargara yapmamız halâ sürüyor.. Onuru zedelenenler, şerefi ayaklar altına alınanlar, sağlığı bozulanlar, hayatını kaybedenler, intihar girişiminde bulunanlar, tahliye olanlar...

“İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, birinci ''Ergenekon'' davasında mahkemenin 3 Eylül 2009 tarihinde yapılan duruşmada ''Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla ilgili ayrıntılı bilgi'' istediği Jandarma Genel Komutanlığından da cevap geldi. ''RFX L11 ve RFX A12'' ibareli el bombasından komutanlık envanterinde mevcudunun bulunmadığı ve el bombalarının tapalarının muhafaza edildiği ambalaj kutusu olan yeşil renkli fiber plastik kutunun da komutanlığa ait olmadığı anlatıldı. Ayrıca mühimmatı envanterinde bulunduran birlik komutanlıklarınca söz konusu mühimmattan eksik, kayıp veya çalıntı olmadığının bildirildiği'' ifade edildi. Yani bu ülkenin İçişleri Bakanlığı’na bağlı Jandarma Genel Komutanlığı, Ergenekon denilen garabetin başlamasına sebep olan Ümraniye’de bulunan bombaların askere ait olmadığını söyledi !

- Erzurum Askeri Cezaevi’ne konulan Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı N.E , Şube Müdür Yardımcısı Üsteğmen E.E. ile Astsubay O.E , Erzincan Baraj Gölü’nde bulunan bombalarla ilgilerinin bulunmadığını söylerler. “Bombaları polisin koyduğunu düşünüyoruz. Bize açık bir komplo var. Biz istihbarat birimi olarak polisin bu komplosunu açığa çıkarmak üzereydik. Zaten Jandarma bölgesinde bir polis aracının dolaştığını tespit etmiştik. Hemen ertesi gün adamın biri ‘Bomba buldum’ diye ihbarda bulundu”diye konuştu. Radikal Gazetesine bilgi veren yerel yetkililer ise baraj gölünde bulunan malzemelerde Emniyet Genel Müdürlüğü yazısı bulunduğu iddia etti. Askerler bürolarındaki aramaların da usulsuz olduğunu söylerken “Savcı genel arama kararıyla geldi. İstihbarat birimi için arama yoktu. İtiraz üzerine savcı resen arama kararını verdiğini söyledi ve odalarımızı aradı”dedi. Askerler arama, sorgulama ve tutuklama kararının veren kişinin aynı hâkim olmasının ilginç olduğunu dikkat çekti. “İstihbarat birimi cemaatler üzerinde uzmanlaşmıştı. İsmail ağa cemaatinin ardından Gülen cemaati soruşturması genişleyebileceğinden çekindiler. Ve bunu engellemek adına böyle bir komplo kurulmuş olabilir ”diye konuştu.

- Eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "açıklanması yasaklanan gizli belgeleri açıklamak" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. Saçan, Terörle Mücadele Şubesi tarafından 23 Eylül 2008 tarihinde gözaltına alınmış, 26 Eylül 2008 tarihinde de çıkarıldığı nöbetçi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştı.

Saçan, hakim Özese'nin, ''Karşı devrim yapacak kimler, nasıl mücadele edilir?'' sorusunu ''Türkiye'de laiklik problemi olan bir parti var. Bunu Anayasa Mahkemesi de saptadı. Laiklikle problemi olmak demek karşı devrimdir'' diye yanıtladı.

Tuncay Güney'i İstihbarat Şubesi, Kasım 2002'de dinlemeye başlıyor. Bu adam madem Veli Küçük'ün mutemet elemanı, Kasım ayından Mart ayına kadar hiç mi görüşmesi yok. İstihbarat şubeden istiyoruz, göndermiyorlar. Sadece Tuncay Güney'in ablasıyla ve bir başka kişiyle yaptığı görüşmeleri gönderdiler. Bunlar niye benimle beraber sanık değil.'' dedi. Adil Saçan bu ülkede çok kişinin tabiri caizse “ayağına basmıştır.” Hakkında biraz araştırma yapılacak olursa, bu gözü kara eski Emniyet Müdürü’nün neden hedef tahtası olduğu kolayca anlaşılabilir…Gelinen noktada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi…Tıpkı diğer tahliye edilenler gibi…Ergenekon davası ile ilgili suçu sabit olmayan, neden suçlandığını bilmeyen, öldükten sonra tahliyesi gelen diğer sanıklar gibi…

Bu dava da kazanan taraf, itibar kaybettirilmeye çalışılanlar ve halkın sağduyusu olurken; kaybeden , sanal örgütün tetikleyici ve uygulayıcıları olmuştur. Çöken bir hukuk sistemi, güvenilirliğini yitiren bir Emniyet Teşkilatı , korku saçan bir hükümet, sindirilmeye çalışılan kurum ve kuruluşlar, anti demokratik uygulamalarla yıpratılan Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Gizli tanıklar, gizli telefonlar, gizli ses kayıtları, gizli dinlemeler, yalan ifadeler, sahte hahamlar, sahte belgeler ve “nasıl olabilir?” türünden çirkin iftiralar…

Dava devam ettikçe ortaya çok farklı şeyler çıkıyor aslında. Bu olayda tam yetki verilen Emniyet teşkilatı, başarılı çalışmalarından olsa gerek “harp silahları” ile donatılmaya karar veriliyor ! Sınırlarda görev yapacaklar ! Yani itibar kazandırılmaya çalışılıyor ! Ancak bu ülkenin bir gerçeği vardır ! Polis halkın gözünde her zaman için şaibelidir. Trafik polisi dendiğinde herkes iki dakika durur ! Birisi kazara nezarete alınsa “ eyvah işkence yaparlar” gelir akıllara. Polis sevilmez bu ülkede.. Orantısız güç kullanan, copla, dayakla, tekmeyle özdeşleşen bir teşkilatın sevilmesini de kimse bekleyemez ! Her kurum içinde elbette ki çürükler olacaktır. Devletin görevi “dokunulmazlık” zırhına bürünmüş, sırtında ki üniformadan aldığı güçle kendini kral ilan edenleri ayıklamak ve meslekten men etmektir…Politize olmuş asker, polis, yargı mensubu olmaz !

Bu ülke için çalışanlarla, ihanet içinde olanları, mevcut teknoloji ile ortaya çıkartmak zor olmasa gerek.

Fetullah Gülen’e dokunanlar iflâh olmazken, yakın olanlar hakkında soruşturma dahi açılmıyor! Bakınız ;

-Gülen hakkında dava açan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in Rus kadınlarla alem yaparken çekilmiş gizli görüntüleri ortaya çıkmıştı...

- Gülen hakkında suç duyurusunda bulunan yazar Ergün Poyraz, Ümraniye'de ele geçirilen el bombaları soruşturması kapsamında tutuklanıp cezaevine konuldu...

- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi savcılarından Salim Demirci, mahkemenin beraat kararını, Yargıtay'a başvurarak temyiz etmişti. Onun da Başbakan'a küfür eden konuşmalarının kaseti Youtube'a düştü...

Fetullah Gülen cemaati her geçen gün daha da güçleniyor ! Sosyo- ekonomik ve Sosyo-kültürel anlamda koloni oluşturmuş vaziyetteler ! Bu gün paranın sıcak yüzüne dayanamayıp, zaafa düşenler , yapılmak istenileni görmezden gelmekle hem ülkenin hem çocuklarının geleceğini ipotek altına aldıklarının farkında değiller !

Sayıları milyonlara ulaştı dediğimizde “abartıyorsun” diyenlere en güzel cevabı Gülen’in sağ kolu olan Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce veriyor. Haklarında söylenen her şeye “iftira, saldırı” diyen Gülerce, “Gülen'e hücum edenler, bu millete fedakârca hizmet eden milyonları üzüyor, kırıyor ve yaralıyor. “ diye cevap veriyor…

Tüm isteğim Lâik, Demokratik, Çağdaş, Hukuk Devleti ilkelerimizi kaybetmememiz. Ülke menfaatlerinin, kişisel çıkarların önünde tutulmadığı, tüm kurum ve kuruluşların uzlaşı, halkların kardeşçe yaşadığı, 1923 ruhunda bir toplum olalım… Tek yumruk, tek yürek, başı dik, onurlu ve BAĞIMSIZ…

Nur Zeynep Çelik

16.Ocak.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olayları anlamak için biraz aşağıya inmek gerekiyor. Yukarıdan bakarsanız bulutlar görüşünüze engel olur. Bir alışveriş merkezine girdiğinizde herkese hitap eden ürünlere rastlayabilirsiniz. İşte medya da aynen böylerdir. Orada da herkesin kafa konforuna uygun düşen bilgiler mevcuttur. Eğer sadece işinize gelene bakarsanız yanılırsınız. Beykoz'da bulunan silâhlar için de aynı şey söylenmişti. Ama MKE müdürü, "biz onları STK'ya sattık" diye belgelerini göstermişti. Bir kurumun, envanterindeki silahların toprak altından çıkmasını kabulu ya da yaptığı darbe planlarını itirafı mümkün değildir. Suç üştü yapılan insanlar bile, "bana komplo yapıldı" diyor. Siz, milletin gözbebeği bilinen bir ordudan, yasadışı bir şeyi kabul etmesini nasıl beklersiniz. Bu bir intihar olur. Önemli olan duyduklarımız değildir. Nedir biliyormusunuz. Duyduklarımızdan yola çıkarak gerçeğe ulaşmaktır. Eğer öyle yaparsanız Ergenekon'un çok ciddi bir operasyon olduğunu görürsünüz. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 20.01.2010 11:44
 

Sana katılıyorum sevgili Zeynep. Bu yaşanılanları bir kabus olarak değerlendiriyorum.Elbet sabah olacak!

Melek Koç 
 19.01.2010 18:54
Cevap :
Mutlaka sevgili Melek. Koyu karanlık günlerden geçiyoruz. Ama umud ettiğin gibi ben de aydınlık günlerin yakın olduğunu düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla.  20.01.2010 14:43
 

Önce yazınızı okudum ve aydınlandım,teşekkür ederim.Atatürk Cumhuriyeti ilelebed kalacaktır inanıyorum.

Şafak Koşar 
 19.01.2010 17:12
Cevap :
Öncelikle sayfama hoşgeldiniz efendim:)) Görüş ve duyum birliği içerisinde olduğum insanların varlığı ve gençler umudumu güçlendiriyor. Bu Cumhuriyet sonsuza dek yaşayacak.. Saygı ve teşekkürlerimle..  20.01.2010 14:38
 

işler prim yapıyor. Komplo teorileri işporta tezgahlarında satılmaya başlanırsa şaşmayın. Sayın Sezer'e bile iftira atıldıktan sonra. El insaf. Selamlar sevgiler.

Ş ODABAŞI 
 19.01.2010 16:33
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum. Onlar teori üretecek, bizlerde elimizden geldiği kadar gerçekleri yazacak, anlatacağız. Başka çaresi yok maalesef. Aydınlık yarınlar diliyorum. Saygı ve selamlar..  20.01.2010 14:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster