Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
492
 

E-günlüğüm devlete karşı olduğu için vurulacak:)

Gazetecilerin yerinde olsam Başbakanın peşini bırakırdım. Hepsi bana uyup peşini bırakınca da Başbakan popülaritesini kaybetme korkusu ile bütün gazatelerden birar muhabir peşimden gelecek diye yasa çıkartırdı. Olaydan haberi yokmuş... Külahım olsa "o'na anlat" diyeceğim ama külahım da yok. Niyet belli, Düşes Ferguson'a söylediği gibi "art niyetli" Çok takdir ediyorum Başbakanımızı. Diğerlerini de takdir ederdim. Durmak bilmeyen, sürekli bir yaratıcılığa sahip. Beyninin çalışan bölümü süper çalışıyor. Gazeteciler yatıp kalkıp, böyle bir Başbakana sahip oldukları için dua etmeliler. Neden mi? Neden olacak: Başa geldiğinden beri bir gün olsun habercileri habersiz, muhabirleri cevapsız, fotoğrafçıları fotoğrafsız, kameramanları görüntüsüz bırakmadı... Mükemmel bir medya zenginliği var bu Erdoğan'da. Kendisi ile konuştuğumuzda bana "ooo bunlar bir şey mi, daha bende ne argümanlar var, ne numaralar var" demişti. Son görüşmemizde de ülke zenginleşti, şimdi sıra medya da" demişti. O zaman ne demek istediğini anlamamıştım ama, şimdi anlıyorum. Her gün, ama her gün bütün medya mensupları, Başbakanın ağzından çıkan bir kelime veya cümle ile zenginliklerine zenginlik katıyorlar...

Merhaba e-günlüğüm; Dün akşam "kür" yapmayı bırakıp dark bira ile açılış yaptım. Canım siyah bira istedi aniden... Eskiden Almanya'ya gittiğimde doğru İrlanda birahanelerine gider ve bir bardak siyah bira içerdim. (o yetiyordu) Hey gidi günler hey. O günleri aklımdan geçirerek bizim siyah biramızla idare ettim. Biraz da Boss'a verdim ama pek sevmedi. Normal birayı daha çok seviyor. Bu aralar Köpeklerime de bir pire operasyonu yapmam lazım. Ara vermişlerdi, yine kaşınmaya başladılar.

Dün gece yanlız başıma yürüyüşe çıktım bir ara. Kısa bir yürüyüş yaptım ve döndüm. Vukuat yok, her şey yolunda. Tacizden dolayı verilen suçlarda artış olduğundan bu yana kimse beni taciz etmiyor. Edebilirsiniz, söz veriyorum, şikayetçi olmayacağım....

Değerli e-günlük; İş yerinde kaloriferler yanmıyor, buz gibi. Ev hamam gibi. İşi evden yöneteceğim yakında. Binada bir kişi yakıt paralarını ödememiş, bu yüzden kaloriferler yanmıyor. Yönetici yakmıyor. Yani diyor ki; "ben tahsil edemiyorum, siz onun yüzünden donuyorsunuz, birlikte o daire sahibinin üzerine yürüyüp linç edin ve parayı alın, ben de kaloriferi yakayım..." Bu taktik devletin en üst kademesinde de vardır. "Hedef gösterme" taktiği. Henüz kimse numarayı yutmadı ama söylenmeler başladı. Umarım bu bitmeyen apartman karmaşasını hastalanmadan atlatırız. (ben değil de başkaları hastalanacak, onlara üzülürüm)

Artık hiç bir şeyin önemi yok. Naılsa yakında hepimiz vurulacağız. Çünkü hepimiz bir şekilde devlete karşı suç işliyoruz. (kırmızı ışıkta geçiliyor, ters yollara giriliyor, ihalelerde fesat, rüşvet alınıp veriliyor, örgüt kuruluyor, vergi kaçırılıyor, borçlar ödenmiyor) Aslında iyi bir yöntem. Bütün suçluları öldürdüğünüzde nüfus biraz azalmış olur ve yönetmek daha kolay olur. Böylece refah seviyesi de artar. Hatta tahminimce kişi başına düşen gelir elli bin dolar olabilir. Hepsi kabul, vurun bizi, suçluyuz. Peki insanlık suçu işleyenler, devletin vatandaşına işlediği suçlar... İzin verirseniz dosyanız daha kabarık olduğundan önce biz sizi vuralım, sonra siz bizi vurursunuz. Bammm!

E-günlüğüm, üzgünüm ama kesin seni de vuracaklar. Devlete karşı en büyük suçu sen işliyorsun... Eğer sen vurulduğunda ben yaşıyor olursam, seni aldatmak zorunda kalırım kusura bakma. Başka bir E-günlük bulurum kendime.

Ben bu gibi ipe sapa gelmez haber başlıklarını "ciddi olabilir mi" acaba diye düşünürken, bu gün için verdiğimiz siparişler geldi ve kamyonu boşalttık. İşte o zaman terler içinde kendime geldim ve halen vurulmamıştım. Demek suçsuz muşum... Ya gerçekten bu adamların ya hiç bir şeyden haberi yokve gerçekten cahiller, ya da bizimle dalga geçiyorlar... (ilk seçenek bana daha geçerli gibi geliyor)

Bu gün işler oldukça suskun (durgun muydu yoksa) iş yerinde çok oturdum ve çok çay içtim. İçim dışım çay oldu. İyi ki yeşil çay var ve ara da onu demleyip içiyoruz. Hep siyah çay içince midem sancıyor, tenim siyahlaşıyor. Görenler Obama Tarak sanıyorlar...

Tamam anladım "hadi ye yemeğini de git" diyorsun. Peki yemeğimi yiyip geliyor ve gidiyorum. Azzz sonraaa.

Değerli e-günlüğüm; geldim. Linda'nın selamı var. Beraber ne yaptık biliyor musun? Yemeğimizi yedik. Sadece bu satırı yazmak için oturdum sırtına (başına mıydı) ve gidiyorum. Bu gece bahçede rakıya başlayacağım haberin olsun. (ani bir karar değişikliği olmazsa) Yarın yazışmak üzere. Hoşçakal

Biliyor musun: Tıpta Boanthropy olarak adlandırılan hastalık, kendini öküz sanma hastalığı imiş... (bundan öküzlerin haberi var mı acaba)
Çirkin söz: "Devlete karşı gelenleri vurmaktan elbette hoşlanacağım" (Akp milletvekili Abdulkadir Akgül)
Güzel söz: "Yaşamın amacı, amaçlı bir yaşamdır..." Robert Byrne

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 538
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster