Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
464
 

E-günlüğümü kene ısırdı:)

Bugün çok ciddiyim. Herkes sudan zehirleniyor, kene ısırmalarından ölüyor. Bu durum da gayri ciddi olamam. Ağa'nın biri insanların zehirlendiği o yöreler de kesin damacana su bayiliği almıştır. Baktı ki işler iyi değil, anadolu insanı İstanbul'lu gibi damacana su falan anlamıyor, bastı zehiri şehir suyuna. Zaten şehir sularının etrafı açık. Arsenik atsan kimse anlamadan öbür dünyayı boylar. Şimdi ne biçim damacana su satılıyordur o bölgeler de...

Kene konusunda da uzmanlar konuşmaya başladı. Koskoca profösörler kene hakkında bilgi veriyor. Tabi bilgiler ne kadar doğru kimse bilmiyor. Acaba resimleri dışında kene bile gördüler mi merak ediyorum...

Büyük şehir belediyesi açıklama yaptı "İstanbul'lu suyu tasarruflu kullanıyormuş..." Heyyy buraya bak! İstanbul'lu şebeke suyunu kullanmıyor ki tasarruf olsun. Pis kokuyor, berbat tat bırakıyor, içinde neler var belli değil, ciltlerimiz bozuldu, ellerimiz, dişlerimiz bozuldu, saçlarımız döküldü, hatta bazılarının saçları koparak dökülüyor, (buna çok gülüyorum:) yüzümüzü yıkayınca klordan gözlerimiz yanıyor... O senin tasarruf dediğin, suyu kullanmadığımız için oluyor...
Merhaba saygıdeğer e-günlüğüm. Sabah şeriflerin hayırlı olsun. Anlaşıldığı üzere bu gün erkenciyim. İşyerine geldim, temizlik, cihazların açılışı, kepenklerin açılması, boş damacanaların dışarı çıkarılması (kamyon gelecek) ve e-günlüğe başlangıç...

Sabah servisleri yapıldı, kurumsal abonelere uğrandı ve eksikleri giderildi, kamyon geldi ve boşaltıldı, damacanalar silinmeye başlandı. Başka bir arzusu olan? Çayımı aldım, sigaramı kapalı alan da yaktım ve karşındayım.

Bu kene konusun da çok dertliyim. Şimdi panikle ilaçlama yapacaklar ki özel olarak kene ilacı yok. Keneleri öldüreyim derken bir sürü hayvana zarar verecekler. Üstelik her seferinde 7-10 bin yumurta bırakan hayvanı ilaçlamak ne kadar mantıklı bilemem.

Bir anımı anlatayım: Boss'un annesinin annesi, on iki yaşında idi. Korkunç (çok korkmuştum) sıcak bir yaz yaşıyorduk. Bir sabah kalktığım da boss (rahmetle anıyorum. Onun da adı boss idi.) Kirli gibi idi, üzeri sanki kömür tozuna bulanmıştı. "Nerelere girdin öyle" diye bağırarak yanına gittim. Hiç kımıldamıyor du, sakin bir şekilde oturuyor, kısık kısık sesler çıkarıyor du. Yanına gittiğim de bütün vücudunu kenelerin sardığını gördüm. Bir gün bu olayla karşılaşırım diye ev de sürekli gaz yağı bulundururum. Tek tek temizlemek olası değil di. Bir süngeri gaz yağına batırıp vücudunu silmeye başladım. Keneler olanca güçleri ile boss'u terketmeye başladılar. Öyleki üzerinden dökülenleri süpürge ile toplayıp gazyağı dolu bir kaba atıyorduk. Tam beş saat uğraştım. Kulak ve burun içlerine kadar temizledim. Sonra da sabunla (kükürtlü sabun) bir güzel yıkadım. (asla pire ve bit sabunları kullanmam hepsi para tuzağı, hiç bir işe yaramaz.) Öyle rahatladı ki anlatamam. Üzerime atlayarak her yerimi paramparça etti. (Bu onun teşekkür etme şekli) Eceli ile öldüğün de yirmi yaşında idi... Kulakları çınlasın. Bütün bunları anlatırken hayvanlarda ki kenelere düşman değilim. Kenelere özgürlük! Kahrolsun kene düşmenlerı! Gerçek keneler içimizde onları bulalım!!!

Sevgili e-günlüğüm; Dün gece yine bahçede idim. Havalar güzel olduğu sürece eve girmem artık. Zaten kapalı alan da sigara içmek yasakmış. Neme lazım, eve gelir denetlerler falan. Bunların işi belli olmaz, bakarsın yatak odalarını bile ne yapıyoruz diye denetlerler. İnsanları bilmem ama biz yatak odasında genelde çamaşır yıkıyor ve ütü yapıyoruz.

Bahçe de boss'la oynarken belalı ile yine el sallaştık, öpücük yollama ve gel gel, hadi gel hareketi yaptı. Ben de ona Burada olmaz çok ayıp, ııh, yok gelemem hareketi yaptım. Bahçeyi sulamaya kalktım ama pişman oldum. Tarla gibi bahçe, sula sula bitmiyor. Bu arada boss'u da suladım. Çok sevindi, hiç kımıldamadan durdu. Gündüz bulunduğu yer gölge olmasına rağmen çok bunalıyor. Bir de suyuna buz kattım, suyu katır kutur içti.

Değerli e-günlüğüm; Giriş, gelişme, sonuç bölümleri biraz karışık oluyor ama idare ediver. Ben yabancı değilim.

Artık vedalaşma vakti geldi. Üzülme yarın yine geleceğim. Senin sayfalarını kelimelerle okşayacak, cümlelerle tırmalayacağım. İğneli sözlerle de masaj yapmış olurum. Rahat ol, herkese selam söyle.

İlk başta söz verdiğim gibi bugün çok ciddi idim... Yarın görüşmek üzere. Hoşçakal

Biliyor musun? Bu güne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1, 36 kg. mış... (o ne böbrekmiş ya!:)

Güzel söz: "Yanılgıların en büyüğü, bir çıkar için sağlığımızdan ödün vermektir..." A. SCHOPENHAUER

(Ey Türk milleti sana söylüyorum, irlandalı sen anla:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı gazyağı ile sildim öyle okudum, bir kaç tavuk atıverin sayfanıza toplasın bütün keneleri,siz de kurtulun biz de :)

shalimar 
 23.05.2008 18:32
Cevap :
İyi etmişsiniz. Kuş gribi dediler tavukları katlettik, bu yüzden gazyağı kullanıyoruz:))  23.05.2008 19:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster