Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
456
 

E-günlüğün kriz tarifi. (soslu)

İlk olarak insanlara(özellikle gelir düzeyi düşük, ödemesi olanaksız olanlara) ve orta ölçekli firmalara (küçük ve büyük firmalar zaten ihtiyaç duymuyor) bol bol kredi ve kradi kartı vereceksin, özendireceksin, herkesin ağzının suyu akacak, trend yaratacaksın, moda olacak. Sonra vadeler geldiği halde paralar geri gelmeyecek ve ciyaklayacaksın. Medya ile işbirlii yapıp krizden bahsedeceksin, göstermelik (şov olsun diye) zaten batmak üzere olan bir kaç bankayı ön plana çıkaracaksın ve çığlık atmaya devam edeceksin. Seni gören küçük ve büyük firmalar tedbir almaya kalkacak ve ilk iş olarak personelin bir kısmını (o güne kadar atamadıklarını) işten atacaklar, küçülecek ve masrafları kısacaklar. (özel yaşamlarında yine jiplere binip en lüks yerlerde görünmeye devam edecekler) Ortada hiç bir şey yokken bütün bu hazırlıklar bile hareket halindeki piyasayı durduracak. Piyasa durunca olmayan kriz olmaya başlayacak ve hissedilir hale gelecek. İşten atılanların ailelerine kadar inecek ve aile içi krizler çıkacak. (bunları kimse dile getirip haber yapmayacak) Firma kapanmaları, işten çıkarılmalar, iflas haberleri gazetelerin en ön sayfalarını süsleyecek. Okuyanlar olayları içten içe yaşamaya (şizofren etkisi) başlayacak. Aileler dağılacak, mutsuzluk ve huzursuzluk en üst safhaya çıkacak. İnsanların hafızalarında unutulmaz kriz anıları yaratılacak. Paylaştıkça, yayılacak, yayıldıkça çoğalacak. (yoksa tersimiydi)

Merhaba e-günlüğüm; kriz tarifi yapmışsın... Sadece bununla da kalmayacak suç oranları ve terör olayları artacak. (yani değişik piyasalar ve sektörler, aslında iş yapmaya hareketlenmeye başlayacak) Sonra hiç bir şey olmamış gibi aniden her yer süt liman olacak ve kriz bitecek. İnsanlar kısa süre (çok uzun gibi gelir) yaşadıkları huzursuzluğu, mutsuzluğu, tersine çevirmeye gayret ederler. İşte tam burada krizlerin amacı göze çarpar. Bütün insanlar aniden çıldırmışçasına alışveriş yapar gördükleri her şeyi (hatta görmedikleri sevgi, saygı gibi kavramları bile) tüketmeye çalışırlar. Tüketirler de... Piyasalar düzelmiştir sanarız ama esas kriz o zaman başlar. (yani şimdiye kadar kriz vardı) İnsani kriz. Sevgiyi, mutluluğu, huzuru, alışveriş yaparak, satın alarak, yerine koymaya çalışırız ki nafile... Bunu bilen yöneticiler ellerini kavuşturup, ovuşturararak yukarıdan bizleri seyrederler. Çok iyi bilirler ki "mutlu", "huzurlu" insan, yaşamın gereksinimlerini bilir ve aşırı tüketimden, aşırı harcamalardan kaçınır. (maddi durumu iyi olsa bile) Evi, arabası, televizyonu, telefonu, bilgisayarı, lüks giyecekleri olmasa bile mutlu olmanın bir yolunu bulur. Yetinmesini iyi bilir. O'nun mutluluğu paraya, alışverişe, satın alma gücüne dayalı değildir... Kısaca: sürekli bir korku, endişe ve mutsuzluk hali içinde olmalıyız. İşler artık eskisi gibi değil, böyle yürüyor. Ne kadar mutsuz insan, o kadar çok para, o kadar çok tüketim, o kadar çok üretim. Gerçek mutlular, (mutlu görünenler veya olmaya çalışanları kasdetmiyorum) artık eskisi gibi, hem sistemler, hemde toplumun büyük kesimi tarafından sevilmiyorlar...

Krizler de işleri kötüye gitmeyen sektörler de var: Oyuncak sektörü: (çocuk krizi anlamaz ve ister, biz de "bari o mutlu olsun" diye gayret ederiz. Bayan iç çamaşırı sektörü: (eve, aile içine, çalışan erkek tarafından getirilen krizi en aza indirmek için evin kadınının giydiği iç çamaşırları göz alıcı ve fantastik olmalıdır, hatta sürekli üzerinde bu giysiler olmalıdır.) Gıda ve içecek sektörü: (zorunlu ihtiyaçlarımızı giderirken dünyanın en aptal ve ihtiyaç dışı içecek ve yiyecek sektörlerini de bu arada bilinçsiz olarak yaşatırız, hatta kara geçiririz)

Değerli e-günlüğüm; Anladım dün gece bunları düşünmüşsün ben bahçede rakı içerken. Evet dün gece bahçede rakımı içtim ve bol bol nefes aldım. Bir ara Elmar geldi o'da bira içerek bana eşlik etti. Boss'a Elmardan komut alabileceğini söyleyip, bir kaç deneme yaptık ve halloldu. OElmar gittikten sonra Boss'u bağlayıp, Linda'yı çıkardım ve ardından eve girip biraz tv seyredip yattım.

Sabah işe yine kargaların refakatinde geldim. Bu sefer kafama ceviz falan atmadılar.

Ortalıkta yine çok yavru kedi oluştu. Kedilerde evrim geçiriyor kesin. Eskiden mart ayı diye bir şey vardı ve o ayların dışında, hele kış vakti yavru kedi falan olmazdı. Eminim biz insanlarla yaşaya yaşaya seks konusunda sürekliliği yakaladılar. Artık onlarda bizim gibi, canları çektikçe yapıyorlar. Darısı köpeklerin başına... Bu bir anormallik, bir de benormallik var.. (anormalliğin "b" şıkkı) Bütün yaz güller zar zor açtı, şimdi bahçede güller açıyor. Şaşırdılar, hepsi kafayı yedi. Kesin reklamlardan etkileniyorlar...

Dün çok suskun olan işler bu gün hiç suskun değil. Sabah bir başladım servislere öğlen yemeğimi bile geç yedim. Nerede ise e-günlüğümü bile yazamayacaktım. (yuh! daha ne yazacaksın?) Bu gün her yerim ağrımıyor, hatta hızımı bile alamadım denebilir. Gece en iyisi Boss ile koşuya çıkayım. (yürümek yaramıyor, birilerine yakalanıyorum)

Takdir edersin ki e-günlüğüm; Hava karardı, tabelamızın ışığını yaktık, yemeğimizi yedik, sigaramızı yakıp, çayımızı koyduk. (çoğul yapıyoruz. Hep beraber) Artık ayrılma vakti geldi. Yarın yine haftanın son gününde yazışacağız. Hoşçakal

Biliyor musun: Eğer tükrük salgılamıyor olsaydık, yediğimiz hiç bir şeyden tad alamazdık... (demek inekler çok iyi tad alıyorlar)

Çirkin söz: "Şeytanın halledemediği işe kadını yollayın" Rus ata sözü

Güzel söz: "Zihnin hakimiyet alanında, insanın gerçek olduğuna inandığı şeyler ya gerçektir, ya da gerçekleşir..." John LILLY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 538
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster