Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
408
 

E-günlüğün martı'sı

Buğday 50 krş., arpa, çavdar, yulaf, 37, 5 krş. Yazıktır çiftçimize köylümüze... Hiç mi vicdan, hiç mi acıma duygusu yok. Köylü bir sene boyunca, çalışsın, didinsin, bütün zorluklara göğüs gererek ürününü yetiştirsin, yok paraya satın alıp, %300 kar marjı ile marketlerde bize kakalayın. Birleşin çiftçiler, birleşin köylüler. Ürününüzü tarladan tüketiciye ulaştırın. Kimselere ihtiyacınız yok. Hepsini yapabilirsiniz...

Merhaba e-günlüğüm; Bu kadar ajitasyon yeter. Gerisini çiftçi ve köylü kardeşlerimiz anlamıştır. Zaten bir süre sonra Anadolu'nun köylerini dolaşıp hepsini örgütlemeyi düşünüyorum... Hele bir domuz gribi denen yalanı bir atlatalım. Gerisi kolay...

Değerli e-günlüğüm;
"Martı ile başım dertte / ne yapsam bilmiyorum / doğadan bir parçasın / söküp atamıyorum..." Diye son yazdığım şarkıyı mırıldanıp duruyorum.

Nerede ise bir hafta oldu. Martı kardeş halen uçmaya niyetli gözükmüyor. Keyfi yerinde. Sıcak ve güvenli bir ortam, ekmek elden, su çeşmeden (buralarda göl kalmadı, kurutup bina yaptılar.) geçinip gidiyor. Her akşam ayağına masaj yapıyorum. Üç gündür akşamları kutusundan çıkarıp egzersiz yaptırıyorum. Bütün eklem yerlerini kontrol ettim. Gözle görünür bir şey yok, gözle görünmeyen bir şey de yok. Tepkileri ormal, halsizlik yok, su içip ekmek ve sosis yiyor. Saldırı ve savunma mekanizması çalışıyor.

Eeeee ailen, akraban, sevgilin yok mu senin? Uç artık be martı kardeş. Ben dar gelirli, zor geçinen bir vatandaşım, sana daha ne kadar bakacağım? Bu hafta sonuna kadar uçtun, uçtun, yoksa salarım doğaya yerler seni... (kıyamam ben ona)

Dün akşam yine çıkarıp ayaklarına masaj yaptım. Biraz daha iyi. Zaten, laf aramızda çok iyi masaj yaparım. Evi gazete kağıtları ile donatıp martı kardeş'i saldık. Hafif hafif ayağa kalktı ve biraz yürümeye başladı. Linda'yı da saldık geçinme zorluğu yaşanmadı. Linda havlayınca martı kanatlarını açıp gaga gösteriyor ve Linda geri çekiliyor. Zaten kanatlarını açınca akbaba gibi oluyor kerata...

Bol bol kameraya kaydedildi, fotoğrafları çekildi. Yakında facebook'da ve konu ile alakasız bir blog sayfasında yayınlarım... Gece şovumuz bitince ve martı kardeş yeterince egzersiz yapınca, yerine koydum. Elimi gagalayarak bana teşekkür etti. Evet teşekkür etti. Bunu gagalama şiddetinden anlamak kolay. Parmaklarımı sıkmadan ve silkelemeden, gagasının arasına aldı. İstese kan içinde bırakabilirdi. Yani teşekkür etti. Hayvanlarla aram, insanlardan daha iyidir.

Adı, "odun", "şanslı", "cafer", "ayşe" olan ve benim "martı" diye seslendiğim arkadaşla ilgilenmekten bahçe keyfim biraz gecikmeli olarak gerçekleşti. Bu duruma Boss biraz kızsa da, durumu izah edince anlayışla karşıladı...
Sabah kahvaltıdan sonra, ev halkı tek tek işine gücüne, eğitimine dağıldı. Biz Linda ile her zaman ki gibi zamanında iş başı yaptık.

Öğlen yemeğimi yerken oğlum aradı ve "bu gün okula Acun Ilıcalı gelecek biraz gecikeceğim" diye haber verdi. Ben de "tamam selamımı söyle" dedim. Zaten gelince de hapkido dersine gidecek.

Öğle yemeğimin ardından yine pazarlama faaliyetlerine başladım. Tüketimi çok olan bir kurumsal avındayım. Bu aralar yeni "su" firmaları gelip çok cazip transfer teklifleri yapıyorlar ama, beni o cazip tekliflerle kandıramayacaklarını bilmiyorlar. Öncelikle ürünlerinin "doğru" ürün olması gerekiyor... Araştırma yapıyorum. Daha iyisini bulursam değerlendiririm...

Akşam üzeri aşılama araştırmamı sonlandırdım. Okullardan gelen aşı izin kağıtlarının "onaylamıyorum" kısmını imzalayıp göndermiştik. Bu gün yaklaşık elli kişi ile konuştum. Sonuç ellide elli. Aşıyı onaylayan bir kişiye bile rastlamadım. Yazıktır devletimize aşılar elinde patlayacak, sonra da tüketmek için asker ve kamu görevlilerini zorla aşılamaya çalışacak. Gitti hiç uğruna vergi gelirlerimiz, paralarımız...

Bir türlü grip olamadığımız bu günü de bitirdik e-günlüğüm. Yemeğimi yedim ve gidiyorum. Sıkı giyin, dikkatli ol. Yarın yine yazışırız. Hoşçakal.

Gönderilme tarihi: 18/11/2009
Saati:

Biliyor musun: Martılar, büyük guruplar halinde ve çok düzenli yaşayan, birlikte hareket edip, yardımlaşan, doğa'da toplum bilinci en yüksek canlılardan biri imiş... (bu canlılar arasında ne yazık ki insan yok...)
Çirkin söz: ''Müslüman olun hac'a göndereyim..." Kaddafi. (Dünya Gıda Güvenliği zirvesi için Roma'da bulunan Kaddafi çadırında ağırladığı 200 İtalyan kızı, Müslüman olmaları halinde hacca gönderme sözü verdi...) Sonra ne düşünüyor acaba, haremine katmayı mı? Halen Hac'a gitmemiş milyonlarca müslüman varken neden bu iki yüz hatun?
Güzel söz: "Eğer bir yalanı, yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır. İnsanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı sürekli tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin... Adolf Hitler

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster