Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
511
 

E-günlüğün yalnızlığı, haberler,

Sosyal bir kişiliğimiz, yaşamımız, ilişkilerimiz olsun isteriz. Yalnızlığı sevmeyiz, yalnız kalmaktan nefret ederiz, hep yanımızda birileri olsun, sohbet edelim, konuşalım, dertleşelim isteriz. "Yalnızlık çok kötüdür" deriz. Yalnız kalmamak için her şeyi dener, her türlü fedakarlığı yaparız. Bu davranış biçimi çocuk yaşlarda gelişir. Hep birine ihtiyaç duyar, yalnız yaşayamaz, yaşatılamaz hale geliriz. Oysa hayatımızın büyük bir kısmı yalnız ve gerçeklerle baş başa geçer. Bu uykuda olduğumuz zamandır. Tuvalette, banyoda, odamızda çoğu zaman yalnız değil miyiz, ne var bunda bu kadar büyütecek, korkacak? Esas yalnızlık içimiz de değil mi? Birileri var mı içimiz de, bir dost, bir arkadaş ... Duygularımızı, hissettiklerimizi, hiç durmadan kaynayan kazanımızı, neredeyse dışarı çıkacak mış gibi yükselen alevleri kim biliyor, kim görüyor? İçimizde ki uyumdan ne haber? Hayatımız boyunca sakladığımız sırlarımız, kimseye açamadığımız dertlerimiz, çevremiz de dikkat çekmemek için dile getiremediğimiz radikal, sıra dışı fikirlerimiz... Yanlış anlaşılma korkusu ile kontrol ettiğimiz davranışlarımız. Her şeyden önemlisi anılarımızda yalnız değil miyiz? Geçmişte ki arkadaşlarımızın (o anda yalnızlığımızı gideren) çoğunun isimlerini bile hatırlamayız. Sevgililerimizi hatırlamadığımız olur zaman zaman...

Merhaba e-günlüğüm; sanırım senin hayatta en sevdiğin şey yalnızlık. Belki benden bile rahatsız oluyorsundur. "yahu ben senin her gününü dinlemek zorundamıyım?" diyorsundur. Ne yalan söyleyeyim, sana imrendiğim zamanlar olmuyor değil. Korkmuyorum yalnız kalmaktan. Ne var ki içimde ki yalnızlığı da yadsıyamıyorum. Ne ayna gösteriyor, ne de okunabiliyor? Kokusu yok, tadı yok, elle tutulmaz, gözle görülmez bir yalnızlık bu. Alışılması gereken bir yalnızlık. Çözümü, benim onunla dost olmamdan geçiyor... Onu dinlemek, yalan söylememek, o'na ihanet etmemek, sık sık hesaplaşmak, gerçeklerden kaçmadan yaşamak ve iç uyumu dengelemek, yalnızlığı yenmenin tek yolu. Yani kötü olan, çevre (arkadaş, dost, insan) açısından yalnızlık değil, içimizde ki kendi yalnızlığımız... Bunu aşabiliyorsak, hiç bir zaman yalnız sayılmayız diye düşünüyorum.

Bak seeeen! Karısına Genelev de rastladı... Aynı yastığa 14 yıl baş koyan çift genelev de karşılaştı. Kadın, "kocasına ek gelir için bu işi yaptığını" söylemiş. Hadi kadını anlıyorum. Çok iyi niyetli ve kocası ile yaşamı paylaşmaya çalışıyor. Adamı anlayamıyorum. Profesyonel anlam da tecrübeli bir kadınla berabersin ve 14 yıllık bir birlikteliğin var. Peki bütün bunlara rağmen seni geneleve iten güç nedir? Daha ne arıyorsun be adam, belanı mı? Yazıklar olsun! Bu erkek milletini anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu... (çekiyor muyum?)

Değerli e-günlüğüm; Havalar soğumaya başladı ve artık akşamları güneş görünmüyor. Bu gidişle Boss ile aramız açılacak. Yemeğini yedikten sonra salıyorum ve bir dakika durmuyor. Dün gece hızını alamadı, üzerime falan atlamaya başladı. Bira içiyordum ve bir bardağı ziyan oldu. Zıplayıp eliyle bir vurdu bardağa, ne olduğunu anlamadım. Sanırım "bırak şu birayıda biraz benimle oyna" demek istedi. Sonra da yere dökülen birayı yalamaya başladı. Hmmm yanlış anlamışım. "hep sen içiyorsun biraz da bana ver" demiş.

Bu sabah servis yaparken bir olaya şahit oldum. Gözlerime inanamadım. Trafik çok sıkışmıştı, yolun üst tarafında yol "T" harfi şeklinde oluyor ve sağa sola dönenlere yol veren olmuyor du. Bir asayiş polisi trafiği gördü, arabasından indi ve yolun başına gidip trafik polisi gibi arabaların sıra ile hareket etmelerini sağlayarak trafiği açtı. İnanamıyorum, her halde rüya görüyorum sanıp kendimi mıncıkladım. Ayağım mosmor oldu. Gerçekmiş... Böyle polislere "toplumsal sorumluluk" anlayışından sakız, ciklet, çukulata falan verilmeli.

Dün gece "Uluslararası geleneksel gençlik gecesi", diğer gecelere göre renksiz geçti. Havanın soğuk olması yüzünden, bir kaç kişi evinden çıkamamış. (ne gençlik ama) sadece dört kişi vardı ve müzik dinleyip, scrabble oynayarak zaman geçirip eğlendiler. İçki de içmediler. (gözleri doydu kerataların) Bunda biraz da büyümelerinin fonksiyonu var gibi geldi bana. Ya da kız meseleleri var dı bana çaktırmadılar...

Sabah zamanında kalkıp, zamanında kahvaltımı yapıp, zamanında köpeklerimi çıkarıp, her zaman olduğu gibi zamanından önce işe geldim. (tüh! işe de zamanında gelseydim ya) Nasıl mı geldim? Çakı, bıçak, turp gibi falan gelmedim. Bu sefer normal geldim. (arada ki farkı anlamış değilim) Öğlene doğru siparişlerimiz geldi. Kar veya yağmur yağmıyor du. Bu yüzden edebi şekilde bir anlatım yapamıyorum. Sadece toplam 2000 litre ağırlığa denk gelen damacanaları boşalttım ve doğal olarak terledim. (pek doğal değil di, tabanlarıma kadar terledim) Uzun yıllar araştırmalarım sonucu, terleme eyleminin yukarıdan aşağıya olduğunu anladım.

Devlet almayınca, tek geçimi akreplerden olan Mehmet Demir'in elinde 72 bin akrep kalmış ve ne yapacağını bilmiyor muş. Ah be kardeşim neden öldürüsün ki akrepleri? Ne güzel dörde böler, TBMM, Anayasa Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı (akrepleri almayan kurum) ve Başbakanlık binasına bölüştürürdün. Bak o zaman elindekilerin iki katını daha sipariş ediyorlar mı, etmiyorlar mı görürdün...

Yazmadım, yazamadım, kimselere seni ben... (böylemiy di?) Neyse boşver. Akşam vakti işlerin aniden hareketlenmesi sebebi ile burada yayını kesmek zorundayım, üzgünüm. Evet bütün akşam üzeri işleri tamam. Hatta yemeğimi ayakta yedim. (lnda hep öyle yiyor zaten) Enteresan oluyormuş, fantastik. Yarın yazışamayacağız. Pazartesi yazışmak üzere. Hoşçakal...

Biliyor musun: Arı, sivrisinek sokmalarına karsı: Kesme şekeri hafif ıslatıp, sokan kısmın üzerine hafifçe bastırmak zehiri alir ve kaşınmayı, şişmeyi önler miş...
Çirkin söz: “Erkek, evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık bitmiştir..." Zsa Zsa Gabor (çok çirkin çok)
Güzel söz: "Fısıldanan sözler, çok kere yüksek sesle söylenenden daha uzağa giderler..." Çinli Amcaların Atasözü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster