Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
404
 

E-günlük oğlunu arayan adamı yazdı...

Eveeet, nerede kalmıştık? En son akşam yemeğinde hoşaf yemiştim... "Ne mutlu" falan gibi şeyler yazmışım. Sinirlenip ara vermişim. Ben ara verince de e-günlük İspanya'ya tatile gitmiş...

Merhaba e-günlüğüm; Yazmadığım süre zarfında oruç tuttum. Seks, yemek, rakı, mangal hariç bir sürü oruç tuttum. Tv, haber, dizi, insan ilişkileri ve blog oruçları tuttum. İyi geldi. Galiba beynimde ki kan damarları açıldı. Kafam çalışmaya başladı, daha mantıklı düşünmeye başladım. (yani, önceden kafam çalışmıyor ve mantıklı düşünemiyor muşum.)

Bol bol gençlerle buluşup mangal partileri yaptık. (belki fazla et yediğim çin de kafam çalışmaya başlamış olabilir) Sohbetler ettik, güzel zamanlar geçirdik. En son da dün değil evvelki gün (cumartesi akşamı) bahçede muhteşem bir mangal ve partisi yaptık. Biz mangal yapıyoruz, parti peşinden oluşuyor. Mangal mı partiyi seviyor, partiler mi mangalı seviyor bilmiyorum. Hep, ikisi bir arada oluyor... Hani, her gelen, yiyeceğini içeceğini getirince, mangal da ucuza çıkıyor. Gelenler ayarı kaçırıp fazla alıyor. Hatta artanlarla biz bir hafta geçiniyoruz...

Geçen hafta içi, kedilerin katili ile karşılaşıp, kısa bir sohbet yaptık. Olaylardan ve ölen kedilerden haberi yok muş ama, bir kaç kez köpeği tasmasından kurtulup bahçelere girmiş... Hmmm vah vah vah. Yanılmışım. Pitbull ve sahibi masum gibi görünüyor. "Takip edip neler yaptığına baktın mı?" diye sordum. "hayır çok hızlı oldu ve sonra yanıma geldi, ne yaptığını göremedim" diye cevapladı ve ekledi. "Ağzında tüyler var dı ve biraz da kan var dı ama ben köpeğimi kediler yaraladı diye düşünüp veterinere götürüp, pansuman yaptırdm" dedi... "geçmiş olsun" dedim ve konuyu kapattım. Bakışlarım ve ses tonum normalden farklı olduğu için, mesajı aldı... O günden sonra kedilerimize bir şey olmuyor... Yaralanan kedimiz de her gün biraz daha iyileşiyor...

Değerli e-günlüğüm; Şimdi yine kafam çalışmamaya başlayacak çünkü, bu sabah Linda ile iş yerine gelir gelmez bütün haberlere detaylı bir şekilde göz gezdirdim. Ben yokken bir şey değişmemiş. Türkiye geri gitmeye devam etmiş. Bir adım bile ilerleme yok. Hatta dünya gerilemiş... Olaylar, ölümler, cinayetler, trafik kazaları, kavgalar, haberler, açılamamalar devam ediyor. Bütün haberlerin içinde, gözüme bir haber çarptı (gözüm çok acıdı) ve gün içinde bir olay yaşadım... Haber çok vahim bir uyarıda bulunuyor... Şöyle:

Birleşmiş Milletler, zengin ülkelerin açlıkla mücadele için yaptıkları yardımları bu yıl büyük oranda azalttığını duyurdu. Bu, yoksul ülkelerde on milyonlarca kişiye verilen gıda yardımının azalacağı anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler bir neslin kaybedileceği uyarısında bulunuyor muş... (ntvmsnbc)

Benim bir önerim var: BM elinde ki taşınmazları satarlarsa, her biri yüzlerce milyon dolara malolan toplantılardan vazgeçerlerse, en az iki bin dolar maaşla çalıştırdıkları elemanların işine son verirlerse, lüks arabalarını ve lüks evlerini satarlarsa, nah buraya çiziyorum, dünya'da bir tane aç kalmaz... Komik adamlar. Dertleri açlar değil, açlar için toplanan paralardan elde ettikleri faizlerle lüks yaşamlarını sürdürmek... O insanlar sizin gibilerin aşırı tüketimi yüzünden aç zaten... Benim gibi sene de üç-beş kere mangal yapıp eğlenmek neyinize yetmiyor? Bırakın bunları. Ortada bir tane bile birleşen millet yokken "birleşmiş milletler" neyin nesi? "Birleşemeyen milletler" olarak adınızı değiştiriyorum...

Gelelim gün içinde yaşadığım birleşemeyen milletler olayına: Öğleden sonra servislere çıktım ve bir abonemin siparişini verip arabaya doğru gidiyordum ki, kaldırımın kenarına çökmüş, sessiz sessiz oturan bir amca gördüm. Bitkin bir hali var ama dilenmiyor. Hafif sakalları uzamış ve temiz giyimli bir insan. Hani köylü amcalar olur ya, üzerinde ceketi ve ayağında pantolonu ile gezerler. Aynı öyle. Ceketinin altında biraz kirlenmiş beyaz bir gömek, yanında çiçek budama makası, çapa, tırmık ve bel var dı. Anlaşılıyor ki bahçe bakımı yapıyor. Yanaştım yanına "amca yardımcı olabilir miyim, bir şeye ihtiyacın var mı" diye sordum. Evladım sağol, hiç bir şeye ihtiyacım yok ama üç gündür açım, bana bir ekmek alır mısın" dedi. Hemen bakkala gidip ekmek arası, peynir, salam, domates yaptırıp getirdim. Abonem beni görmüş o'da büyük bir bardak çay getirdi. Pastaneye gidip biraz da poğaça börek falan alıp yine amca'nın yanına gittim. "bunlara gerek yok evladım doydum ben, sağol" dedi. Sesimi çıkarmadım ve arabadan iki adet pet şişe su alıp getirdim. "Bunlar yanında dursun amca" dedim. "yok evladım yok, sen birini al, başka ihtiyacı olan olur, ona verirsin, bu bana yeter" dedi... Yıllar sonra gerçek bir insan'la karşılaştığımı hissettim... Biraz sohbet etmeye çalıştım, hikayesini öğrenmek istedim. Amca pek konuşmaya niyetli değildi ama kısa bir sohbet edip onu sıkmadan gitmek istedim. On dört yaşında ki oğlu İstanbul'a gidiyorum diye bir kaç arkadaşı ile evden kaçmış. Aradan bir ay geçmiş ve hiç bir haber alamayınca oğlunu aramaya gelmiş. Boş inşaatlarda ve terkedilmiş evlerde yatıp kalkıyor muş. "İstanbul beni yedi yavrum" diye sessizce, kimsenin duymasını istemiyor gibi söylendi... Şimdi kim kayıp? Oğlu mu kayıp babası mı kayıp? İstanbul, amca'yı yemiş, oğlunu da yemiş midir acaba? Birleşimiş Milletler neredesin? TC neredesin? İnsanlar neredesiniz? Adalaet, Özgürlük, İnsan hakları neredesiniz? Bu insanlardan bizim ülkemizde çok var. Dilenmez, gururlu, kişilik sahibi, ailesine ve çocuklarına düşkün, erdemli, haysiyetli, aç gözlülüğü yok, ihtiyacı kadar tüketen, kendinden başkalarını da düşünen insan... Onların da karakterlerini bozmadan ders almaya bakın...

Ben buradayım e-günlüğüm; Mangal'dan artan tavuk kemiklerini ve yemek artıklarını bütün mahalleye dağıttım. Bu gün kedi ve köpeklerin bayramı olsun...

İşler bir ay öncesine nazaran daha hareketli ama, henüz istikrarı yakalayamadım. Ne zaman öğle yemeğimi yiyemezsem o zaman işler açılmış olacak. Şimdilik geç de olsa yiyiyorum.
Akşam yemeğinde malum artan tavuklar var da onları kızartıp yedik. Şimdi gidiyorum e-günlüğüm. Çok sinirlenmezsem yarın yine yazışırız. Hoşçakal.

Biliyor musun: Avustralya'nın Sidney kentinde yapılan uluslararası bir konferansta, 800 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığı dünyada, her 6 kişiden birinin obez olduğu açıklandı. Bu da tam 1 milyar insana tekabül ediyor muş...
Çirkin söz: ''Düğüne gitmiyordum, adam öldürmeye gidiyordum, ne bileyim?..." Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili davanın 11. duruşmasında sanıklara cinayet silahı gösterildiği zaman Ogün Samast'ın sarfettiği cümle...
Güzel söz: "İnsanlar başka bir televizyon, araba, telefon istedikleri kadar barış isteselerdi, dünya da barış olurdu..." John Lennon

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hoşgeldin.

Fatma Güneş ERGEN 
 12.10.2009 22:39
Cevap :
Hoşbulduk:)  13.10.2009 8:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster