Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
523
 

E-günlük yardıma muhtaç olanları tespit etti...

Bilge köyü için yardım kampanyası başlatıldı... Orada yaşayan insanların bizim hiç bir yardımımıza ihtiyaçları olmadığı biliniyor. Hiç bir yardımın onların anne babalarını geri getirmeyeceği, olanları unutturmayacağı da biliniyor. Ne yapmaya çalışıyoruz. Görülüyor ki, "Deprem olmadan değil, olduktan sonra tedbir alma" zihniyetimiz her yerde hortlamaya devam ediyor. Yardım ederken unutmasak da çocukları sinema televizyon sektörüne alsak. Onlara dizilerde rol verip, televizyonlara çıkarıp, giyim kuşamlarını değiştirip iyice yoz kültürle yoğurup, asimile etsek diye düşünüyorum. Biraz büyüyünce de devlet kurumlarında iş verelim, devletten nefret eden bir birey yerine, devlete uşaklık eden bireyler haline getirmeye çalışalım... Vatandaşlar Bilge köyüne yardım ederken, sizler de mecliste koruculara yardım edin. Onlara daha çok silah ve cephane verin. Uzun namlulu silahlarına aksesuar olarak dürbün ve susturucu takmalarını sağlayın ki, bir dahaki sefere uzaktan katliam yapıp yakalanmasınlar...

Merhaba e-günlüğüm, Ülkemizde yardıma muhtaç olmayan kalmadı. Öncelikle bu devletin ve devleti yönetenlerin acil yardıma ihtiyacı var. İnsan, hayvan, çoluk, çocuk, anne, baba gibi konularda yardım almaları şart. Yoğun bir psikolojik yardım almaları gerekiyor. Bu kadar ruhsuz, bu kadar umarsız, bu kadar duygusuz, vurdumduymaz insanlara hangi bilim dalı yardımcı olur bilmem ama yine de denemek gerek diye düşünüyorum... Bu olay bu ülke de ilk kez olmuyor ve terör örgütü dediğimiz örgütlerin içi, doğal olarak, geçmişte benzeri olayları yaşayan ve şahit olan çocuklarla besleniyor. Yani bu çocuklar anne babalarını gözlerinin önünde bir yönetim zaafiyetinden dolayı kaybettikleri için o zaafiyet kurumlarına karşı aynı silahlarla mücadele ederlerse terörist mi olacaklar? Yoksa bir güç onları, terör örgütlerini güçlendirmek adına, terörist omaya mı zorluyor? (anne babanızı öldürdük, nasılsa sizde bu kin ve nefretle bir örgüte girersiniz, sizi de öldürürüz...) Bu soruların cevabını bulmak çok zor...

İşte gerçek eğitmen... Erik yemek isteyen çocuğu vurdu Denizli'de erik yemek için bir bahçeye giren çocuklara ev sahibi ateş etti. (ntvmsnbc) Ev sahibi kim? Emekli bir öğretmen. Öğretmen bunu yapıyorsa, öğretemeyenler ve öğrenemeyenler neler yapar görüyoruz, göreceğiz...

Her akşam yaptığım gibi, dün akşam da bütün bu haberlerden ve olaylardan sıyrılarak, bahçede rakımı içip insan olduğumu, güzel şeyleri hakettiğimi, üç kuruşluk ömrümüzü zehir etmememiz gerektiğini hatırlamaya çalışıyorum. Rakımı içerken bir yandan da, Boss ve Joker'i çıkartıp oyun oynamalarını seyrettim uzun süre. "Ne güzel" dedim kendi kendime. "Onları yöneten, kurallar koyan, içine hapseden bir devlet ve hiç bir şey bilmeyen yöneticileri yok" "Vergi vermiyor, kira ödemiyorlar. Elektrik, su, doğalgaz gibi faturalardan haberleri yok. Cep telefonu, internet, i-pod gibi şeylere gereksinim duymuyorlar. Hele ki; yazılı ve görsel medyanın ne olduğundan habersiz, kontrol edebildikleri kadar alanda olabildiğince sade bir yaşamı kabulleniyorlar." "Ara sıra suçlular olsada içlerinden katliam yapan, savaş çıkaran, milyonlarca kişiyi öldüren çıkmıyor." diye uzun uzun düşündüm onları. Bu yüzden sürekli oyun oynuyor, doğaya zarar vermeden yaşıyor ve mutlu oluyorlar. Kıskanmamak elde mi... (bir de o kendine zarar verdiği gibi tüm canlılara zarar veren insan modellerinden olmasa)

Sabah kalktığımda bahçe de bir sürü kuş tüyü ile karşılaştım. Bahçenin bir köşesinde kargalar toplanmıştı. Bir güvercin ölmüş ve doğal olarak hepsi üzerine çullanmış. Önce Boss gördü ve hepsini kovaladı. Sonra ölü güvercini koklayarak tadına bakmak istedi ama, bu emeline ulaşamadı. Güvercin ölüsünü alıp çöpe attım. Boss'un işi bittikten sonra Linda'yı alıp işe geldim.

Yeni başlayan eleman bu gün gelmedi. Maaşını yeni almıştı ondandır. Zaten geç bile kaldı. Genelde bana bir hafta tahammül ederler ama bu on beş, yirmi gün dayandı. İşsizler yakınıp iş ararlar, işi olanlar iş beğenmezler, evliler evli olmaktan şikayetçi, bekarlar, bekar olmaktan şikayetci. Bir garip insanoğlu portreleri... Artık hiç birini yadırgamıyorum. Çok normal geliyor. Asla öyle olmayacağımıda çok iyi biliyorum...

Öğlene doğru, dün verdiğimiz siparişlerimiz geldi ve kamyonu boşalttık. Güzel terledim yine. İyi oldu.

Öğlenden sonra yine trafik arap saçı. (arap saçı nasıl oluyor ki?) İnsanlar yemiyor içmiyor, paralarını arabalarının benzinine yatırıyor gibi bir durum söz konusu... Aman bana ne, ne halleri varsa görsünler. Hayır sonra ileride işsiz parasız kalıp yanıma gelecekler, benden iş, para falan isteyecekler olmayacak...

Akşam yemeğimizi yedik mi? Yedik. İşler nasıldı? Eh fena değil, bunada şükür. Köpekler nasıl? Hepsi iyi, mutlu ve sağlıklı...... Sorduğun için teşekürler, ben de iyiyim. Oğlum da iyi, kız arkadaşım da iyi, Valide de iyi, ablam da iyi. Oh oh ne güzel. Eminim sende iyisin e-günlüğüm. Artık "gitsek" diyorum... Yarın "Anneler günü" hakkında bir şeyler yazalım. Yazmadan olmaz, anneler alınır sonra... Hoşçakal

Biliyor musun: İlk dijital bilgisayar 1944 yılında Harvard üniversitesinde icat edil miş...

Çirkin söz: ''Ne gariptir ki kadınların çoğu sevdikleri halde sevmiyor, sevmedikleri halde seviyor görünürler..." Raif Necdet Kastelli

Güzel söz: "Uyanan bir düşünce kolay kolay uyuyamaz..." T. Carlyle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster