Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
536
 

E-günlükte asker uğurlaması

Merhaba E-günlüğüm; Dün gece asker yemeğine davetliydim. İşden çıktıktan sonra Boss ve Linda'nın ihtiyaçlarını giderip, eski bir genç arkadaşımın askere gitmeden önce verdiği yemekli sohbete katıldım. Ne güzel, " arkadaşlarım" dediğim zaman herkes 45-50 yaşlarında falan zannediyor, oysa benim hiç o yaşlarda pek arkadaşım yok. Genelde arkadaşlarımın yaş ortalaması 15 - 35 dir. Tabi ki her yaştan arkadaşım var ama çoğunluğunu bu yaştakiler oluşturuyor. Dört gün sonra askere gidecek iki arkadaş vardı ve sohbetin konusu askerlik di. Askerliğini yapmış olanlar bol keseden atarlarken onlar da heyecanlı bir şekilde dinlediler. Gerçekte hiç kimsenin askerliği, hiç kimseye benzemez. Bir kaç askerlik anısı ile bir kaç askeri fıkra ile ortalığı karıştırıp kısa bir süre sonra kalktım ve eve geldim. Eve çok bağlıyımdır. Öyle dışarılarda uzun süre kalamam. Eve dönüp kendi ortamım da masa kurup içmeliyim ki bir sonra ki güne hazır olayım. "dün gece arkadaşlarla içmeye gittim, hiç çalışasım yok" deyip hayatı durduramıyorum ki... Her şey umursamaz bir şekilde devam ediyor. Hiç bir şeye aldırmadan yaşam sürüyor. Biz de piyon görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.
İşte bu duygular içersinde eve geldim, masamı kurdum, Linda'yı çıkardım, Boss'u açtım ve oturup Boss ile beraber rakı içtik. (boss eşlik ediyor) Aslında hiç içki içmem ama yine kafam takılmıştı bir yerlere.


Evet sevgili e-günlüğüm yirmi gün daha sabretmek gerek. İnsanlar önümüzde ki ay dönmeye başlarlar. (umarım) Eminim işler açılınca her yerim ağrımaya başlayacak. Bu aralar çok hamlaştım. Günde dört ton ağırlık kaldırırken iki aydır iki buçuk tona düştü. Kaslarım paslandı.


Bir arkadaşımın uyarısı ile kendime geldim. Bilgisayarım bağımsızlık mücadelesi verirken ve istediği zaman nete girerken ve ben kara kara düşünürken, üzerinde çalışmalar yaparken öneri geldi. "kuma istiyordur" Evet neden olmasın. Genç bir bilgisayar alıp bu yaşlı bilgisayarı ihtiyacı kadar kullanırız. Ben de her gün genç bilgisayar ile yatarım, şey pardon çalışırım... Bu haftasonu biraz yakın ilgi göstereceğim. Eğer yine de benim istediğim zaman değil de kendi istediği zaman nete girerse kaşınıyor demektir.
Bak değerli bilgisayarım, birlikte çok güzel günlerimiz oldu. Bana bunu yapmamalısın. Seni her zaman temiz tuttum, sana hep baktım. Tanımadığım kişilerle yazışmadım, dosyalarını indirmedim, porno sitelere girmedim, internetten oyun bile oynamadım. Bu sana son çağrım. Bana itaat et!!!
Umarım duymuştur veya bu yazıyı okumuştur sevgili e-günlüğüm. Ağaçlar, hayvanlar, kuşlar, böcekler bitti, şimdi de bilgisayarla konuşmaya başladım. Sonum iyi olmayacak biliyorum...


Yine akşam oldu. Yine hüzünlendim. Hasret kaldım gözlerinin rengine... Nedense akşamları hep bu şarkı gelir aklıma. Biraz düşüneyim bakalım, belki ileride daha pozitif bir şarkı gelir aklıma onu hatırlar söylerim.
Ben gidiyorum e-günlüğüm. Ne halin varsa gör. (yok yok çok iyi niyetli söyledim)
Yarın yine yazışacağız. Hoşçakal


Biliyor musun: İngilizce'ye 1966 dan bu yana her gün eklenen kelimelerin ortalama sayısı: 6, 5... (bizde de her gün kaybettiklerimizin sayısı bu kadardır)

Güzel söz: "Bir insana gereğinden fazla değer verirsen, ya onu kaybedersin, ya da kendini..." söyleyen yok, adını yazmaya korkmuştur. (ben de bilgisayara -insan muamelesi- herhalde gereğinden fazla değer verdim ve onu kaybediyorum)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 547
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster