Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1500
 

E-günlükte Gazze ve çikolatalı sarımsak:)

Amerika'nın Irak işgaline ne kadar benziyor. Yakında İsrail, Filistin'i yerle bir ettikten sonra "pardon hamas militanı yokmuş" diyeceğe benzer... Gazze'de ölenlerin sayısı, resmi rakamlara göre bin civarında ve çoğu sivillerden oluşuyor. Resmi olmayan rakamlar altı, yedi bin civarında. Kafama takılan şu: Öldürdülen çocuklar, kadınlar, yaşlılar belli. Toplu bir şekilde katliamlar medyaya yansıdı. Bütün bu olayın içinde, kaç hamas militanı öldürüldü, veya yakalandı veya karargahları ele geçirildi? Neler oluyor? Yoksa orada bizde yapılan "gelgenekon" harekatını, değişik ve masraflı bir şekilde yapanlar mı var. Hamas militanları diye, çok şey bilen kendi adamlarını mı temizliyorlar, şey pardon emekliya mi ayırıyorlar?

Merhaba e-günlüğüm; olaylar o kadar hızlı gelişiyor, değişiyor ki, ben daha sana yazarken yeni gelişmeler oluyor, yorumlayayım derken başka birileri olaya karışıyor, açıklamalar, kazılar, çukurlar, tutuklananlar, işgaller, saldırılar derken, yetişemiyorum vallahi! Ülke de sanayi durmak üzere ve işçi çıkarmalar, kapanmalar, üretim durduran fabrikalar, bu haberlerin arasında küçücük harflerle yazılıp eriyip gidiyor. Yeni yolsuzluklar çıkıyor ortaya ama bu "gelgenekon" davası hepsinin üzerini kapatıyor. Aslında harika ve refah içinde bir ülke de yaşıyoruz ve gündemde ki olaydan başka olay yok gibi. Tinerci dehşeti, pkk terörü, gasp, trafik kazaları, uyuşturucu, fuhuş gibi suçlar gündem maddelerinin altında ezilip kalıyor... Uyuşturucu, fuhuş tüccarları göbek atıyor. Hırsızlar, dolandırıcılar ortalarda dolaşıyor... Gün onların günü...

Ay bu doktorlara bayılıyorum. Çok akıllılar. Dün, "abonelerimin hemen hepsi, hatta mahallede selamlaştıklarımın çoğu hasta" diye yazmıştım. Çoğu ile ayak üstü sohbet ediyoruz. Gerekirse önerilerde bulunuyorum. Hepsi de bana "sen hiç hastalanmaz mısın?" diye sormaktan kendini alamıyor. (çok istiyorum ama olmuyor) Ben de o zaman periyordik aralıklarla kendimi nasıl koruduğumu anlatıyor, "korunmanın, tedavi olmaktan daha ucuz ve kolay" olduğunu söylüyorum. Bir abonemle konuşurken hayretler içersinde kaldım. Doktoru, sirke, limon, soğan gibi besinleri kesinlikle yasaklamış. Sadece yazdığı ilaçları (antibiyotik, ağrı kesici, vitamin) almasını söylemiş. Ağzım açık kaldı ve halen kapanmadı. Ağzım böyle bir açıklama karşısında tutuldu galiba.

Sayın doktorumuzun Yasakladığı şeyler, bin yıllardır kullanılan ve faydaları saymakla bitmeyen doğal ürünler ve hiç bir yan etkisi olmadığı bilinir. Günlük yaşantımızdan asla eksik etmememiz ve vücudumuzu mahrum bırakmamamız gereken besinler. İlaçların laboratuvar ve insanlar üzerinde ki denemesi on beş senedir ama, bu gıdalar bin yıllardır denenir ve hep olumlu sonuç vermiştir. Piyasadan toplatılanı yoktur. Önce nedenini anlamadım ama sonra anladım. Benim yüzümden doktorların işleri kötüye gidiyor ve böyle bir açıklama yapıyorlar. Güvenilir kişiler oldukları için de, hasta çaresiz bu yasağa uyuyor. Kesin bloglarımı okuyor ve karşı tez hazırlıyorlar. Olabilir, neden olmasın. Gayet normal. Ben nasıl ilaçları yerden yere vuruyor, zararlı olduğunu söylüyor ve bilimsel yollardan açıklıyorsam, onlar da doğal gıdaları yerden yere vurup, ilaçların faydalarını sıralıyor ve diğer (ticari) bilimsel yollardan açıklıyorlar.

E-günlüğüm; Dün gece de bahçede oturmaya devam ettim. Değişiklik olsun diye bir şişe şarap açtım kendime. Ucuzluktan aldığım şaraplar hala duruyor. (şarap kıtlığı olacakmış gibi, ne çok almışım) Ucuzluk bitti, benim şaraplar bitmedi. Bahçede otururken biraz üşür gibi oldum ama, sonra vazgeçtim. Saat 22:00 gibi içeri girdim ve yattım.

Sabah işe gelirken kargaların ve martıların çeneleri düşmüştü. Kumrular da gevezelik yapıyorlardı. Dikkatimi çiçekler çekti. Yazın açması gereken çiçekler açmaya başlamıştı. Bu pek hayırlı değil ama yine de "hayırlısı" demek lazım.

Öğleden sonra da Linda havlama krizine girdi. Meğerse apartmanın bodrumuna kedi yavrulamış. Onun sesine havlıyormuş. (gereksiz yere hiç havlamaz zaten.) Bu kediler de şaşırdı. Her ay doğurup duruyorlar. "mart ayı" falan kalmadı artık. Azdılar bunlar. Televizyonlarda yabancı şifreli kanalları mı seyrediyorlar ne. Hiç böyle şey görmedim. Senenin her ayı, mart ayı davranışı sergiliyorlar...

Akşamları dışarıda oturmaktan olacak herhalde, biraz boynum ağrıyordu. Gün içinde araba kullanırken boynumun ağrısı geçti. "Ne alaka" diyeceksin biliyorum ama, ayna sayesinde. Sol aynam kırık olduğu için, (mekanizmayı silikonla yapıştırdım ama hava soğuk olduğu için bir türlü kurumuyor) sürekli boynumu geriye çevirerek trafiği kontrol ediyorum. Bu yüzden sürekli boyun jimnastiği yapıyorum. Bu da ağrılarıma iyi geldi. Ne çok kullanıyor muşum sol aynayı haberim yokmuş.

Havalar da aklını kaçırdı bu aralar. Öğlen saatleri 13 derece, güneşli ve az bulutlu geçerken akşam saatleri -2 lere varan soğukluk yaşanıyor. Akşamları bahçede oturuyorum diye, bana gıcık gidiyor, kıskanıyor bu havalar beni...

İşler hareketli, hareketli giderken bu gün frene bastı. Çok oturduk çok. Çay içmekten içim dışım çay oldu. İş olmayınca zaman da geçmek bilmiyor... Ben şimdi Linda ile yemek yemeye gidiyorum sakın bir yere atrılma e-günlüğüm. Hemen dönerim.

Ve döndüm. Linda ile yemeğimizi bitirdik. Yemeğin peşinden ne yaptığımı yazayım ama okuyan olursa asla inanmaz. Simitin için açıp chokella sürdüm, ceviz ve üç diş sarımsak koyup yedim. Harika oluyor. Kesinlikle sarımsaklı çukulata yapmalılar. Fındıklısı nasılsa var. Fındık yerine sarımsak koyacaklar ve olacak. Ha, benden başka alıp yiyen olur mu onu bilemem. Mmmm nefisti. Bu insanlar ne tatlar kaçırıyor haberleri yok. Neyse öööğg falan diye okuyanlar vardır, fazla uzatmayalım. Zaten hava karardı. Bu demek ki gitma vakti geldi. Evet e-günlüğüm, yarın yazışmak üzere...

Biliyor musun: Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın, aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor muş...
Çirkin söz: "Teknik arıza" (BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na ait bir okulun havan mermisiyle vurularak büyük can kaybının yaşandığı olayın sorumlusunun savunması)
Güzel söz: "Kişiler tembel değildir. Sadece kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar, güçlü amaçları yoktur..." Anthony Robbins

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster