Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
348
 

E-günlükte mahalleye yeni sakin

Günaydın e-günlüğüm;

Mahalle iyice şenleniyor. İş yerimin olduğu binada bir daire boşalmıştı ve uzun zamandır tutulmuyor du. En sonunda ik-üç bekar tüysüz genç tuttu. "O kadar yüksek kirayı nasıl veriyorlar" diye merak ediyor insan... Bir kaç kere gelip su aldılar, hareketleri tuhaf ve şüphe uyandırıyor. Hatta dükkana girip kasanın yanına kadar gitti, etrafı kontrol eder gibi bir hali vardı. Gayet samimi buzdolabını açtı birşeyler almaya çalıştı. Bende elimi önüne tutarak "biraz geri gidip ne istediğinizi söyleyin ben vereyim" dedim. Umursamadı ve suyu alıp parasını verip gitti. Hiç kurcalamadım. Çin'li arkadaşım hep söyler: "bir şeyi merak ediyorsan bekle!" der. Tüysüz gençler öğretmenmiş. Fetullah hocanın bir dersanesinde görevlilermiş. Haberler gelmeye devam etti. Geceleri etraftaki binaları gözlüyorlar, kızlara işaret ediyorlar ve içecek şişelerini (alkolsüz) balkondan aşağıya atıyorlarmış... Karşı binada "mahallenin bekçisi" olarak isim taktığım bir bürokrat amca var, balkonda çok oturur ve etrafı kollar. Bunları da şüpheli durumlarından dolayı gözlemlemiş ve gelip beni uyardı. (rengimiz belli ya!) Mahallenin bekçisi amca ile biraz sohbet ettik, sonra "aman dikkatli ol bunlar çoğaldı" diye nasihat ederek gitti. Bakalım gelişmeler nasıl yönlenecek.

Sabah erken yazmaya başladım diye şaşırdın değil mi günlüğüm. Biliyorsun bugün hareketli olur. Bir de kamyon gelecek, o yüzden biraz yazayım dedim.

Şimdi çıkıyorum, tekrar geleceğim.

Tekrar geleceğim dedim ve geldim.

Dün akşam boss ile oyun oynadıkdan saonra mahallede sinirli bir alman kurdu vardı, o geçiyordu. Sahibi ile selamlaşıyoruz ama köpeğe pek yanaşamıyoruz. Evin içinde bakıyorlar o dev gibi köpeğe, herhalde ondan asabi olmuş ve herkese havlıyor. O asabi hayvan bahçenin kapısında süklüm püklüm bir vaziyette kaldı, gitmiyor. Boss havlıyor, dişlerini gösteriyor ama hiç sesi çıkmıyor. Sonra onu da, birlikte oyun oynasınlar diye içeri aldık. Fakat garibin aklı bir yerde.. Boss'da zamanı olmadığı için yanaştırmıyor. Boss önde kurt (öbür köpeğin adı) arkada koşturuyorlar. Boss oyun oynamak istiyor ama kurt'un aklı başka yerde. Sonun da boss baktı ki arkadaşı oyun oynamıyor, gitti yerine yattı. Yattığı yerden de kurt' hırladı, havladı durdu. Bütün söylediklerini anladım. İşte hayvanlar alemi... Dişilerin dediği olur. (sanki bizde öyle olmuyormu?)

Akşam oğlum bir arkadaşı ile geldi. (her hafta sonu gelir) Hep birlikte kız muhabbeti yaptık, bira içtik, tabu oynadık. Sonra ben kafayı bulup yattım. Onlar tabu oynamaya devam ettiler. Sabah kalktığımda uyuyorlardı (benimle kalkıp basket antremanına gitmeleri gerekiyor) Onları kaldırıp, boss'u çıkardım ve kahvaltımı yaptım, linda'yı alıp çıktım. Peşimden de onlar çıktı.

Bu olay daha önce de olmuştu ama yazmak bu güne imiş. Bir abone, İTÜ mezunu, ben yaşlarda ve kıdemli inşaat mühendisi. Şantiyeye bizden su alır. Bizim bölgemiz dışında olduğu için boş damacanayı getirir, biz de arabasına dolu damacanayı koyarız. Dışarıdan "sucuuu" diye bağırır ve korna çalarak bizi çağırır. Bu gün de ben yokken gelip su almış. Buradaki bayana, koskoca damacanayı arabasına kadar taşıtmış. Ne erkek ama... Bu mühendis abonemize hiç yorum yapmayacağım. Sanırım okulda öğretilmeyen şeyler var...

Anlaşmış gibi aynı anda aranır mı arkadaşlar. Şurada bir e-günlük yazamadık. Sabırlı olun biraz, yazımı bitireyim, getiririm suyunuzu. Doğru dürüst yemeğimi bile yiyemedim. Boğazıma sıkıştırdım.

E-günlüğüm, belalı görünmemeye devam ediyor. Akşamları balkonda da yok, kıza birşey mi oldu yoksa? Yok yok ona bir şey olmaz. Çetin ceviz o. Kesin benden usanmıştır. Kimse bana pek tahammül edemez. Huysuzun tekiyimdir...

Sen bilirsin beni yazmaya gerek yoktur sevgili günlüğüm.

Artık bana müsade, gitme zamanı.

Pazartesi yazışmak üzere hoşçakal...


Biliyor musun? "Dünya da insan başına düşen karınca sayısı bir milyonmuş..." (yok ya! saydınız mı?)

Güzel söz: "Gençlik, hayatın belli bir dönemi değildir. Gençlik bir irade şekli, bir hayat özelliği, cesaretin korkaklığa, macera hevesinin rehavete boyun eğdirmesidir. Hiç kimse belli yılları doldurmakla ihtiyarlamaz. İnsanlar ideallerini kaybedince ihtiyarlarlar. Seneler ancak cildi buruşturur, ama heyecanını yitirmek, ruhu buruşturur..." JOHN LEWIS

(örnek: ben ve Madonna:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster