Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
274
 

E-günlükte toplantı:)

İyi günler e-günlüğüm;

Bugün de bayram ama seninle ilgisi yok. Benim düzenli bayramım:)
Sabah servislerimi yapıp, (hatta öğlen servislerimi de) yazmaya koyuldum. Kendimi bir romanı tamamlamaya çalışan yazarlar gibi hissediyorum:) Her gün yazmak zorun da olmak... Hayır ben buna yazmak demiyorum. Her gün çok sevdiğiniz bir dostunuzla sohbet ediyorsun. İnsan dostlarına zaman ayırmaz mı:)
Evet değerli e-günlüğüm; dün gece de bahçe de rakı içme keyfine eriştim. Boss'u da zincirinden çözdüm. Yanımda oturarak bana refakat etti. Bir ara mahalleden bir kedi eksiliyordu ki zor engelledim:) Bir de rakı servisi yapabilse güzel olacak ama yapamıyor. Bir kaç kere "hadi bana rakı koy getir" dedim, sadece gözlerime baktı, "ne diyorsun anlamıyorum, bunu daha öğretmedin ki" dedi:) Ben de "boşver öğrenmesen de olur, ben alırım" dedim:)

Dün akşam ki konuşmalarımızdan sonra karaböcek de görünmez oldu. Kırıcı bir şey de söylemedim halbu ki.

Bu sabah yine kurumsal abonelerim var dı onlara gittim. (kurumsal abonelere, onlar bizi aramadan belli günler periyodik olarak gidiyorum) Sabah gidince beni çok oyalıyorlar. Kahve falı, rüya yorumları yapan bir tedarikçileri var:) Nerede bulacaklar böyle sucuyu:) Peş peşe rüyalar anlatılıyor, kahveler açılıyor, sorular soruluyor ve ben de cevaplıyorum. Yakın da aşırı talep yüzünden "rüya tabirleri ve tarot merkezi" adı altında bir yer açıp pazar günleri de çalışacağım:)))
Sevgili günlük; dün gece en önemli olay Bilim İnsanları ile yaptığım toplantı idi. Ben bahçede rakı içerken onlar geldi. Hepside dünya bilim adamları derneği üyesi idi:) Çoğu rakı, sigara kullanmıyor. Böyle yapınca sağlıklı olacaklarını sanıyorlar. Bana göre hava hoş, kendi seçimleri. Ney se uzatmayalım, dışarı bir masa çıkardık ve etrafında toplandık.

Onlara çay ve pastaneden alınmış hiç ağzıma sürmediğim garip şeylerden ikram ettim. Bir iştahla yediler, ortada hiç bir şey kalmadı. Derken sohbete başladık. Önce ben söz aldım. Dedim ki: "Değerli arkadaşlarım, artık ticari buluş yapmaktan, abuk subuk araştırmalar yapmaktan vazgeçip, insanlar için, insanlık adına yararlı birşeyler yapın" Ve devam ettim. "Paranın ve siyasilerin yönetiminden kurtulup, yarın kaygılarından sıyrılın. Sizlere sunulan gösterişli hayatları elinizin tersiyle itip, düşünmeye başlayın." Bu arada bir tanesi sözümü keserek "sen benim evin, arabanın, çocukların okulunun masrafının ne kadar olduğunu biliyor musun?" diye yüksek sesle çıkıştı.

Ben de ona "işte anlatmaya çalıştığım bu! Düzenin çarkından çıkın, içinize dönün, birilerinin gösterdiği yolda icat yapmaktan (hiçbirine icat denmez ya) vazgeçin" diye yine yüksek sesle karşılık verdim. "Ne yani bütün bunlardan ve bu hayattan vaz mı geçelim. " dedi bir diğeri. "Sizden önceki bilim adamlarını anımsayın, onların yaşantılarına bakın, onlar hiç bir yerden maaş almıyorlar dı, kimsenin talepleri doğrultusun da çalışma yapmıyorlar dı. Oysa sizler günümüzün en gelişmiş şartların da bile onların yaptığı buluşları çözemiyorsunuz. Ben sizlere sahip olmayı değil, olmayı öneriyorum" Diyerek sakinleştirdim ortalığı. Bazıları bana hak verdi ama kafasın da işin içinden çıkamadı. Öyle ya bütün yaşamını, yaşantısını, sahip olduklarını ve olacaklarını bir yana bırakıp insanlık için bir şeyler yapmak adına, uzak bir yerlere çekilip, kendisini herşeyden soyutlayıp, ideallerini oluşturacak ve çalışmalar yapacak dı... Bu çok zor du. Evin elektriği, suyu, doğal gaz, telefon faturaları, çocukların okul masrafları, banka hesapları, arabaların masrafları, çevre, dernek sorumluluğu, bağlı olduğu kurumlar, eşi, sevgilisi, :) çocukları, akrabaları, danışmanlığını yaptığı hastaneler, laboratuar, golf kulübü, tenis kulübü, büyük kulüp (neden olmasın) üyelikleri vs vs vs. Düzenin çarkına sıkı sıkıya farkında bile olmadan kapılmış, hatta kelepçelenmiş di. Uzun bir sessizlik oldu. Yine sessizliği bozdum ve "size ders veriyorum beyler dedim" Hepsi sevindi. "Tamam ver" dediler hep bir ağızdan. "öncelikle şu izafiyet teorisini çözün, ardından termit yuvalarının gizemini, piramitleri, ejderhaları, bir arının uçuşunu açıklığa kavuşturun. Onlarca sene bizim vergilerimizi harcayıp laboratuar ortamın da insanlığa ve doğa ya hiç bir yararı olmayan klonlama, gen, robot, nano teknoloji, obezite, hormon, suni gübre, kimyasalar, kanserojen maddelerin insan yaşamına sokulması ve benzeri araştırmaları bırakın. Bizim gibi az gelişmiş ülkelerde ki insanları kobay olarak kullanmaktan vazgeçin" dedim. Yine sessizlik oldu. Eh ne de olsa kültürlü ve eğitimli insanlar, cevap vermek için cevap vermiyorlar, düşünüyorlar:) "Biz daha insan, bitki ve hayvan türleri hakkın da bir şey bilmiyoruz ki. Sadece varsayımlarla, tesadüfi buluşlarla ilerlemeye çalışıyoruz. Bir de kazanç sağlamak için dünya devi firmaların bize verdiği araştırmaları test edip onaylıyoruz." dedi içlerinden birisi. "bazan bildiklerimizin bile doğruluğundan şüphe ediyorum" dedi bir diğeri.

Tekrarlanan zun bir sessizlikten sonra; "evet arkadaşlar, toplantıya son vermek durumundayım. Dediğim gibi size ders verdim. Bunları bir bilim adamı olarak araştırın. Doğa ile savaşmaktan vazgeçin. En önemlisi de sizden insanca yaşam adına, suçu önleyecek, açlığa çözüm bulacak, işsizliğe, trafik kazalarına, eğitime, geçim güçlüğüne, yoksulluğa, çaresizliğe, sevgisizliğe, doğruluk, dürüstlük adına buluşlar yapmanızı istiyorum" Diyerek toplantıyı kapattım. Hepsi "tamam" anlamın da başını salladı. İçlerinden biri giderken şöyle dedi "bu söyledikleriniz çok güzel de, ben geçen akşam eşimle kavga ettim iki gündür konuşmuyoruz ve o konu da bile bir şey yapamazken bütün bunların altından kalkmamızı nasıl beklersin? "
Gördün mü sevgili günlük; Artık bu dünya için kimsenin bir şeyler yapacağı yok. Her şey boş, her şey bir yanılsama. Sen sen ol, günlerinin tadını çıkar. Yazılarımı beğenmemezlik etme:)

Sevgili e-günlüğüm; mahallemiz de bahar havaları eserken hırsızlık olayları arttı. Dün gece ben bilim adamları ile toplantı yaparken aynı sokak da üç ev soyulmuş... Hırsızlar teknolojiye ayak uydurmuşlar. (bence birileri tavsiye edip onlara öğretti) Evlere uyku veren sprey le girip böcek ilaçlar gibi sıkıyorlarmış. Sonra evdekiler uykuya dalınca evi rahat rahat soyuyorlarmış. Enteresan. Hırsızlar da geliştiler. Demek bilim adamları yeni buluş yaptılar ve bu çalışmaların ardında sponsor olarak hırsızlar birliği var:)

Neyse bana gelirlerse önce köpeklerimi beni mi uyutacaklar bilemem:)
Benden onlara tavsiye: Özellikle önce boss'u uyutmaları önerilir. Yoksa hayatının son işini yapmış olur:)

Evet sevgili e-günlüğüm; bu gün de bu kadar. Hoşçakal, sevgi ile kal, mutlu kal. (İşin durgunluğu belli oluyor değil mi? Erkenden bitirdim günlüğümü:)
Biliyor musun? Hindistan'da oyun kağıtları yuvarlakmış:)
Güzel söz: "Hayat, arkadaşlıktan daha büyük bir hediye vermez..." VOLTAIRE

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 541
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster