Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '13

 
Kategori
e-Ticaret
Okunma Sayısı
2119
 

E-Ticareti maalesef herkes yapamaz...

E-Ticareti maalesef herkes yapamaz...
 

et-icaret


Evet aslında konuya negatif bir bakış açısı ile yaklaşmak istemezdim ama son zamanlarda gelen anlamsız taleplere de cevap olabilmesi açısından bu makaleyi yazma ihtiyacı duydum. Bu sayede gerçekten E-Ticaret yapmak isteyenlere de belki bir nebze yardımcı olurum kanaatindeyim.

Her işte olduğu gibi e-ticaret konusunda da dikkat etmeniz gereken unsurlar var. Belki de bazıları bu işi çok kalay sandıkları için problem yaşıyorlar. Çünkü birçok kişi bu işi ciddiye almadığı için başarısızlıkla karşılaşıyor. Bugün bir işletmeye göre belki çok az bir sermaye ile içi dolu bir e-ticaret sitesine sahip olabilirsiniz. Bir alan adı (www.xxxxx.com gibi) alırsınız. Sonra x bir yazılım firmasından hazır bir e-ticaret paketi alırsınız. Bankalara başvurur sanal pos bağlarsınız ardından XML ile satmak için düşündüğünüz ürünleri de distribütörden çektikten sonra işte hazırsınız. Bunun için bir ofise veya bir depoya ihtiyacınız yok ayrıca çok fazla elemana da ihtiyacınız yok. Zaten ürünler sitenizde otomatik olarak hem fiyat hem stok  hem de içerik olarak güncelleniyor.  Parada bankaya yatıyor. Ürün sipariş edildikten sonra distribütörden ürünü alıp kargo ile göndermek kalıyor. İşte hepsi bu kadar gibi görünen e-ticaret konu başlıkları altında bunları kapsasa da aslında çok detaylı ve teferruatlı bir iştir.  

Size konuyu biraz daha iyi anlatabilmek için isterseniz bunu yabancısı olmadığınız bir kavram olan mağazacılık ile ilişkilendireyim. Bu sayede sizlerde konuyu daha iyi anlamış olur ve gözünüzde canlandırmış olursunuz.

Elinizde bir miktar paranız var ve artık kendi işinizi yapmak istiyorsunuz. Bunun için öncelikle en önemli şey ne yapacağınıza karar vermektir. Bu kararı verirken hangi işe daha çok hakimseniz veya hem sermayesi hem de yönetimi ile başa çıkabilecekseniz ona karar vermelisiniz. Aslında en önemli olay buradan başlıyor, bir çok kişi hiç bilmediği veya araştırmadığı alanlarda işletme açıyor ve eline yüzüne bulaştırdıkları için zarar ederek kapatmak zorunda kalıyor. Bu oran hazır e-ticaret paketlerinin yenilenme oranına bakılırsa %80 gibi büyük bir oran.

Bir işletme açmadan önce hangi sektörde girişimde bulunacağınızı ve internet üzerindeki rakiplerinizi iyi analiz etmeniz gerekiyor. Kendinize bir hedef ve misyon belirleyip bunun çerçevesinde bir yol haritası çizmelisiniz. Kendinize kısa ve uzun vadede hedefler belirleyip bunları her zaman göreceğiniz bir yere asmanızda fayda var.

Bu yol haritasını ve hedefinizi belirlediğimizi farzederek devam ediyorum. Öncelikle bir markaya ihtiyacınız var. Bu marka (aynı zamanda alan adı örn. www.xxxx.com ) hem yapacağınız işi anımsatmalı hem de akılda kalıcı olmalı ki internet ortamında fark edilebilir olabilmeli.  Bu markayı alışveriş merkezindeki dükkanların tabelalarına benzetebiliriz. Bir çok kişi ihtiyacı olan şeyi bulabilmek için ya tabelaya ya da vitrine bakar. İnternet ortamında arama motorunda vitrininiz gözükmediği için öncelik tabelanızda yani alan adınızdan sizi bulurlar.

Markamızı bulduk ve alan adımızı tespit ettikten sonra bu mağazayı açacağınız bir alışveriş merkezine ihtiyacınız var. (Bu alışveriş merkezini internet ortamı olarak düşünün) . Bu AVM’eye girmek için bir markanız var ama buda yetmez bu AVM içinde bir mağaza kiralamanız gerekir. İşte biz bu alana hosting alanı yani barındırma alanı diyoruz. Mantığı aynı mağaza ile doğru orantılıdır. Elinizdeki ürün gamı ne kadar geniş ise o kadar geniş bir hosting alanına ihtiyacınız olacaktır. Çünkü reel anlamda her ürün internet ortamında görsel, video ve text olarak yer kaplayacaktır.

Bunu da tespit ettikten sonra sıra geldi mağazanın konseptine. Ürünleri öylesine mağazaya atamazsınız , her ürünün yeri belli olmalı kasanın yeri, müşteri hizmetlerinin yeri belli olmalı. Ayrıca her ürün sektörünün sergilenişi de farklı olur, bir kozmetik ile bir bilgisayar firmasının tasarımı aynı olamaz. Web tasarımı yapılırken buna da dikkat edilmeli. Biz buna internet ortamında web tasarım ve yazılımı diyoruz. Ben size bu anlamda güvenilir firmalardan alacağınız e-ticaret paketlerini tavsiye ederim. Çünkü e-ticaret başta da söylediğimiz gibi ne kadar basit görünse de yazılım ayağında bir o kadar ağır ve güvenlik gerektiren bir iştir. Doğru bir yazılıma sahip olmazsanız müşterilerinizin tüm bilgilerini kötü niyetli insanlara kaptırabilirsiniz ki bu da sizin epeyce başınızın ağrımasına neden olur. Bu yüzden  e-ticaret paketi alarak bu sorunu çözmüş olursunuz bu bahsettiğim e-ticaret paketleri için başlarken bir miktar para ödersiniz daha sonrasında yıllık yenileme ücreti ödersiniz. Bir çok kişi bana bu yenileme paralarının fazla olmasından yakınır, aslında işin aslı öyle değil. Ben yeri gelmişken buna da bir açıklama kazandırayım. Ortalama 2.000 USD civarında bir paket aldığınızı düşünün bu e-ticaret paketini siz sıfırdan bir yazılımcıya yazdırmaya çalışsanız hem süre hem de maliyet açısından büyük kayıplara uğrarsınız. Çünkü iyi bir yazılımcı her türlü güvenlik önlemi ve güzel bir tasarımla size en iyi ihtimalle 1 yıl içinde ortalama 30.000 USD bütçe ile geri dönecektir. Sizin daha bu işi ne kadar sürdüreceğiniz bile belli değilken böyle bir yatırıma girmeniz büyük bir zarardan başka bir şey olmaz. Bir iki sene sonra baktınız işleriniz yolunda gidiyor, bir yandan da kendi yazılımınızı yazdırabilirsiniz. Ama giriş aşamasında bunu asla tavsiye etmiyorum.

(E-Ticaret paketini alırken öncelikle referansları olmak üzere internet ortamında memnuniyet oranlarını da ve geri dönüşlerini de inceleyerek karar verin.)

Mağazanızın tasarımını da bitirdikten sonra ürünleri raflara koyma zamanı geldi. İşte burada internet ortamında iki seçeneğiniz var . Bunlardan birincisi ürünleri kendinizin girmesi. Bu ürün sayısına bağlı olmakla birlikte zaman olarak size epeyce vakit kaybettirecektir. Aynı zamanda ürün fiyatları sürekli değişiklik arz ediyorsa manuel olarak giriş yaptığınızda bazen binlerce ürünün fiyatını değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Diğer bir ürün girişi ise XML dediğimiz satacağınız ürünün toptancısı ile entegrasyon sağlayarak onların ürünlerini fiyat, özellik, görsel ve stok adedi olarak bir anda çekebilmek ve güncelleyebilmek. Aynı zamanda stokta tutmak zorunda olmayacaksınız. Çünkü stokta tutmak demek depo alanı, personel, yazılım vb. masraflar demektir. XML ile sadece sattığınız ürünü alır ve müşterinize gönderirsiniz. Bu yöntem yeni başlayanlar için hem daha kolay hem de daha kontrol edilebilir bir durum olacaktır. Bunu daha iyi anlatabilmek için şöyle bir örnek vermekte yarar var. Bilgisayar mağazanız olduğunu düşünün. Bir toptancı ile anlaşıyorsunuz siz elinizi hiç sürmeden ürünleri mağazanıza getiriyorlar, her ürünü ilgili alana yerleştiriyorlar, etiketlerini hazırlayıp ürün içeriklerini yazıp raflara yerleştirip aynı zamanda stok takibini de yapıyorlar. (Çok özel bir ürün gamına sahipseniz tabi ki yapacak başka bir şeyiniz olmayacaktır, bu işlerin hepsini sizin yapmanız lazım.)

Mağazamızı açmamız için son bir şeye daha ihtiyacımız var. Ödemeyi alacağımız bir kasaya. İşte burada şirket olmanız gerekiyor. Çünkü müşterileriniz ürünlerin garantisi için sizden fatura talep edecekler. Aynı zamanda bankalar size pos cihazı vermek için ticari bir kuruluş olmanız gerekiyor. Mağazalarda ödeme olarak nakit ve fiziki pos cihazları kullanırken siz internet ortamında tamamıyla bankalarla eft, havale ve sanal poslarla çalışmanız gerekmekte.

Mağazanız açıldı hayırlı olsun. Şimdi bunca emeğin karşılığı olarak müşterileri beklemeye başladınız. İşin buraya kadar olanları zaten parayı verdiğinizde kısa bir süre içinde olabilecek şeylerdi. Ya müşteri, sizce onu içeriye sokmak için ne kadar bütçe ayırmalısınız yada ne kadar süre.

Şimdi biraz empati yaparak müşterinizin yerine koyun kendinizi. Bazı şeyleri müşteriniz ile yüzyüze görüşebilme imkanınız olsa satış yapmanız daha kolay olurdu ama 7/24 çalışan internet ortamında böyle bir şey olamayacağına göre şimdi dününün müşteriler bir mağazadan ne bekler?

Ben kısaca maddeler halinde açıklamaları ile birlikte yazayım:

1-Marka güvenilirliği: Bir müşteri ürün ne olursa olsun tanımadığı bir yerden ürün alırken her zaman endişeli olur çünkü ürünün ayıplı olması halinde karşısında marka gücü yüksek birilerini ararki problemi çözülebilsin. Bu internet ortamında da aynıdır. Bir sitenin en az 1 yıl açık olması ve aynı hizmeti vermesi gerekmektedir.

2-Fiyat : Müşteriler her zaman en iyi ürünü en iyi fiyata almak isterler. İnternet ortamında bunu yapabilmeleri daha da kolaydır. Bir çok karşılaştırma sitesi bu hizmeti vermektedir. Bu karşılaştır siteleri ile entegre çalışmakta fayda vardır.

3-Ürün kalitesi: Satılan ürünlerin kaliteli olması o müşteriyi kazandığınız anlamına gelir. Eğer müşterinizi aldığı üründen memnun kalırsa dostlarınada tavsiye edecektir.

4-Ürün garantisi: Ürün garantisi zaten tüketici kanunlarına göre 2 yıl olmakla birlikte , ürünü sizden aldıklarını ispatlayacak garanti belgesi ve faturada ellerinde olmalıdır.

5-Ürünlere kolay erişim: Mağaza içinde dolaşırken istedikleri ürünlere kolay erişebilir olmaları müşterilerinizin hem memnuniyetini hemde daha fazla alışveriş yapmalarını sağlaycaktır.

6-İade koşulları: Müşterileriniz her zaman iade koşullarınıda bilmek ister eğer aldığı üründen memnun kalmazsa şayet iade ederken zorlanıp zorlanmayacağınıda merak eder.

7-Ürün teslimi: Müşterileriniz aldığı ürünleri zamanında ve hasarsız elinde olmasını talep eder. Sitenizde ürün teslimi ile ilgili detaylı ve doğru bilgi vermeye çalışın. Aksi taktirde müşterileriniz beklentisi ile ters düşerseniz siparişiniz yolda iptal olabilir.

Yukarıda kabaca belirttiğim unsurlarıda yerine getirirseniz. Şimdi işin son ve en masraflı alanı olan reklam pazarlama çalışmalarına başlayabilirsiniz. Reklam pazarlama çalışmaları ile kendinizi arama motorlarında ön sıralara çıkartarak daha fazla müşterinin içeriye girmesini sağlayabilirsiniz. Bu AVM’de girişte sağ tarafta mağaza kiralamaya benzer. Müşterileriniz herhangi bir ürün ararken arama motorlarında önde gelen sayfaları ziyaret ederek alışverişlerini tamamlarlar. Kolay kolay kimse 5 inci sayfada çıkan bir yerden alışveriş yapmaz.

İnternet ortamında ön sıralara çıkmanın bir çok yolu  vardır. Bunlardan en sağlıklısı SEO yapmaktır onun dışında Google Adwords’ta kullanılabilir.

Unutmayınki yapacağınız her iş müşteri memnuniyeti için olmalı. En doğal ve etkili yol kulaktan kulağa tavsiye dediğimiz yoldur bu da koşulsuz müşteri memnuniyeti sağlanabilmektedir. Kötü bir müşteri internet ortamında sosyal paylaşım ağları vasıtasıyla binlerce kişiye bir anda markanızı kötüleyebilir.

Ben dilimin döndüğünce kabaca e-ticareti anlatmaya çalıştım. Ben herkesin girişimci olmasından yanayım ama bu girişimde bulunurken lütfen birikmiş üç beş kuruşunuzuda heba etmeyin başından itibaren planlı iş yapın kanaatindeyim.

Hepinize hayırlı işler dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1597
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

  Merhaba ; Bakmayın böyle yazılar yazdığıma, bilgi okyonusunda bir balık etmem nazarımda. Paylaş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster