Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1347
 

Ebabil bir kuştur...

Ebabil bir kuştur...
 

Sabiha Hanım salatayı yağlıyor, Ahmet Balcı da eeeele bakıyor işte!


Terk etmek ve ardına bakmadan çekip gitmek…


Kolay değildir elbette! Ama bazen kartlar ortaya serilir…


“Ya herrü ya da merrü” der hayat size…


Ya “terk edip” gideceksiniz… Ya da…


ESKİDEN, ÇOK ESKİDEN…


Badem ağaçlarının tepesinden inmezdik dostlar… Ayağımızı yere basmadan bir ağaçtan diğerine ve maymunlar gibi… Balçova bayırlarının inatçı keçileriydik biz! Yazın kuruyan ama kış ve bahar aylarında azdıkça azan o derenin ve uçsuz bucaksız o yeşil çayırların dili olsa da anlatsa… Nereden bulurduk bu enerjiyi, bilmem ki?


Rahmetli babam, “Et tutmaz bu salak” derdi gıyabımda.


Uyurken bile “futbol” oynadığım, “ortalasana ulan, ortalasana” diye uykumda sayıkladığım rivayet olunurdu… Hepimiz böyle değildik tabii. Akranlarımın arasında yetmişlik ihtiyarlar gibi yürüyen “ağır, kamil” arkadaşlarımız da vardı. Her türlü oyuna “fasulyeden” katılır ve neden bilmem, bu durumu kendilerine hiç dert etmezlerdi.


ÇOK SONRALARI…


Zaman geçti, büyüdük…


Hoplayıp, zıplamaktan… Bilmem kaç kilometre tam teçhizat koşular yapmaktan “gün saymaya” vaktimiz bile olmadı askerde… Sanki o ilahi güç “Yürü yaa kulum” dememiş de.. “Koş yaaa kulum” demiş! İroni dolu asker mektupları alırdım rahmetliden… Kiloma fazla takardı ve “Hay seni komando yapanın” diye başlardı satırları! “Kürdan komando” söylemi de ona aittir!

 


DAHA SONRALARI…


1:81 Boy… 74 kilo… Hiç ama hiç değişmedi be dostlar! Hayat gailesi işte… Koştur babam koştur. Bakkala, çakkala ve de işe… Yolunuzu gözleyen sevgiliye…Koştur da koştur!


AMA ÖTE YANDAN…


Moktan bir kuşağın mensuplarıydık biz… Tek bir odada yanardı soba… O odada yemek yenir ve yine o odada ev ödevleri yapılırdı… Evin büyükleri ise fosur fosur tellendirirlerdi sigaraları… O yüzdendir aşinalığımız! İçmeden içen tiryakilerdik biz! Odanın tam orta yerinde kesif bir sigara dumanı hiç eksik olmazdı…


DİYECEĞİM O Kİ!,


Bir şekilde gömlek cebimizde taşır olduk paketleri… Vakti zamanında “nefret” ettiğimiz halde…Başta futbol olmak üzere basketbol, tenis, voleybol ve maraton…. 12 saniyede yüz metre… Hepsi ama hepsi gerilerde kaldı!


OYSA BUGÜN…


“Gelin ulan yarışalım  sizinle”  diyemiyorum kimselere…. Şantiyede beni ciddiye alan yok artık. Oysa üç beş sene öncesine kadar kimse benimle “bilek yarışına” giremezdi. Tuttuğumu devirirdim Alimallah!


YA ŞİMDİ?


Metro merdivenlerinin basamakları(Vakti zamanında üçere beşer çıkardım) dalga geçiyor benimle… Ben de asansörü bekliyorum artık! Ne keçilik kaldı dostlar, ne de daldan dala atlayan o şirin maymunluk!

Komandoymuş! Pöh!


E PEKİ DOKTOR NE DİYOR?


Şubat ayında üşüttük…  Pahalı bir antibiyotik yazdı (Ev Doktorum) Dr. Bülent Katık! Hapın tanesi 9 Euro! Yazmasa yazmaz! Yazdı yazmasına ama “Sigarayı bırakmazsan nafile be Culduz” demeyi de ihmal etmedi!


ÇOK YAŞAMAK MI DERDİN?


Yok vallahi! Öyle bir derdim yok ama bu tür “tiyatroları” yakıştıramıyorum kendime. Hastanelerin acil servis doktorları sigara tiryakilerine “moku yemiş” muamelesi yapıyorlar! Bir “hasstir” çekmedikleri kaldı ama o da yakındır!


ESKİDEN BÖYLE MİYDİ?


Böyle değildi tabii. Berlin Metrolarında, hastanelerin bekleme koridorlarında sigaralarımızı tellendirirdik! Her sokakta iki veya daha fazla sigara otomatı vardı! Şimdi hiçbiri yok! Sigara içene “yaratık” muamelesi yapılıyor artık!


TOPARLARSAK?


Ben… Birazdan… Sigarayı bırakacağım aga! Sayılı dakikalarım kaldı! Ne olursa olsun bırakacağım! Allah bin türlü belamı versin ki uzun, çok uzun yaşamak için değil! İnsanca yaşamak için! Dötü boklu tütün beni esir alamaz! Merdiven basamakları benimle ....k geçemez! Asansörlerin anasını bir pula satarım ben! Ben var ya ben… Balçova kırlarında…. Deresinde, bayırında…. “Kürdan komando” deseler de… Şu karşı sehpada duran iki paket Pall Mall önümde raks edip beni çileden çıkarsa da…Bırakacağım işte!


SÖZ MÜ; CULDUZ?


Söz efendim, hem de Culduz sözü!


“EBABİL BİR KUŞTUR!” DERLER AMA!


“Sözünden dönen ....t’tur!” efendim!

Milliyet Blog Sitesinden...

Var mı benimle gelen?

Berlin 11 MAYIS 2014

SAAT; 01,34

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keyifle okudum. Ellerinize sağlık. Ben tam ve sağlam bir sigara tiryakisi adayı iken, cebimde Bafra sigarasıyla Tarsuslu Elekçi Ali Dündar Beyefendiye yakalandım. Onun telkinine uydum. Sigarayı kırıp trenin penceresinden aşağı attım. Öyle yaparak bir şeyler kazandım elbet ama eminim ki kaçırdıklarım da var. Sizin iç seslerinizi dış dünyanın gerçekleri ile yüzleştirip vermiş olduğunuz kararı kutluyorum. Sözünüzü tutmuş olsanız da, tutmamış olsanız da kutluyorum. Farkında olalım ya da olmayalım her okuduğumuzdan bir şeyler kalıyor bizlerde, bu yazıdan da bende kalanlar olacak. İyi yazmalar kıymetli yazar dostum.

Şahbettin Uluat 
 12.07.2014 12:39
Cevap :
Yazılan yorumların "yanıtlanmaması" pek hoş karşılanmaz bu sitede. Size gelen yorumları yanıtlamaya bakın lütfen. Yorumunuz için teşekkürler. Hoşunuza gitmeyen yorumları yayınlamamak hakkınız baki tabii. Saygılar.  20.07.2014 17:20
 

Sıkılmadan hayat hikayenizi dinlettin bize...)) Yazar buna derim işte... Su gibi aktı, duruluğunda da bir söz aldı bizden... söz verdim...Bakalım bu meretten kurtulabilecek miyim?...bakı selam efendim...

Metin TOPÇU 
 06.06.2014 12:14
 

Sevgili Ümit Bey; yazınızı yeni okudum ve inanın emekli bir hemşire olarak çok mutlu oldum tabii ki sizin adınıza. Attığınız adım her ne kadar zor olsa da bir o kadar güçlü ve kendinize verdiğiniz çok güzel bir ödül. Karar aşamasını geçmişsiniz bundan sonrasının daha kolay olmasını dilerim. İlaveten bol su içmenizi öneririm çünkü birikenleri atmanın, temizlik yapmanın en güzel yolu su içmek ve yürümek, koşmak değil.Gün geçtikçe daha iyi nefesler aldıkça ne kadar iyi bir şey yaptığınızı görecek ve kendinizle gurur duyacaksınız çünkü bunu hak ediyorsunuz. Daima sağlık ve sevgiyle İstanbul'dan selamlar.

Gülsüm Tiknaz 
 19.05.2014 11:49
 

Kahve derken, Türk kahvesi mi filtre ya da granül kahve mi eskiden 3-4 fincan içip de şimdilerde içemediğiniz? Sahi kaç gün oldu, hala sayıyor musunuz?

Nilgün Akad 
 16.05.2014 22:30
Cevap :
Türk kahvesi değil efendim. Filtre kahve de değil. Burada İtalyan kahvesi diyoruz.Bir diğer adı da "Makina kahvesi"... Son İstanbul'a gelişimde "Moda"da içmiştim Türkiye'de de var yani. Gün sayma meselesine gelince... 144 saat dolmak üzere:))) 6. gün bitti işte. Ben askerde bile gün saymadım ama sigara saydırıyor:)) Başlarda zorlandım ama şimdi kendime güven geldi. Sanırım olacak bu iş. İştah arttı biraz. Hepsinden önemlisi "alkol" çok ama çok azaldı. Eskiden oduğu gibi 6, 7 bira gitmiyor artık. 1 Paydos birası yetip de artıyor. Akşam yemeği uygunsa bir bardak şarap o kadar. Böyle işte efendim:) Bunca yılın kedisiyiz, ilk defa bir fare tuttuk sizin anlayacağınız. Selamlar, sevgiler:)  16.05.2014 23:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4629
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1564
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster