Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
169
 

Ebeveynler bunu sakın yapmayın...

Ebeveynler bunu sakın yapmayın...
 

Her birey kendi yükünü taşımayı öğrenmeli.


Bir gün Almanya Münih’te okuldan çıkmış, kaldığım otele gitmek üzere otobüse binmiştim. Otobüs tenhaydı, çevreyi rahatça seyredebilmek için daha yüksek olan arka sıradaki koltuklardan birine geçip oturdum.
 
Hemen çaprazımdaki koltukta gazete okuyan bir baba ve yanında 2-3 yaşlarında sırt çantalı bir çocuk vardı.
 
Tam çevreyi seyrederken dikkatimi dağıtan bir sesle irkildim. Çaprazımdaki çocuk sırt çantasını pat diye kucağından otobüsün ortasına düşürüvermişti. Ani bir refleksle çocuğun çantasına doğru elimi uzattım, amacım onu alıp zahmetsizce hemen çocuğa geri vermekti.
Sonra birden aklıma “yanında babası var, nasıl olsa o da alır ve oğluna verir” düşüncesi geldi ve kendimi geri çektim.
 
Adam gazetesinin sayfasını çevirirken göz ucuyla yere düşen çantayı gördü, sonra dönüp yanındaki oğluna kısa bir bakış attı ve okumaya devam etti.
 
Aklıma hemen çocuklarım ilkokuldayken okul çıkışına gittiğimde benim yaptığım “fedakârlıklar” geldi birden. Sırt çantalarının onlar için ağır olduğunu düşündüğümden hemen alırdım onların sırtından ve kendim taşımayı yeğlerdim.
 
Adamda ise en ufak bir hareket yoktu. İçimden “ne duyarsız, ne düşüncesiz anne ve babalar var” diye geçirdim. Kalkıp adama söylenmek geçti içimden. Ama İngilizce vereceğim bu tepkiyi anlayıp anlamayacağından ve adamın da ne tepki vereceğinden emin olamadığım için vazgeçtim.
 
Otobüsün koltuğu, çocuğun ayağının doğrudan yere değemeyeceği kadar yüksekti. Önce bunu deneyen çocuk ayağı yere basmayınca koltukta ters döndü ve yavaş yavaş ellerini bırakarak ayağını yere değinceye kadar kendini salmaya devam etti. Her iki ayağı tamamen yere basınca ellerini koltuktan çekti, dengesini sağlayarak güç bela yerdeki çantayı aldı, bir iki yuvarlanmanın ardından, koltuğa koymayı başardı.
 
Ardından çocuk, koltuktan indiği pozisyonda kendini yukarı çekmeye başladı. Üst tarafını koltuğun üstüne çıkarınca önce bir ayağını koltuğun üzerine çıkarttı sonra da diğerini ve oflaya puflaya yerine oturdu. Çocuk bunları yaparken adam göz ucuyla oğlunu takip etti ama gene de gazetesini okumaya devam etti.
 
Bir durak sonra ben indim ama hala bu olay gözümün önünden gitmiyordu. Bir eğitimci olmama rağmen çocuklarıma aşırı korumacı davranan ben mi daha doğru tavır sergiliyordum yoksa Alman mı? Tüm gece bu sorunun cevabını düşündüm durdum. Sonunda şu dersleri çıkardım:
 
Benim çocuğum, kendinin yükü biraz fazla geldiğinde hemen onu üzerinden alıverecek birine ihtiyaç duyacaktı hayatı boyunca.
 
Kendi problemini kendisi çözemediği için bu becerisi gelişmeyecek, sürekli başkalarının çözümlerine bel bağlayacaktı.
 
Problemini kendi çözmeyeceği için problemi çözmek için gereken bilgiyi de öğrenmesine gerek yoktu. Hayatı tanımak, keşfetmek yerine; hayatı boyunca ona hayatı kendi gözüyle anlatan (anne-baba ve öğretmenleri) olacaktı yanında.
 
Alman çocuk ise kendi yol açtığı sorunu kimsenin yardımı olmadan çözdüğü için, kasları güçlenecek, becerileri güçlenecek, özgüveni artacak ve daha büyük sorunlarla başa çıkmak için form tutacaktı.
 
Babasının çözümüne ihtiyaç duymayan alman çocuk, kendini sürekli olarak geliştirecek, babasını geçecek ve 15-20 yıl sonra Almanya’nın gelişimine katkı sağlayacak; benim çocuğum ise devlet kapısında işe girmek için babadan bir torpil bekleyecekti.
 
Ve ben onca çabamla, dünyanın en pahalı ve itinayla yetiştirilen ilgisiz, bilgisiz ve gereksiz neslini yetiştiriyor olacaktım istemeden…
 
Bu nedenle 2010 dan bu yana onların çantalarını taşımak yerine, çözmekte zorlandıkları problemlerinin çözümüne rehberlik etmeye çalışıyorum sadece…
 
Hala ergen çocuklarının odasını toplayan, ödevini yapan, çantasını taşıyan, yediği önünde yemediği arkasında 7 yıldız açık büfe hizmet sunan ebeveynler; bu sözüm size…
 
YAPMAYIN… 
Selda Çakmak, Nur Eşmeli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1723
Kayıt tarihi
: 29.04.12
 
 

Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldum.  Ardından Ankara Üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster