Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

05 Kasım '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
52
 

Ecevit Esintisi

Ecevit Esintisi
 

Bu Ülkeden Bir Karaoğlan Geldi, Geçti.


Ecevit Taşlanmıştı.
Bu Taşlı Saldırının Demirel'in Verdiği Demokrasi Mücadelesi Uğruna Yapıldığını Vurgulamıştı.
 
Ne Ecevit ne Demirel, bir zaman varlardı. Günümüzde yoklar. Siyasette iki rakiptiler, hayat vadeleri doldu. Ecelleri geldi, dünyadan ayrıldılar. Ahiret yurduna göçtüler...
Dünkü ünlü siyasetçiler sadece siyaset arenasından değil, yaşamdan da çekildiler. 
 
Süleyman Demirel, kırsalda yaşayan köylülerin babasıydı.Hiç ölmez sanılırdı. Her fani olan gibi sırası geldi, zamanı geçti. (Her nefis ölümü tadacaktır. Ali imran suresi 185. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir. 186. ayet.) Yaşarken akıla getirmediğimiz ölüm; sıra kime gelirse, ayırımsız aramızdan alıveriyor.
 
70'li yıllarda serinletici bir Ecevit Esintisi vardı. Bir 'Karaoğlan' lakaplı bulundu bu ülkede, günümüzde 'bir zamanlar' diye anlatılır oldu. 
 
Bugün eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in vefat yıldönümü. Kendisine rahmet dileyerek, bende bir zamanlara döneyim, geçmişten bir hatırayla Bülent Ecevit'i yad edeyim. 
 
1973 yılının Eylül ayı sonlarında genel seçimler yapılıyor. Adalet Partisi’nin başında Süleyman Demirel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında İsmet İnönü’yü genel başkanlık seçimlerinde genel başkanlıktan indiren Bülent Ecevit var. Seçimin kaderini bu iki parti belirleyecek. Seçimlere iddialı giren Alpaslan Türkeş’in MHP’si ile Milli Selamet Partisi’nin genel Başkanı Necmettin Erbakan birkaç milletvekili ile sınırlı kaldılar. 
 
Bu seçimde Cumhuriyet Halk Partisi fazla milletvekili çıkardı ve sonuçta CHP ile MSP, yani Ecevit ile Erbakan koalisyon hükümeti kurdu.
 
Bu seçimlerin öncesi siyasetin Isparta ayağında ilginç bir gün yaşandı. Bülent Ecevit Isparta’ya, düzenlenen mitinge konuşmak için geliyor. Ispartalı, siyasetçi olarak İslam köylü Süleyman Demirel'den başkasını tanımıyor. 
 
Ben o günlerde daha amatörüm. İlimizin ilk yerel basını Isparta Gazetesi’nde minik hikâyelerim yayınlanıyor. Bu yüzden ara sıra gazeteye uğramalarım oluyor. 
O gün de tesadüfen gazeteye uğramışım. Ecevit’in Isparta’ya geleceğini de duymuşluğum var ya. Evime dönerken şöyle bir yakından Ecevit’i göreyim istedim. İlk kez bir lideri yakından görmüş olacağım, bunun heyecanı bütün vücudumu kaplamış durumda. Hükumet alanına gittim. Daha 20'li yaşlara kadem basmamış, ergenlik çağının bağrında bir kızcağızım. 
 
Hükumet alanı insan kaynıyor. Toplama partililerin yanı sıra, meraklı halkta meydana inmiş. Etrafım etten duvar, yerimden kıpırdayamıyorum. Ne yana baksam insan dolu ve ben bu kalabalıktan ürküyorum. “Neden geldim ki,” diyerek kendi kendime kızıyorum. 
 
O sırada Isparta Gazetesi’nin tek gazetecisi ve Isparta'nın en popüler ismi, Bayram İleri beni fark ediyor. Gazeteye uğrayışlarımdan tanıdığından kalabalığın arasından beni önlere çekiyor. Bayram İleri o günlerde aynı zaman da hem Milliyet, hem Hürriyet Gazetesi’nin Akdeniz bölgesi temsilciliğini yapıyor. Hem TRT Isparta muhabirliği, hem de Cumhuriyet Gazetesi'nin, Akşam Gazetesi'nin ve Tercüman Gazetesi'nin atik ve güvenilir temsilcisi. Bayram İleri ayrıca Ege Bölgesinde yayınlanan gazetelere de haber geçiyor. Yani o günlerde Türkiye genelinde ne kadar basım yayın varsa hepsininde Isparta temsilciliğini gazeteci Bayram İleri yapıyor. 
 
Sonraki dönemlerde benim de ustam olan Bayram İleri Bülent Ecevit'i izlemeye gelen ulusal basın temsilcilerine de ev sahipliği yapıyor. O gün için yanında Hürriyet Gazetesi’nin Ankara kadrosunda görevli Oktay Ekşi bulunuyordu. (Gazeteci Oktay Ekşi, sonradan Hürriyet Gazetesi'nin başyazarlığını yaptı. Basın Konseyi başkanlığında bulundu ve CHP'den milletvekili seçilmişti.) 
Oktay Ekşi o gün için Hürriyet'in Ankara bürosu temsilcisi olarak, Bülent Ecevit’in Isparta mitingi için görevlendirilmiş. Ben kendisi kimdir henüz tanımıyordum. 
 
Oktay Ekşi beni yakınında görünce; Bayram İleri’nin kızı sanıyor ve “kalabalık ortam da kızının ne işi var” diyor. Bayram İleri'de beni Isparta Gazetesi’nin genç yazarı” diye tanıtıyor. Utanmış olarak başımı öne eğiyorum. Tanışma sırasında ne yapılması gerektiğini falan o günlerde bilmiyorum ki. 
Oktay Ekşi "Kızım sen gazeteye dön, burası sana göre yer değil" diyor. O esnada Ecevit seçim otobüsünün üzerinde kürsüye çıktı, mikrofonu eline aldı. Ispartalılara hitap etmeye başladı. Daha ilk kelâmında kalabalıktan bir alkış koptu, Ecevit'in ne dediği anlaşılmaz oldu. 
O günlerde de Türkiye yine zor günlerden geçiyordu. Ekonomi kötüydü, düzelme umudu Ecevit'te görülüyordu. Bu sebeple Ecevit daha "Sayın Ispartalılar" der demez. İzleyici ikinci lafı duymadan coşuyordu. Alkış, ıslık hadsiz derecede meydanda yankılanıyordu. O esnada Gazeteci Bayram İleri fotoğraf çekiyor, Oktay Ekşi de not alıyordu. Aralarında görev bölümü yapmışlar. Ben de yanlarında çömezim, dahası ne yapacağımı bilmez, şaşkın hallerdeyim. Bir ona, bir buna bakınıp duruyorum.
 
Ecevit kürsüde, kalabalığın coşkusunu görünce kaleyi fethetmiş komutan edasıyla konuşmaya başlıyor. Ispartalılar sakince konuşulanı dinlemekteler. 
Tam bu arada Ecevit’in üzerine yağmur gibi taş yağmaya başlıyor. Bir anda panikledik. Ortalık ana baba gününe döndü. İzleyiciler arasında taştan nasiplenenlerden yaralananlar oldu. Büyük bir izdiham çıkmıştı. Ortalıkta kim kimdir belli değildi. Erkekler küfrediyor, kadınlar çığlık çığlığa bulundukları yerden kaçmaya çalışıyorlardı. Ecevit bir anda kürsüden yok olmuştu. Otobüsün içinde bu saldırının Demirel'in verdiği demokrasi mücadelesine karşı yapılmış olduğunu söylüyordu. Seçim otobüsü kalabalığın arasından hızla uzaklaştırıldı. İnsanlar birbirini ezme noktasına gelmişti ki, polis ve asker takviyesiyle müdahale edilerek yatıştırıldılar.
 
Ben o sıra öleceğimi falan düşünmüyorum da, yaralanmış olarak eve dönersem anneme ne cevap vereceğimi sorguluyorum. Beş dakika içinde hükumet meydanına jandarma ve askeri birlik geldi. Oktay Ekşi bir kolumdan, Bayram ileri öteki kolumdan tutup hızla beni, hemen önümüze duran askeri araca iteklediler. Ekşi de yanıma oturdu. Aceleyle meydanlıktan ayrıldık. Bayram İleri olay yerinde kaldı. 
 
Askeri araçtan kaçarcasına inerek Isparta’yı terk edeceğini söyleyen Oktay Ekşi’ye "Siz işin içinden sıyrıldınız, Bayram İleri’ye ne olacak?" değivermişim. Kendisi bana: "Merak etme, o ne yapacağını bilir. Görev her şartta yapılmalı. Benim işim burada bitti. Ecevit'le beraber Burdur'a geçeceğim" dedi. Söylediklerinden ikna olmadım. Omuzlarımı silkerek kendisine küsmüş gibi bir tavır attım. Başımı okşayıp askeri araçtan ayrıldı. Başka bir araçla Burdur mitingine doğru yola koyuldu. 
 
Bülent Ecevit'i Isparta'dan ayrılmadan öncesi o gün kısa bir süreliğine görmüştüm. Lakin sonraki yıllarda defalarca yakından görüşmem oldu. En son karşılaşmam 2004 yılında yine bir Isparta ziyaretine geldiğinde olmuştu. DSP genel Başkanı olarak partisinin il başkanlığına gelmişti. Başında yine kasketi ve yanında hayat arkadaşı Rahşan Hanım vardı. Ancak bu defa ki gelişinde hastaydı ve ayakta durmakta zorluk çekiyordu. Sadece hatırını soracak bir kaç cümle etmiştim. Ondan sonrasında hiç görmem ve görüşmem olmadı.2006 yılının 5 kasım günü vefat haberini öğrendik. Üzüldük, karaoğlan'ın ardından dualar ettik. 
 
Meslek hayatım süresince değerli büyüğüm Oktay Ekşi ile de o günden sonraki yıllarda kendisiyle yakın görüşmelerimiz çok fazla oldu ve bu görüşmelerimizde Oktay Ekşi beni meslektaşı olarak değerlendirerek, pek çok defa kendi imzasıyla beni onurlandırıcı sözler döşenmiş mektuplar gönderdi. İmzalı kitabını hediye etti.
 
10'lu yaşlarımın sonlarına doğru ürkek bir genç kız olarak ilk seçim mitingini görmemden bu yana, yıllar içinde gazeteci olarak, pek çok seçimleri yakından izledim. Süleyman Demirel’le, Necmettin Erbakan’la, Alpaslan Türkeş’le, Turgut Özal ile yakın görüşmeler, röportajlar yaptım. Demirel’le aynı sofrada yemek yerken kahkaha ile güldüğüne, Turgut Özal’ın Isparta mitingi sonrası sinirinin tavana vurduğuna, Necmettin Erbakan'ın "kadayıfın altı kızardı" sözüne yakından tanık oldum. 
 
Eski seçimlerin capcanlı hallerinden, çok değişik seçim yöntemleri öğrendim. İyiler de, kötüler de er meydanlarından geldi geçti. Ispartalı her seferinde seçimleri hep çok güzel ve coşkulu yaşadı. Son birkaç dönem Isparta’da seçim şekilleri değişti. Ne eski fanatik partililer kaldı, ne de eski hümanist partiler. 
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com
  
Muhsin DURUCAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 74
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster