Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
10073
 

Edebiyat Öğretmeni nasıl olmalı?

Edebiyat Öğretmeni nasıl olmalı?
 

Resim,edebiyatagaci.blogcu.com.dan alıntıdır


Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ederken arkadaşım, edebiyat öğretmeninin bir derinliği olması gerektiğini, bu derinliği göremediğinde endişe duyduğunu söyledi. Haklıydı. Mesleğe başladığım ilk yıldan beri çoğu edebiyat öğretmeni gibi ben de bu konuyu düşünmüşümdür. Bir edebiyat öğretmeni neleri bilmelidir, nelere hâkim olmalıdır, bilgisini ne kadar ve nasıl aktarmalıdır, diye. Arkadaşımın bu tespiti bu yazının yazılmasının kıvılcımı oldu.

Esasen daha evvel “Edebiyat Ne İşe Yarar?” adlı yazımda ve “Sanatçı Topluma Örnekse…” diye başlayan yazımda edebiyat ve sanat/sanatçı hakkında bazı görüşlerimi belirtmiştim. Dileyenler bakabilirler. Fakat şimdi başlığımız yalnızca bir sanat ve teorisini düşünecek olursak bir bilim dalı olarak edebiyat değil. Baskın bir anahtar kelimemiz daha var: Öğretmenlik.

Bu iki yazımda geçen alt yapının üzerine bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeninin yeterli ve gerekli şartlarını gelin sıralayalım:

- Elbette en başta alanını sevmek ve neden sevdiğini bilmek. Bu şartın ikinci bölümü, birinci bölümü kadar önemli kanımca

- Dilini iyi, doğru ve güzel kullanmak ve bunun için de dilinin tarihi hakkında bilgi sahibi olmak

- Edebiyatı öğrencilerine bir alan olarak sevdirmeyi başarabilmek, sonra akademik bilgiyi desteklemek

- Edebiyatını incelediği/ anlattığı /sevdirmeye çalıştığı kültürün siyasi, sosyal, kültürel hatta ekonomik ve teknolojik gelişmelerini -bazılarını ayrıntılarıyla olmasa da- bilmek.

- Dünyaya hâkim olmuş kültürler hakkında bilgi sahibi olmak bu anlamda ve her konuda okumaya, araştırmaya meraklı olmak

- Dünyayı etkileyen felsefi, fikri, sanatsal akımları ve bunların edebiyata/kültüre etkisini bilmek

- Ezberci olmak yerine –ansiklopediler ne güne duruyor-, adı geçen eserleri gücü yettiğince okumak ve yorumlayabilmek

- Bu saydıklarımız ışığında sıradan bir okurdan farklı olacak şekilde bir okur olabilmek, eser eleştirisi yapabilmek

- Örnek olabilmek için eli kalem tutar olmak, iyi bir hatip olmak

- Şiirleri/metinleri doğru ve güzel seslendirebilmek

- Okulunda okuma/yazma zevkini geliştirecek etkinlikler düzenlemek

- Öğrencilerine planlı düşünmeyi, planlı okumayı ve planlı yazmayı öğretebilmek ve bunu yaparken felsefe grubu dersleriyle konuyu birleştirip öğrencinin merakını çekebilmek

- Yazının emek ve kültür işi olduğunu saygı duyulması gerektiği düşünce ve hissini öğrenciye verebilmek

-Öğrenciye bilgi aktarırken seviyeye uygun aktarabilmek, onu boğmamak

-Bir edebi metni incelerken o metnin içindeki göndermeler hakkında, metnin alt yapısını oluşturan tarihi, siyasi vs. zemin hakkında öğrenciye- onun merakını uyandıracak kadar- bilgi verebilmek, böylece tarihin, dilin, dinin, kültürün bütünlüğü, birbirlerini besleyen disiplinler olduğu fikrini öğrencide uyandırabilmek

Ama illa ki en başta dersi sınıfın ruhuna uygun bir formda, öğrenciyi sıkmadan günümüze de taşıyarak, birinci amacı estetik zevke sahip, kültüre, edebiyata hor bakmayan mümkün mertebe bunları seven öğrenciler yetiştirmek olacak şekilde ders işlemeli bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni.

Belki bazıları “E hani, milli, dini değerlerimiz Hoca’m?” diyecektir. “Edebiyat bunları da sağlamaz mı?” Bunu bu şekilde bana sorma ihtimali olan okurlar sormuş olsun, bendeniz zaten yukarıdaki maddeler içine “yardımcı düşünceler” olarak onları yerleştirdim.

Yazımı, Türk Dili ve Edebiyatı dersinin “edebiyat yapmak” olmadığını, edebiyatın “mef û lü me fâ i lü” den ibaret olmadığını, zaten o aruz vezninin de sanıldığı gibi boş bir şey olmadığını Batı şiirinde de benzer vezin anlayışlarının olduğunu, her sanat dalında olduğu gibi klasiğin öğrenilmeden moderne ve soyuta geçilemeyeceği bilgisini muhataplarına hatırlatmadan ve LYS öğrencisi gibi eser/yazar ezberlemekle gerçek bir edebiyat öğretmeni olunmadığını, piyasadaki şair/yazar geçinenleri gerçeklerinden ayırabilmeninse bu konuda daha sağlam bir ölçüt  olduğu uyarısını yapmadan bitirmek istemem.

Şimdi düşünmek gerek bütün bunları ne kadar yapıyoruz biz edebiyat öğretmenleri? Birçok okul ve öğretmen değiştirmiş olan ben kendi öğrencilik hayatıma baktığımda onca öğretmen içinden bir tanesi geliyor aklıma: Lise son sınıftaki edebiyat öğretmenim merhum Fuat Haznedar. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ilk tercihlerimden değildi ve bu bölümden sadece bir tane tercih işaretlemiştim, ona olan sevgim ve saygımdan. Demek bana ulaşan bir öğretmen olmuş. Ne mutlu bana ki bendenizin de naçizane böyle öğrencileri mevcut. Fakat elbette iyiliğin, güzelliğin, başarının sonu yok. Elbette herkes ve her şey kusurlu, herkes ve her şey eksik.

Amacım, bu yazıyla özellikle genç meslektaşlarıma bir pencere açabilmek, bazı şeyleri hatırlatabilmek, çalışma ortamlarımızdaki onca kötü koşula rağmen onlara şevk verebilmek. O öğretmen arkadaşımın da dediği gibi, edebiyat öğretmeni "derin" olmalıdır. Zira edebiyat alanının yükü ağırdır. Ama o sebeple de başarısı, zaferi büyük değil mi? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne tuhaf, siz böyle yazarken ben de bir yazımda edebiyatın gerekli olmadığını ve eğitimden çıkarılması gerektiğini anlatan bir yazı yazmıştım.Aslında o yazı üzerinde bir tartışma başlatılsa...

Kerim Korkut 
 27.08.2014 22:41
Cevap :
Ben de size onunla ilgili yorumlar yazmıştım bir vakit ve siz başka yazılarıma da aynı konuyla ilgili yorumlar yazmıştınız.   28.08.2014 10:54
 

"Öğretmen" olsun da gerisi kolay aslında :)))...bilirsiniz ''iyi öğretmen iyi ders verir daha da iyisi feyz verir''...selamlar...

nedim üstün 
 17.07.2014 18:51
Cevap :
İste ben de "merak" ve "ilgi" gibi kelimelerle "feyz" den bahsetmek istedim. Sag olun. Selamlar...  20.07.2014 13:04
 

sanirim olu ozanlar dernegi filmini izlemissinizdir, edebiyat ogretmeni orada bence!

Newyorker 
 10.07.2014 5:23
Cevap :
Elbette izledim. Zamanında bir fenomendi. Ancak gerçekle karşılaştırdığımızda o biraz afaki kalıyor maalesef. Keşke hayat filmlerdeki gibi olabilse...  10.07.2014 14:54
 

Edebiyat benim için bir aşk, yaşamımı motive eden bir terapi. İtiraf etmeliyim ki ulvî mesleğinizi ve dahi “mektepli” oluşunuzu kıskanıyorum:) “Mühendisten her şey olur.”un ötesinde bir duygu bu! Çok sevdiğim edebiyatçı bir arkadaşım vardı MB’de: Rânâ İslâm Değirmenci. Yazmıyor şimdilerde; ama büyük kazançtı o da. Sizin de özellikle genç arkadaşlarımız için mükemmel bir kaynak olduğunuza inanıyorum. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 09.07.2014 20:10
Cevap :
Ata Bey, aslında iyi edebiyatçılar matematik zekâya sahiplerden çıkar. Matematik zekâsı yüksek olan herkes edebiyatçı değildir elbette. Ama ikisi de olursa iyisi olur, diye bir görüş vardır ki ben de buna katılırım. Zira dil de matematik de soyut zekâ ister. Bahsettiğiniz ismin yazılarına bakacağım muhakkak. Takdiriniz için teşekkürler. Unvanı hak etmek lazım, uğraşıyorum. Selamlar, sevgiler...  09.07.2014 23:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 667
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 905
Kayıt tarihi
: 06.07.12
 
 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamış bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster