Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
769
 

Edebiyatı Küçümsemek

Edebiyatı Küçümsemek
 

"Bir Blog Yazarı Yazdıklarıyla Neler Yapabilir" başlıklı bloğu okuduğumda, yorum yazmak lüzumunu hissettim. Aslında her satırı yorumlanacak bir yazı olmasına rağmen ben, " Tarihi kitaplar değiştirdi. O kitapların hiç biri de roman, öykü, şiir değildir. Din, siyaset, ahlak, hukuk üzerine kitaplardır" cümlesine takıldım. Burada edebiyatı küçümseyen bir tavır var gibi geldi. Yorumumda, bu cümleyi yanlış anlayıp anlamadığımı ve bir arkadaşın yorumuna verdiği yanıttan rahatsızlık duyduğumu belirttim.

Aldığım yanıt: " İkisini de doğru anlamışsınız. 50'sinden sonra aşk yazısı yazmayı da kurmacayı da küçümserim."

"50'sinden sonra aşk yazıları yazmaya" belki bir başka blogda değinirim. Benim asıl meselem edebiyat. Sayın Ülkü'nün hem edebiyatı küçümseyip hem de ondan örnekler vermesi çok çelişkili. Varlık dergisi okuyan, Vedat Günyol'u tanıyan bir kişinin böyle bir blog yazdığına inanmak çok zor... (Bu arada, benim de ilk öyküm Varlık dergisinde yayınlanmıştı. Bunu, eğer sayın Ülkü bu yazımı okursa ne demek istediğimi anlar diye yazdım.)

Edebiyatı küçümsemeye gelince, bu hiç kimsenin haddi değildir! Olamaz da.

Sevmeyebilirsiniz... Romandan, şiirden hoşlanmayabilirsiniz...Kendi tercihinizdir, saygı duyarım. Anlarım.

Ama küçümseyen bir zihniyeti anlamam mümkün değil!

Ve "kurmaca" diye yazıp aşağılayarak edebiyatın ve edebiyatseverlerin küçük görülmesine sessiz kalamam.

Edebiyat için insan ruhunun kurtuluşudur denir. Bu bağlamda, onun büyülü dünyasından pay alamamış olmanın acısıyla yazanlar, MB'da insanları incitmekten sanırım bir tür zevk almaktalar. Öyle ki, evvelce isim vermeden yapılan eleştiriler artık açıkça isim verilerek yapılıyor ve yazılarının ne kadar boş olduğu yazılıyor. Onların yaşamı ciddiye almadıkları; onları okuyanlarında,"lay lay lom cemiyeti" ya da "24 saat parti insanı" olduğu söyleniliyor!

Bence artık bu kadarı da fazla!

Burada kimse kimseye ne yazacağını, kimi okuyacağını söyleme hakkına sahip değil.

Yoksa, ben mi yanlış düşünüyorum?

Bize yaşama sevinci vererek sarıp sarmalayan, ruhumuzu estetize ederek insan olmanın inceliklerini yaşatan edebiyattan uzak kalmak, insanları böyle acımasız ve anlamsız eleştirilere yöneltiyor demek...

Edebiyatın, hayatımıza kattığı anlamın farkında olmayanlar için sadece üzülüyorum!

Onlar için yapılabilecek hiç bir şey yok...

Not: Bloğumu, hakkında söyleyecek sözü olanlar için yoruma kapatmadım. Ama polemik yaratmamak adına yorumlara yanıt vermek istemediğimi belirtmek istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mb'da olanları bazen hiç anlamıyorum...Yazmak için o kadar çok nedenim var ki...yazmak benim için; ilacım, suyum, ekmeğim, aşım, şarabım, şarabi havamm, mavi ateşim ...Bu sevdaya düşenler bilir ...Yananlar bilir Türkçesi, "Edebiyatı küçümsemek " sözü bile çok itici...V aşkı yaşla sorgulama cüretini kim gösterir? ...Aşk şaraptır zaman geçtikçe daha da kıymetli bence ...Eleştiri bilgi, bilinç gerektirir ...Öğreneceklerdir ...Okusunlar ...Yüreğinize sağlık ...Sevgi ve saygılarımla ....

Nil ALAZ 
 03.09.2011 22:38
Cevap :
Ben de anlamıyorum sevgili Nil. Ve uzak duruyorum bu tür bloglardan. Ama bu kez kendimi hakarete uğramış hissettim. "Susmak" en güzel yanıt olsa da bazen konuşmak gerekiyor...Teşekkürle, sevgiyle.  04.09.2011 18:27
 

Yazınızı okuyacaktım, uygun bir zamana bırakırken hepten bırakmışım; iyi ki sevgili Ayşen (Kura) anımsattı da okudum. Bir şeyler söylemeyi zul sayarım, sadece değil dünyadaki, kendi yazarlarımızdan, şairlerimizden aklıma geliveren bir kaçının adını sıralamak istiyorum ki yazmakla biter mi; yalan mıydılar? Nurullah Ataç Sait Faik Abasıyanık Vedat Türkali Orhan Veli Cahit Sıtkı tarancı Bedri rahmi Eyüboğlu Yaşar Kemal Kemal Tahir Özdemir Asaf Reşat Nuri Güntekin Yakup Kadri Karaosmanoğlu Atilla İlhan Sevgiler, siyaseti anlatırken bile; insana dokunan o güzel aşklardan yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 18.08.2011 13:58
 

Sonra da Reha Ülkü Bey'i kutluyorum efendim. Tartışma budur ve böyle yapılır. Konu güzel yerden yakalanmış. Ama ne var ki bu yazınızın "yayından kaldırma konusunu" pek anlayamadım doğrusu. Reha Bey ortaya bir fikir atmış, siz de fikrinizi söylemişsiniz. "Hakaret", sadece "kaba sözcüklerle" yapılmaz! "Haddini aşan talepler de" hakaret sayılabilir. "Bu ne cüret"; anlayabilmiş değilim. Şu kıraç topraklarda, kırk yılda bir gerçekleşen "çiçeklenmeye" bile tahammülümüz yok! Ne kadar hazin değil mi? Saygılarımla.

Ümit Culduz  
 15.08.2011 23:25
 

Bakmıştım da, o yazı, baştan sona okunduğunda, bir anafikre varılamayan, yazanında anlatım güçlüğü olduğunu hissettiğim, mantık bağlantıları kopuk bir cümle çorbası gibiydi. Aralara sokuşturulan yergiler ve karalamalar, nedense yazının en anlaşılır cümleleriydi. Siz de rahatsız olmuş ve 'her satırına katıldığım' bir e-günce yayınlamışsınız.Sizin haklılığınıza yürekten inanan, sizi destekleyen e-günce yazarları var. Hiçbiri olmasaydı da, edebiyatın, yazının ilk örneklerinden bu yana olan yüzlerce yıllık tarihi, sizi haklı çıkarırdı zaten. E-günce mantığına bakarak, dilediğini yazmakta özgürdü, yazısını anlayabilip beğenmeyenler, yorumlarıyla bunu belirtmekle yetinebilir, sizin gibi e-günce de yazabilirlerdi, hatta ona katılanlar bile olabilirdi; yeter ki isim vererek saldırmasaydı, incelikli eleştiri yapamıyorsa, yapmasaydı! "Züccaciye dükkanına girmiş fil" gibi de yazılmaz ki! Şu anda yazıyı yayından çekmesi gerekenin siz değil, O olması gerektiğini düşünüyorum. Selam ve saygıyla!...

Tuğba Şardan 
 14.08.2011 23:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2062
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster