Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1141
 

Edebiyatta simgecilik (sembolizm)

Edebiyatta simgecilik (sembolizm)
 

Edebiyat Masası


Simgeciler, sözcüklerin müziği ve simgelerin akıcılığı ile düş kapılarını açtılar. Simgeciliğin öncüsü olarak Baudelaire'i kabul edebiliriz. Baudelaire' den büyülenerek simgeciliğin doğuşunu hazırlayanlar Verlaine, Rimbaud, Mallarmé 'dir. Verlaine ile düşler aleminden süzülen gizli bir fısıltıyı dinliyor, Rimbaud ile bilinç altında geçen cehennemsi mevsimleri yaşıyor, Mallermé ile sözcüklerin sırrına eriyoruz. Dış gerçekten uzak olduğu kadar da alışık olduğumuz düşünce ve duygu dünyasından uzak bir şiir yaratan bu üç şair, her biri kendine özgü karakterlerle simgeciliği ve onu izleyen akımları hazırlamışlardır.

Simgecilik, "Evrenin, görüntülerin ötesinde bir anlamının olduğundan, evrende her şeyin duyarlı olduğunu bilen şairin bu görüntüleri aşmak, gerçeğe ulaşmak isteme" sinden yola çıkar. "Evrende bir birlik, bir uyum vardır. Özellikle maddesel evrenle ruhsal evren arasındaki uyum derindir. İnsanla evren arasındaki her şey benzeşim, uyum içindedir. İnsan simgeleri çöze çöze evrenin varolduğunu anlar."

Verlaine ve Mallermé, ayrı ayrı yaşam biçimleri içinde çevrelerine toplanan genç şairlere yıllar boyunca şiirin sırrını anlatmaya çalıştılar. Bu iki şairin etraflarında toplanan şairlere Dekadanlar adı takıldı. Ancak Jean Moréas' ın ortaya attığı simgelicik kelimesi tutundu ve parnassizmden sonra gelişen bu yeni akıma simgecilik adı verildi. Gerçekçilik ve natüralizmin yaşamdan kovmaya çalıştığı düşler edebiyata simgecilik ile geri dönmüş oldu.

18 Eylül 1886 da Figaro Littéraire' de simgeciliğin bildirisi yayımlandı. Anlatımda, maddi olmayan akıcı, fısıltıya benzeyen büyülü mısralar, yalnız kulağa değil doğrudan doğruya ruha seslenen mısralar, gölge dolu simgelerle his ve hayallerimizde ürpermeler uyandıran bir müziğe ihtiyaç vardı. Bu ise sözden ziyade müziğe yakın bir dille mümkün olabilirdi. Şiirin alanı, gerçek ile bağı kesilince sonsuzluğa doğru gelişmeye başladı. Şiirde bir çok anlamlardan hiç biri ötekine göre doğru ve daha yanlış değildir. Her okuyucu bir şiiri kendi eğilimine ve titreşimine göre algılar.

H.de Régnier, A. Samain, G. Kahn, P. Fort gibi şairler ile gelişen simgecilik, F. Viélé Griffin, M. Maeterlinck gibi yazarlarla tiyatroda da kendine yer bulmuştur.

Yirminci yüzyılın başlarında simgecilik yok olmaya başlamıştı. Ancak, Jean Royére' in ve Phalange dergisinin etrafında toplanan André Gide, Paul Claudel, Paul Valéry gibi şairler bir bildiri ile simgecililerin devamı olduklarını ilan ediyorlardı. 1909 dan itibaren André Gide' din başı çektiği bir gurup yeni-simgeciler adını almıştır.

SÜRECEK ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 340
Kayıt tarihi
: 22.11.06
 
 

1949 Antalya doğumlu, ANSAN üyesi Orman Yüksek Mühendisi, ressam ve öykü yazarıyım. KAKTÜS MEDYA ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster