Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '08

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
561
 

Edirne’deydim…

Edirne’deydim…
 

“Acayip” bir sis vardı…

Sisin içinde her türlü nesne gerçekliğini yitirmiş görünüyordu… Bu bir illüzyondu ve ben de aynı yanılsamanın parçasıydım sanki… Bir hayal perdesinde geçiyordu o an hayat…

Bunları sisin içinde yürürken düşünmem o anı daha da alık bir biçimde algılamama neden oluyordu sanırım… Hem sis hem bu alıklık, bir arabanın altında ezilmeme yetecekken, neysek ki ulaştım Selimiye’nin olduğu açıklığa…

Selimiye yerinde yoktu… Sinan sırtını Selimiye’ye dönmüş öyle oturuyordu, büyük eserinin yok olduğundan habersiz… Yine de fark ettirmemek için durumu, öyle yürüyüp geçtim önünden…

Sis bir bakıma karanlık gibi… Görme yetisini azaltan bir şey… Karanlıktasın ve seni takip edip, yakın çevreni aydınlatan bir ışık huzmesinin olduğunu düşün, öyle işte… Bu karanlığın rengi siyah değil bir de…

Sinan’ı epey bir geçince, tekrar dönüp baktım Selimiye’nin olduğu yüksekliğe… Silueti dahi görülmüyordu… Olduğunu bildiğim yerde gri bir boşluk vardı… Garip bir duygu bu… Sanki sisi elimle şöyle bir yelpazelesem kesme taştan duvarları çıkacaktı ortaya…

Araç trafiğinin yoğun olduğu caddeyi karşıya geçmem gerektiğinde bu düşüncelerin hepsini uzaklaştırdım kafamdan… İyi bir konsantrasyona ihtiyacım vardı ezilmemek için çünkü…

Karşı kaldırıma geçince biraz daha yürüdüm soğukta…

Eksi(-) 5 derece imiş hava sıcaklığı… Saatle sıcaklığı dönüşümlü gösteren elektronik tabelada yazıyordu… Ben çok daha eksi hissediyordum oysa… Bir süre tabelayı izledim, (-) 5’te ısrar etti…

“En ince dallarına kadar buzla kaplanmış ağaçlar, kırılgan kristal heykellere benziyordu…” Yürürken, gerçekten çok etkileyici görünen ağaçlara bakarak düşündüm bunu… Ama o an kurduğum daha güzel bir cümleydi sanki… Şimdi bu kadarı kalmış aklımda…

Daha da eksiye düşünce hissettiğim sıcaklık, dolmuşa bindim… Dolmuşta ilahi, türkü benzeri bir şey çalıyordu kasetten;

Edirne ovasında
Serpildim kaldım
Arçlıyım tükendi
Evladı sattım
O viran babamı
Yolda bıraktım


Edirne ovasında
Naneler biter
Nanenin kokusu
Cihana yeter
Ah, şu macırlık
Ölümden beter…

“Macır”, muhacirin Trakyacası... Göçmen yani... Göçmenliğin haleti ruhiyesini böylesine güzel anlatan bir başka söylenceyle karşılaşmadım bu güne kadar...

Kaldığım otele geldim, gayet sıcaktı odam… Yürürken, aklıma gelen cümleleri, düşünceleri daha sonra toparlayıp yazmak için not ederim diye düşünmüştüm… Ama yatağım öyle kendine çekiyordu ki beni, vazgeçip akşam yemeğine kadar kestirmenin en iyisi olacağına karar verdim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aaaaa, ben de dün II. Beyazıt Külliyesi'ni inceledim yeniden, müzikterapi yazım için. Ne güzeldi Edirne, diye geçirdim içimden. Umarım senin için güzel bir gezi olmuştur. Ciğer de yemişindir sen, afiyet olsun. Sevgilerimle.

Kwan Yin 
 16.01.2008 9:35
Cevap :
Yedim yedim sağol... Aklıma geldin yerken ne diyim:) Benim makamım neva... Bir ara ne kadar sık dinlemiştim bunu... Baharda gidersem gezicem şifahaneyi... Sevgiler...  16.01.2008 11:46
 

1990'dı galiba. Jivkov Bulgaristan Türklerine kötü davranınca bir göç dalgası gelmişti ülkemize... Çadır kentler kurulmuştu Edirne'de. O sırada Kapıkule gümrüğünde haber yapıyorduk ve oralarda sabahlıyorduk. Çadırlara yağmur yağıyordu ama onlar hiç de etkilenmiyorlardı. Bu topraklarda uyumak çok güvenliydi onlar için. Bir de kare şeklindeki otomobillerini hatırlıyorum. Moskoviç mi ne diyorlardı... zaman nasıl da geçmiş. Rumeli insanının böyle bir kaderi var galiba. Macirlik zor iş be ya:)

vakayinüvis 
 15.01.2008 22:48
Cevap :
Çok hoş bilgiler gerçekten... Moskoviçi sizden duydum... İnternette araştırınca satılık ilanları ile karşılaştım:) 3-4 bin lira arası... Çok hoş görüntüleri var... Evet mübadeleler, zorunlu göçler... Ama çok hoş insanlar Ö lerin yerine ü kullanmalarına bayılırım; "Te büle be ya":) Mustafa Kemal'inde çok ağdalı olmayan bir rumeli şivesi ile konuştuğunu bunun ona ayrı bir karizma kattığını okumuştum bir yerde... Sevgiler..  16.01.2008 9:21
 

Sevgili Serdar Bey öyle güzel anlatmışsınız ki aklımın içinde hiç görmediğim yerlerde yolculuğa çıktım. Teşekkürler. Sevgim ve saygımla size...

Fulya 
 15.01.2008 22:09
Cevap :
Beğeniniz için teşekkürler... Edirne'yi tavsiye ederim... Baharda çok daha güzel oluyor... Sevgilerimle...  16.01.2008 9:08
 

Sonra da masalla gerçek arası bir yazı yaz. Yoksa rüya gördün de onu mu yazdın.:) Eline, yüreğine sağlık arkadaşım. Sevgiler, maviyle. (Edirne? Yine bir toplantı mı?)

derinmavi.. 
 15.01.2008 10:28
Cevap :
Çok teşekkür ederim... Evet gündüz rüyası gibi:) Toplantı evet, bu cumartesi de Ankarada:) Ben de kendimi göçmen/göçebe gibi hissediyorum bazen... Sevgilerimle...  15.01.2008 11:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1503
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster