Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
220
 

Editörlerimizle konuştuk: "Ağzı var, dili yok, klavyesi var, bloğu yok, çok anılır, soranları yok."

Editörlerimizle konuştuk: "Ağzı var, dili yok, klavyesi var, bloğu yok, çok anılır, soranları yok."
 

Bunca yıldır yazıp çiziyoruz şu blog’larda. Kimimiz yeni başladı. Kimilerinin çiçeği burnunda.

Ben şahsen, 10 cu yıla girdim. Dile kolay. İki fakülte bitirilecek kadar bir zaman. Ne senelik izni var, ne kıdem tazminatı, ne ikramiyesi var, ne emekliliği var.

Daha daha, dahası var. “Blog ailesindeniz” deriz böbürlenerek. Gel gör ki, ne sünnetimize gelirler, ne nikahımıza gelirler, ne de ölülerimizin ardından bir maşrapa su dökerler. Ailedeniz güya ama, mutlu günlerinde ne çiçeklerini görürüz, ne de yüzlerini. Karşılaşsak, tanıyamayız bile. Böyle aileden olma durumu sakat değil mi biraz?

Biz yazarız, editörler onaylar. Haftada bir  yazılarımız bültenlerle  öne çıkarılır. Kitap yazmışsak kutlarlar, blog toplantılarına da başarılar dilerler. Hepsi o kadar.

Herkes bu bloglarda editörleri merak eder. Ketumdurlar. Dışarı su sızdırmazlar. Kolları kırılsa, yen’lerinin içinde kalır.

Herkes  editörleri anlamaya çalışır, ama çözemez. Bilirler ki onların bıyıklarını balta kesmez. Bıyığı olmayanların da, güzelliklerinden dolayı, yanından geçilmez.

Blog camiasında Türkiye’nin en büyük sitesine mensubuz. Onların editörleri de seçkin ve seçilidir.. Öyle olması lazımdır.. Eee, hiç birini tanımıyor ve herkesler gibi de merak ediyoruz.

Blogculukta, editörün, her birimize emeği olduğu halde, onlar hakkında bir tek fikrimiz bile yok. Ama onlar bizi, biliyorlar. Bu ne iş?   Bırakın şunu bu, "rüyalarımızda bile" bizlere gözükmüyorlar.

Bizim kariyerimiz belli, yazıp çizdiklerimiz, duygularımız, aksiyonlarımız hudutlu. Ya editörler? Onlar, bizden beter. Haklarında hiçbir şey bilmiyoruz.

Mesela mesela, onların kitapları var mı? Kariyerleri nedir ? İçlerinde yakışıklı ve güzel olanları var mı? Yatak yorganları blog kumanda odasında mı? O kadar blog okuyan insan, üstelik gazete de, roman da okuyabilir mi? Di  mi ama, merak ediyor insan.

İzinliyken  blog okuyorlar mı? Rüyalarında blogcu görüyorlar mı? İçimizden beğendikleri var mı? “Şu milliyetçi, şu romantik, şu aksi, şu süt kuzusu, şu ak kaşık, şu ılımlı, şu çok bilmiş, şu aman ha! “ gibi saplantıları mevcut mu?

Takip ettikleri blogcuları var mı? Eh, biz de “hayali röportaj” yapalım dedik. Buna benzer 5 yıl önceki gibi hayali sualler sorduk. O günden bu yana editörler çoğunlukla değişti. Bakalım, dedik, onlarda da bir değişme var mı?

 

         Hani ya, editörlerimizin dünyasını merak ederiz ya. Elçiye zeval olmaz derler. Şunları sorduk, cevaplar aldık:

1- Editör olmasaydınız ne olurdunuz?“Ah bunu ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.”

2- Hiç Blog yazdınız mı?“ Tilkiye, tavuk kebabı yer misin diye bir soru bu, geçiniz”

3- Editörler, blog okuya okuya, dağarcığını zenginleştiriyormuş. “Hep öyle söylenir. Ben rastlamadım. Bilgi, Kamçatka’dan da gelir, Viladivostok’tan da. Neredeyse, gider, bulur, arabaya yükler getiririz.”

4- Bazı blogları okurken “amma da sallamış ha!” veya “Atmış kafadan ki, ne atma! Pes!” dediğiniz zamanlar oldu mu? “Mesleğimiz itibariyle, olumsuza, olumlu yaklaşmayı, şiar edinmişizdir.

5- Rüyanızda blogcuları görüyor musunuz?“Şimdi sırası mı bu sualin? Biz, rüyalarımızı kaybettik. Ne demek yani?!”

6- Bir blog sitesi kursanız, blogculardan yanınıza alacak olduklarınızı belirlediniz  mı? “Olmadı şükür. Kedi her zaman ciğer kebabı yese, tıkanır.”

7- Meslek hayatında sizi en çok üzen olaylar?“Yoğunluktan üzülmeyi, sevinmeyi, yemeği, evi, arkadaşları unuttuk valla.”

8- Blog okuma yoruyor mu? İstirahatta bir mizah veya hiciv sizi güldürebiliyor mu? “ Hayatımız mizah, hayatımız yorgunluk valla”

9- İçinizden kızdığınız blogcu var mı? “Biz kızmayız. Böyle programlanmışızdır. ( Lütfen röportaj sonrası gel de görüşelim. Lütfen bu kısmı yazmayın.)

10- Sizler için gizemli, sır vermez, baş verir diye bir kanaat var. Öylemidir ? “ Gizemli olsan ne yazar, olmasan ne yazar? Gizem, mizem karın doyurmuyor.”

11- Bir sandaldasınız. Birisi blogcu, diğeri genç bir kız var. Sandal devrilse, önce hangisini kurtarırsınız? “ İkisini de. Ne yani, ne demek istiyorsunuz?!”

12- Blogcular arasında, kendinize yakın hissettiğiniz kimse var mı?“Herkese aynı mesafeden bakarım. Yazılara da öyle. Onların yazısı ilgilendirir beni. Şasi’si eğri, kaportası kapanmaz, far ayarı bozuk olanlar da bizden geçer.”

13- Beğendiğiniz blogcuların yazısından dolayı, kendileriyle tanışmak ister misiniz? “Bizler sanal aleme göre yönlendirilmişizdir. Beğeni, yazı okunup, bitinceye kadardır. Bu işler kolay değil öyle!”

14- Editörü tarif eder misiniz? “Ağzı var, dili yok, klavyesi var, bloğu yok. Ananı çok, soranı yok. Arabası var, deposu yok. Blogcusu çok, arkadaşı yok. Çok çalışır, az aşınır, aşındığı ile kalır. Yahut da öyle sanır. Bu işler böyledir.”

15- Blog kategorisine, “Tarağını, takma dişini kaybettim. Göreniniz var mı?” deyip yazı sokuşturanlara  neden geç tavır konulmakta?  ”Blogla ilgisiz yazıyı, bu kategoriye sokanları, tanıyoruz, biliyoruz. ‘Bir arkadaşa bakıp çıkacam’ demeğe getirirler ama, atladığımız da oluyor haliyle.

16- Kitabınız var mı? “Kitabı olmayana “kitapsız” denildiğini bilmiyorum mu zannediyorsunuz. Onu öyle sormayalım lütfen.

17- Sizce az yazan mı, sıklıkla yazan mı makbuldür? “Tarlanın ufak taşlısı, ineğin öküz başlısı, berberin solumazı, tellağın terlememesi, nasıl makbulse, az yazan da öylesi makbuldür.”

18- Hatırladığınızda kaşlarınızı çattığınız blogcular oluyor mu?“Bunu ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.”

19- Hoşunuza giden bloglar çoğunlukta mı? Kaliteler nasıl?  “Bizim de kendimize göre kıstaslarımız var. O yüzden de bizleri ketum bilirsiniz. Bizde öyle arkadaşlar var ki, ağzına vur, lokmasını al. Siz mesela, sabahtan beri sorar da sorarsınız. Oldu olacak, ‘etimiz kemiğimiz, böbreğimiz var mı? Sabahları süt içer misiniz? diye de sorun bari!”

20- Blogcunun imzasını görmeseniz dahi, onu, üslubundan dolayı tanıyabilir misiniz? “Mesleğimizin bam teline bastınız. Zurnanın zırt dediği yer işte burasıdır. Siz de az değilsiniz hani.”

21- Bir çırpıda bloğun ağır toplarını sayabilir misiniz? " Hıımmmmmm! Bunu bana soran "Hafif toplarını da, işe yaramayanını da sorar. En iyisi, bu sualinizi es geçeyeim, gramaja bile gelmeyen bazı hafif toplar gücenmesin.

Röportaj sona erdiği zaman, “ hayali editör” muhatabıma, teşekkür ettim. O da, ziyanı yok, 750 adet yazıyı okumaktan oldum. Şimdi telafi ederim “ dedi. El sıkışıp ayrıldık.

N O T: Bundan önceki 4 yıl önce, aynı yazının (İLK) versiyonu bu link'tedir. Ve editörlerimiz hakkındaki ilk yazıdır blog'larda. Okumak için taklayın.

http://blog.milliyet.com.tr/Editorlerimiz_ve_biz___/Blog/?BlogNo=92773

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"İlk defa yorum yazmış"...Utanmadan, sıkılmadan bir de yalan söylüyor. İki dakika "delikanlı" olacak kapasitesi yok! Sorun bakalım "AŞK İÇİN" rumuzuyla size yorum yazmış mı, yazmamış mı? Kıvırır, anında kıvırır.

Ümit Culduz  
 20.01.2016 22:22
Cevap :
Ümit Bey. Onun cemayüzievvelini bilen bir kişi olarak, bu bloglarda en iyi tercüman sizsiniz. Sorulacak çok şeyler var ama, ben sormuyorum. İlk defa sizden duydum. Demek ilk defa bana yorum yazmıyormuş. Başka başka isimlerle yorum yazan kişi, sizce ruh hastası mıdır?Yoksa biz hastahane mi açtık ? Bu ne iş? Bir insan neden yalan söyler? Demek bu arkadaş, başka başka adlar altında yazıyor. Ve bir de yorum yapıyor. Bir de diyor ki: " Varlığımdan ilk defa haberdar oluyorsunuz belki" diyor. Sormak lazım pek çok varlığı var ortada hayalet gibi dolaşan. Ben hangi biriyle tanışabilirim ki . Durduk yerde canım sıkıldı şimdi. O, İndra Gandi olarak kalmağa mahkum bu kafayla. Ama, hep merak etmişimdir. Bu vatandaşa bu kadar kızılacak başka marifetleri de mi var?  20.01.2016 23:04
 

Çok eğlenceli. Helal olsun!

Erdal Ceyhan 
 20.01.2016 21:40
Cevap :
Kafa gözler yarılmak üzere, sen de "helal olsun" diyorsun. İyi valla. ))))) Selamlar  21.01.2016 11:44
 

Merhabalar, MB ailesi değil portalı desek daha doğru olmaz mı? çünkü aile bir bağdır, portal ise isteyenin katılabildiği bir sanal ortam, örneğin (sanırım kulvar farklılığımızdan) ben size ilk defa yorum yazdım, siz hiç yazmadınız ve belki varlığımdan haber bile değilsiniz. MB günlük yaşamda ortak payları olmayanların bile bulunabildiği bir ortam ise; bu yazınız MB nin bir master tezi olabileceğini düşündürdü. Gönül hoşluğuyla...

Kadri KANPAK 
 20.01.2016 9:20
Cevap :
Daha sıcak olsun diye bu aile kelimesini kullanıyorum. Portal'dan kimse bir şey anlamaz.İdaremiz,yığınla portal'ın nicelik ve niteliklerini, çok değişik seksiyonlarda liste halinde bıktırırcasına bizlere sunmuş zaten. Bunların içinde akla kara seçimi yapıp,canımızın daraldığı dakikalar olmuşken,bir de "Portalla", canımızı mı daraltak,sızlayak da yürekten mi olak! ağlayıp da gözden mi olak? Di mi? PORTAL, İnternet sitelerinin öz malı bir bakıma. Çok çok içerikleri barındırır. HİSSİ konularda AİLE'yi, sık kullanırım.Ki, daha tesirli olsun.Yeni iltihaklarla da samimiyet artsın.Bloğu benimsesinler diyedir.Zaten bu sitede benim yaptığım, Eğitimden Kültür sanata, mizahtan, dramatik tablolara haberden turizme, müziğe, sağlığa dair yazılar yazıyorum. Size gelince. Tanışmadık, tanıştırılmadık. Polemiklerden tanımağa çalıştım. Dikkatimi çekti.Ne zaman blog yazısı yazsam, arkasından siz sökün ettiniz. Sizi ben,hep tuhaf karşıladım.Şu an blog yazınızı gözlüyorum zaten.Yazım masterik değil,mizah   20.01.2016 19:55
 

Yazını ilgiyle okudum. Blog yavaş işlemeye başladı. Yazdığım yazılar aradan zaman geçtikten sonra yayınlanıyor ya da uygun bulunmuyor nedense. Bir de yapılan yorumlar haber verilmiyordu.Son zamanlarda bir kıpırdanma var.Hadi hayırlısı!

Erhantigli 
 19.01.2016 18:37
Cevap :
Ben blog idaresinin koyduğu usullere doğrudan girmektense, uzaktan bakıyoır ve teşhis yapıyorum.. Onların iç işidir. Karışmak haddimize değil. Yalnız, 9 yıldır oketumiyet devam ediyor. İlk zamanlardı. Aksayan, geç yayınlanan yorum ve yazılara bakıp bakıp, klavyede bir tutukluk mu var diye, yağ haznesinin deliğini aramıştım blog yapısında. Hey gidi günler. İlk zaamnlardı yine. Prfil nasıl yazılıur ve yayına çıkarılırı, 3 ncü defa sormuştum aynı günde ki, aldık bşr cevap: " Üç defa bunu size anlattık ya" oldu ve yıkıldım...Yine, galerilere resimlerin kabul butonu işlemiyordu. Yüz türlü denedim sonunda isyan ettim. Onlar da bana " Büyük sabrınıza hayran olduk" diye cevap verdiler. Kimdi bilmiyorum. Bütün bun lardan Başak Hanımefendinin haberi var mı? Bilemem. O, birleştirici bir unsur ve yönetici. Biz, ondan alıyoruz rotayı. Demek işler düzeliyor yavaş yavaş. Eeee, düzelsin gari....  20.01.2016 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster